Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Alaturka bir casusluk öyküsü

 Avrupa Birliği Türkiye Temliscisi Büyükelçi Karen Fogg’un internet üzerinden yaptığı yazışmalar Aydınlık Dergisi tarafından “ele geçirildi” ve yayımlanmaya başlandı.
Fogg işinin bir gereği olarak Türkiye’de değişik çevreler ve kişilerle ilişki içinde. Bu ilişkilerinden elde ettiği bilgileri, ulaştığı sonuçları, kişisel yorumlarını bağlı olduğu merkeze bildirmesinde de yadırganacak bir durum yok.

Bunu yaptığı için ne Karen Fogg’u, ne de ilişki içinde bulunduğu kişi ve kuruluşları eleştirebiliriz.
Benzeri faaliyetleri Türkiye’deki bütün büyükelçiler sürdürüyor ve aynı şekilde Türkiye’nin dışardaki temsilcileri de bulundukları yerlerde böyle bir çalışma içindeler.
Fogg’un farkı, pek alışkın olmadığımız türden bir diplomat olmasında. Nitekim yazışmalarında kullandığı üslup ve bunları şifrelemeden açıkça yolluyor olması da bunun bir başka göstergesi.

Hedef ‘içerdekiler’
Ülkelerin istihbarat servislerinin yabancı diplomatların faaliyetleri hakkında bilgi sahibi olmaya çalışmasında ve bunun gereklerini yerine getirmesinde de yadırganacak bir durum yok.
Karen Fogg’un internet üzerinden yaptığı haberleşmenin dinlenmesi ve takip edilmesi de bu çerçeve içinde normal. Fogg eğer gizliliğe yeteri kadar önem veren bir diplomat olsaydı haberleşmesini şifreli olarak yapar, kendisini takip etmeye çalışanların işlerini hiç olmazsa zorlaştırırdı.
Bence asıl sorun istihbarat servislerinin bu faaliyetinin nasıl olup da bir dergiye sızdırıldığında… Ve elbette bunun neden yapıldığında…
Bu “dinleme – izleme” faaliyeti eğer Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından yapıldıysa gerçekten vahim bir durumla karşı karşıyayız.
MİT bu faaliyetinin sonuçlarını neden “sızdırmak” ihtiyacını hissetti?
Amaç Karen Fogg’u zor duruma düşürmek ise bundan istenen sonuç çıkmaz. Çünkü Fogg zaten açıktaki davranış ve konuşmalarıyla da özellikle AB karşıtı çevrelerin tepkisini çekiyor ve bunlara aldırmıyor.
Demek ki amaç daha çok “içerdekileri” zor duruma düşürmek olmalı. Fogg ile şu ya da bu şekilde temas etmiş ve bu temaslarının sonuçları yazışmalara yansımış çevreler… Bunlar bazı sivil toplum kuruluşları ve aralarında gazetecilerden iş adamlarına kadar birçok kişinin olduğu geniş bir grup.
Yazışmaların sızdırılması bu kişi ve kuruluşları bir tür “işbirlikçi hain” olarak göstermek amacına yönelik olmalı.

Açıklanması gereken konular
AB’ye girmek bir devlet politikası olduğuna göre bu yönde faaliyet gösteren kişi ve kuruluşları “hainmiş gibi” göstermeye çalışmak MİT içinde devlet politikalarına karşı bir grubun varlığına mı işaret ediyor?
Eğer yazışmalar MİT tarafından dinlenip izlenmemişse ve bu faaliyet tümüyle “sivilölerce yapıldıysa da ortada çok ciddi bir Anayasa’yı ihlal suçu var.
Fogg ülkemizde yaşamını sürdüren diğer herkes gibi temel kişilik haklarına sahip ve haberleşmenin özelliği ve gizliliği kuralı bu hakların başında geliyor.
MİT, eğer kendi dışında böyle faaliyetler sürdüren “siviller” varsa bunları da izlemek ve sonuçlarını emniyete ve adli makamlara yansıtmak zorundaydı. Bunu yapmamışsa ağır bir görev ihmali durumu var demektir.
Gündüz Aktan dünkü Radikal’de Fogg’un yazışmalarının yanlış anlaşılmaması için geniş kapsamlı bir açıklama yapması gerektiğini yazıyordu. Evet, bu yapılmalıdır: Aydınlık Dergisi elindeki kayıtların tümünü orijinal metniyle yayımlamalı, Fogg da bu kayıtlardaki ifadelerinin aslında ne anlama geldiğini açıklamalıdır.
Ancak en az onun kadar önemlisi bu kayıtları kimin elde ettiğinin ve hangi amaçla Aydınlık’a sızdırıldığının da açıklanmasıdır.