Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Cindy Crawford ile röportaj yapmak

1991 yılının yaz aylarıydı. Körfez krizi bütün dünyanın olduğu gibi Türkiye’nin de ekonomisini alt üst etmişti. Türk basını da zor günler yaşıyordu. Artan maliyetler yüzünden gazete ve dergilerin fiyatları artıyor, bu da satışı etkiliyordu. Ayrıca reklam pazarında da önemli bir daralma vardı.

O zamanlar çalıştığım yayın grubunda dergiler bölümünün başındaydım. Yıllardır yeni binaya taşınmayı beklediğimizi için ertelediğimiz projeler de işte tam bu ekonomik krizin ortasına düşmüştü.

Bu projelerden bir tanesi de haftalık bir haber dergisiydi. Adı Aktüel olacaktı.

Daha önce haftalık haber dergileri ile ilgili ciddi bir deneyimim vardı. Yankı Dergisi’nde yazıişleri müdürlüğü yapmıştım. 1987 yılında da Hürriyet Grubunda Tempo isimli bir haftalık haber dergisi hazırlamış ve yayınlamıştım.

Bu yüzden bir haber dergisinin ne olması, nelerden söz etmesi gerektiği konusunda kendi tecrübelerimden de edindiğim fikirlerim vardı. Onları uygulayabilecek olmanın heyecanını yaşıyordum.

Türkiye gibi ülkelerde haber dergiciliği yapmak son derece zor bir iştir. Bütçeler kısıtlı, kadrolar yetersizdir. Bütün bu olumsuzluklara rağmen yaptığınız iş, batılı örnekleriyle kıyaslanır. Kimsenin aklına Time’in, Stern’in, L’Express’in sahip olduğu imkanların neler olduğunu sorgulamak gelmez.

Seks kokan yapraklar

En ciddi sorunlardan bir tanesi derginin kapağıdır. Bu konuda yetişmiş art direktör, fotoğrafçı gibi elemanları bulamazsınız. Bulsanız bile onların istedikleri bütçeleri harcayamazsınız.

İşte bu tür zorlukları aşmanın yolunu o tarihte kapaklara “güzel kızların fotoğraflarını basmak”ta bulmuştum.

Aktüel çıkana kadar haber dergileri kendi stüdyolarında dar imkanlarla hazırlanmış, foto montaj yapılmış, bir yönüyle de “seks” kokan kapaklar hazırlarlardı.

Ben de “madem ki en ciddi politik konu bile seks unsuru olmazsa satmıyor, o halde kapaklara niye dünyanın en güzel kadınlarının, en iyi fotoğrafçılar tarafından çekilmiş fotoğraflarını koymayalım?” diye düşünmüştüm.

O tarihte birlikte olduğum arkadaşlardan bir kısmı bu fikre karşıydılar. Onların tabiriyle “kimliksiz kızların” derginin imajını zedeleyeceğini düşünüyorlardı. (Aylar sonra ben Aktüel’den ayrılınca yönetici olan bu arkadaşlar büyük bir buluşla “artık konulu kapak yapacağız” dediler. Ama nedense “konu”lu kapakların hepsinde yine yarı çıplak bir kızcağız var!)

Ama ben patronu ve arkadaşlarımı ikna ettim ve Aktüel, kapağında dünyanın en güzel kızlarını basan, kendine özgü bir haftalık haber dergisi olarak piyasaya çıktı. Satışı 80 binlere kadar dayandı.

Kişilik kazandıran fotoğraflar

O dergilerin kapaklarında en çok Cindy Crawford ve Claudia Schiffer’in fotoğrafları basıldı. Çünkü elimizde ikisinin de harika fotoğraflarının yer aldığı takvimler vardı. Patron onları Zürih’ten getirmişti. Biz de onları kesip kesip kullanıyorduk.

O fotoğrafların hepsi ünlü fotoğrafçılar tarafından, ciddi bir çalışma sonucunda çekilmiş oldukları için derginin kapağını çekici kıldılar. Hatta dergiye, karşı çıkanların iddiasının tam tersine bir kişilik de kazandırdılar.

Bu yüzden Cindy ve Claudia ile aramızda çok özel bir ilişkinin var olduğunu düşünüyorum. Yaşadığım sürece bu iki güzel kızı hep hatırlayacağım.

Son zamanlarda gazetelerde ve televizyonlarda “Cindy’ye dedim ki”, “Claudia bana vuruldu” gibi magazin röportajları görüyor ve röportajların sahiplerini de kıskanıyordum.

Bir yandan da merak ediyordum, “Türkçeyi bile zor yazıp, konuşan bu adamlar Cindy ile Claudia ile nasıl konuşabildiler” diye..

İşin aslını Marketing Türkiye Dergisi’nin editörü Gürül Öğüd, dergisinin 15 Nisan tarihli sayısında anlatmış. Meğerse bize özel röportaj diye yutturulan şeyler, özel-mözel değilmiş.

Şimdi sizlere Gürül Öğüd’ün yazısının ilgili bölümünü sunuyorum. Bundan sonra gazetelerde bu tür röportajlar görürseniz, kulağınızın bir kenarında bulunsun diye…

Gurup adına tercümanlık

‘Pespsi Cola’nın Proje Mavi basın toplantısında Cindy Crawford, Claudia Schiffer gibi süper starlar da vardı. Showdan sonra dileyen gazetecilere, bu süper starlara guruplar halinde röportaj imkanı da sağlandı…

Bir ara seyahatimizin Türkiye ayağını başarıyla gerçekleştiren PCI Türkiye’nin PR şirketi Medi Organizasyondan Ece Duyar yanıma geldi ve “Cindy ile görüşecek Türk gazeteciler gurubunda İngilizce problemi var. Yardımcı olur musunuz” dedi. Ülkemiz magazin basınına katkıda bulunmak için kabul ettim. İşin ucunda Cindy ile tanışmak da vardı.

Gazetecileri 8-10 kişilik gruplar halinde masalara oturtmuşlardı. Bizim grubu da masalardan birine yerleştirdiler. Bir iskemle Cindy için boş bırakılmıştı. Ben de boş iskemlenin hemen yanındakine oturdum.

Sıra bizim gruba gelince, Cindy tam yanıma oturdu (Peki itiraf ediyorum, biraz heyecanlandım). Önce grup adına tercümanlık yapacağımı söyledim ve başladım bana aktarılan soruları İngilizceye çevirip, Cindy’ye sormaya.

Bu yaz Türkiye’ye gelip gelmeyeceğinden, İnternet’te yayınlanan resimlerine, başka film çevirip, çevirmeyeceğine kadar magazin muhabirlerimizin sorularını Cindy’ye aktardım. Ama özel televizyon kanallarımızdan birisini temsilen orada bulunan ağabeyimizin “Sor bakalım fantezisi neymiş? Hadi sor sor.. Sorsana” şeklindeki ısrarlarına rağmen, bu tuhaf soruyu sormadım. Röportajdan sonra gruptaki muhabirlerle yaptığımız değerlendirmede fantezi sorusunu sormamakla en doğrusunu yaptığıma karar verildi. Ama ben bu işlerde daha çömez sayılırım. İçime bir şüphe düştü. Acaba Cindy’ye fantezisini sormalı mıydım?