Adalet Bakanı Akın Gürlek, “vatandaşların adalete erişiminin kolaylaştırılacağını” açıkladı.
Bu sözlerini okuyunca merak ettim; “daha göreve yeni gelmişti, niye istifa ediyor” diye!
Bakan Gürlek göreve geldiğinden sonra adalete olan güven kaç puan düştü, bunu henüz bilmiyoruz.
Göreve geleli 5 ay kadar oluyor, gelecek yılın “adalete güven endekslerinde” net durumu göreceğiz.
Ancak süren yargılamalara, yazımında bizzat çalıştığı iddianamelerin kofluğuna bakacak olursak durum pek parlak sayılmaz.
Adalet sistemimizin uygulamalarına bakınca “adalete erişim”, biz sıradan Türkler için artık hayal mertebesinde.
Varlıklı kişilerin adalete biraz zorlanarak da olsa ulaşabildiklerini duyuyorum ama “dedikodudur” deyip geçiyorum.
Hangi savcı, hangi hâkim “tutuklamama karşılığı şu kadar milyon Dolar, bu kadar milyon Euro, şu kadar kilo altın” isteyecek kadar alçalmış olabilir ki diye aklımdan geçiriyorum.
Bu dedikoduları şahsen ben ciddiye almıyorum ama bence bakanlık ciddiye alsa iyi olur, çünkü çok konuşuluyor.
Bana öyle geliyor ki birtakım çeteler türedi, hâkime, savcıya vereceğiz diye milletten para tırtıklıyor.
Kim bilir, bakarsınız günün birinde iktidar değişince “etkin pişmanlıktan yararlanmak isteyenler” de çıkar, o zaman öğreniriz.
Gerçi sadece itirafçı ifadesiyle kimse suçlanmamalı ama bunu gelecekte birilerinin ağzından duymayı çok isterim doğrusu.
Adalet Bakanı’nın “adalete erişim kolaylaşacak” açıklamasının nedeni meğerse havaalanlarında 7 gün 24 saat aralıksız çalışacak “Adliye ek hizmet birimlerinin” yaygınlaştırılması kararıymış.
Antalya Havalimanı’nda pilot uygulama başarılı olmuş, diğer havaalanlarında da adalete kolayca erişebilecekmişiz!
Yalnız burada bir yanlış anlamaya da meydan vermek istemem: Bunların yaygınlaştırılmasının nedeni “normal adliyelerde adalete erişemedik, bir de bunu deneyelim” diye değil.
Temel amaç “haklarında yurt içi çıkış yasağı veya yakalama kararı bulunan yolcuların işlemlerini” hızlıca yapabilmek!
Adamlar havaalanında yakalandıktan sonra birkaç gün nezarette beklemesinler, hemen tutuklanıp, cezaevine yollanabilsinler diye sanırım!
Bu da normal tabii: Adalet Bakanı’nın Akın Gürlek olduğu bir ülkede, hızlı tutuklamanın “adalete kolay erişim” diye tanımlanması yani!
———————————
Kılıçdaroğlu’na sokakta yürüme teklifi
Recep Tayyip Erdoğan’ın bir daha seçilememe korkusunu yenebilmesi için CHP’nin başına oturtulan Kemal Kılıçdaroğlu ve çetesinin, AKP’ye bir seçim zaferi daha ikram etmeden bu işin peşini bırakmayacağını tahmin ediyordum, bu artık kesinleşti sayılır.
Geçtiğimiz cumartesi günü Türkiye gazetesinde yayınlanan bir habere göre Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkanlığa tayin edilmesinden bu yana CHP’nin oyları yüzde 7 kadar erimiş.
Kılıçdaroğlu ekibinin yaptırdığı bu araştırmaya göre CHP’nin oyu Özel’in parti kurması halinde yüzde 13 – 14’lere kadar da gerileyebilecekmiş.
Merak ettim, araştırma sonuçları ellerine geçtiğinde Kılıçdaroğlu’nun odasında bir de kutlama partisi yaptılar mı; “hedefimize ulaşıyoruz” diyerekten!
Aslına bakarsanız “Özel’in parti kurması halinde CHP’nin oyu yüzde 13 – 14” tahmini bile hayli abartılı geliyor bana.
Çarşıda, pazarda gördüğüm havaya dayanarak bunu söylüyorum.
Kendi çevrem bu konuda referans sayılmaz, bir bölümü eski seçimlerde oy vermiş olsalar da zaten CHP’li de değil.
Ama onun dışında çarşıda, pazarda, sokakta yürürken, havaalanında beklerken daha bir tek kişi görmedim ki “Kılıçdaroğlu’nun döndüğü çok iyi oldu” desin.
Aslında Kılıçdaroğlu’nun bunu test edebilmesinin yolu da var, araştırma yaptırmasına gerek yok.
Bir gün CHP’nin en çok oy aldığı herhangi bir mahallede semt pazarına gitsin ya da çarşıda şöyle bir tur atsın. Örgütlü bir tepkiye meydan vermemek için nereye gittiğini kimseyle de paylaşmasın.
Öyle bir yerde insanların elini sıkarak, hâl hatır sorarak 10 dakika yürümeyi denesin.
Yürüyemeyeceğine iddiaya girerim.
Tükürük sağanağına yakalanma olasılığı da hafife alınmamalı derim.
Böyle 10 mahalle gezsin, bir tekinde alkışlanmayı başarsın, ona bir takım elbise alırım.
İddiayı kazanırsam onun bana bir şey almasına gerek yok, o görüntüleri izlemek benim için yeterli bir ödül olacaktır.
Ama bunu yapamaz, benim gibi kendisi de biliyor olmalı.
Onun görevi partisini yüzde 2 – 3 oy oranına düşürse bile yerine getirilmiş demektir.
Hele yüzde 5 filan, Recep Tayyip Erdoğan için “hayali cihan değer”!
Kılıçdaroğlu da böylece CHP’nin başına oturtulmasının karşılığını vermiş olur.
——————————-
