t24.com.tr

Şüpheden savcının yararlandığı bir yargılama

“Seçilmiş İBB Başkanı” Ekrem İmamoğlu’nun 401 kişi ile birlikte yargılandığı davanın sanıklarından Altan Ertürk’ün savunması, Akın Gürlek’i savcılıktan Adalet Bakanlığı koltuğuna taşıyan iddianamenin nasıl hazırlandığını gösteren çok ilginç bir örnek.

Altan Ertürk, Şişli Belediyesi’ne danışmanlık hizmeti veren bir uzman.

Ertürk mahkemedeki savunmasında şöyle anlatıyor:

“Belediyeye 3,5 milyon dolar verildiğini, benim de yediemin olarak bu paranın tesliminde yer aldığım iddia edildi. Bu iddia için hiçbir delil olmadan benim sözüme karşı İlker Aydın’ın sözüyle, tek bir kişinin iddialarıyla tutuklandım. Tutuklandıktan sonra yaklaşık iki ay hiçbir bilgim olmadı. Nihayet kasım ayında iddianame çıktığında, İlker Aydın’ın ifadesini okudum ve şok oldum. Çünkü bana isnat edilen suça gözüyle şahitlik etmediğini, bunun doğruluğunu ancak Cem Erdinç’in teyit edebileceğini söylemesine rağmen, Cem Erdinç’in ifadesinin alınmasına bile gerek duyulmadan, İlker Aydın’ın ifadesiyle tutuklanmışım meğer.”

Ertürk, “icbar suretiyle irtikap” suçlamasıyla yargılanıyor.

Bu suç, Türk Ceza Kanunu’nun 250. Maddesinde düzenlenmiş. İrtikap suçunun “icbar” yani zorlama ile gerçekleşmesi, bu suçun en ağır hali.

Kanun, bu suç için 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası öngörülüyor.

“Kamu görevlisinin, haksız tutum ve davranışlarıyla kişinin haklı bir işini yapmayacağı endişesi yaratarak, kişiyi menfaat sağlamaya mecbur bırakması” olarak tanımlanıyor. “Yüz kızartıcı” bir suç.

Yüz kızartıcı bir suçtan mahkûm edilen bir kişi aynı zamanda seçilme yeterliliğini de kaybeder.

Ertürk 6 aydır tutuklu yargılanıyor. Tutukluluk hali devam edecek mi etmeyecek mi, mahkemenin Nisan ayının ilk günlerinde vereceği kararla belli olacak.

Bir T.C. vatandaşını yüz kızartıcı bir suçla suçlayarak hapiste tutabilmek işte bu kadar kolay.

Tanık, kendisinin suçun işlendiğini görmediğini, bir başkasının görmüş olabileceğini söylüyor ama savcılık zahmet edip o kişiye aynı soruyu sorma gereği görmüyor.

Bir ceza yargılamasında suçun kuşkuya yer bırakmayacak açıklık ve netlikle ispatlanması gerekir.

Suçu ispat yükümlülüğü, iddia sahibine ait bir yükümlülük.

“Şüpheden sanık yararlanır” kuralı, ceza hukukunun en önemli kurallarından biri.

Ancak AKP yargısında tam tersi geçerli: Bu örnekte olduğu gibi şüpheden savcı yararlanıyor!

Ve böyle baştan savma hazırlanmış bir iddianamenin sahibi şu anda Adalet Bakanı ve Hakimler Savcılar Kurulu’nun da başkanı.

İnsan ne diyeceğini bilemiyor.

——————————-

İddialar, en az iki yıl ortada kalacak

Adalet Bakanı Akın Gürlek, CHP Genel Başkanı Özgür Özel hakkında 1 milyon liralık manevi tazminat davası açtı.

Gürlek, Özel’in “sahte belgeler kullanarak sistematik karalama ve iftira kampanyası yürüttüğünü” söylüyor.

Eski AKP Milletvekili Şamil Tayyar’ın söylediğine göre de Özel’e doğrudan yanıt vermemesini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tembihlemiş.

Onun için iddialara yanıt vermek yerine tazminat davası açmaya karar vermiş.

Bizim hukuk düzenimizde manevi tazminatın bir sınırı olmamakla birlikte, mahkemeler tazminatın “zenginleşme aracı” olarak kullanılmamasına özen gösterirler.

Amaç, şikayetçinin ruh huzurunu sağlamaktır, bu yolla zenginleşmesi değil.

1 milyon lira bu açıdan hayli iddialı bir rakam.

Meslek hayatında hakimlik ve savcılık kariyeri de bulunan bir hukukçunun bunu bilmiyor olması elbette mümkün değil.

Ama belli ki rakamı yüksek tutarak iddiaların ne kadar geçersiz olduğunu anlatmaya çalışıyor.

Geçen gün de yazmıştım bizim mahkemelerimizde bir manevi tazminat davasının sonuçlanması 2 ile 3 yıl arasında gerçekleşiyor.

Adalet Bakanı’na özel bir uygulama yapılmayacağını da varsayarsak minimum iki yıl!

İki yıl süreyle bu iddialar ortada kalacak demektir.

Oysa bu kadar beklemeye ne gerek var?

E – Devlet’ten tapu kayıtlarına ilişkin bir çıktı alıp açıklamak yeterli olurdu.

——————————————–