Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin il başkanlarıyla yaptığı toplantıda uzun süre isimsiz kaldıktan sonra “Terörsüz Türkiye Süreci” adı verilen “şey” üzerinden CHP’yi eleştirdi.
Cumhurbaşkanı’na göre bu konuda “mesafe kat edilmiş”.
Cumhur ittifakının komisyonda “yapıcı ve çözüm odaklı” bir yol izlediğini ancak CHP’nin “kolaya kaçarak, çözüm üretmediğini ve somut öneri sunmadığını” söyledi.
Cumhurbaşkanı bunu söylerken, komisyona sunulan ve okuması çok da eğlenceli olmayan raporları kimsenin okumamış olabileceği fikrinden hareket ediyordu sanırım.
“Nasıl olsa kimse okumamıştır, işin burada kilitlenmesinde suçu CHP’nin üzerine yıkalım gitsin” diye mi düşündü acaba?
Bu “süreç”, iktidardaki koalisyonun ortağı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, “Öcalan gelsin TBMM’de konuşsun, örgütünü feshettiğini açıklasın, biz de demokratik siyaset yapmanın yollarını açalım” minvalinde konuşmasıyla başladı.
Bahçeli, bir de “yol haritası” vermiş, Öcalan’ın örgütünü feshettiğini açıklamasından sonra sıranın “siyasi ve hukuki reformlarla demokrasi ve sivil siyasetin güçlendirilmesine” geleceğini söylemişti.
Örgüt kendisini feshettiğini açıkladı.
Hatta hatırlarsınız bizzat Cumhurbaşkanı’nın kendisi de Öcalan’ın çağrısının ardından silah yakma gösterisi yapılınca bu örgütten söz ederken “münfesih örgüt” tanımını kullandı.
Şimdi neden CHP’nin “kolaya kaçtığını” söylüyor; bu yüzden anlamlandıramadım.
Ayrıca AKP ve MHP’nin raporları da Türk vatandaşlarının en temel demokratik taleplerinin gerçekleşmesinin, terör örgütünün insafına bırakıldığını da söyleyebilirim.
Taş nerede, altına konulan el nerede?
Şunu söylemek zorundayım ki bugünün Türkiye’sinde “zor olan şeyler” esasen şunlar:
Demokrasi istemek, kişisel hakları serbestçe kullanmayı talep etmek, hukuk devletinin gereklerine uyulmasını beklemek gibi şeyler!
Aslına bakarsanız hapse girmeyi filan göze alırsanız istemek kolay da iktidarın bunların gereklerini yerine getirmesinde daha çok sıkıntı çıkar.
Bugünkü rejime temel karakterini veren otokratik anlayışın sonucu bu.
Mesela, kafasına bir bez sarıp, elindeki yüzüğü göstererek AKP dönemi zenginlerin sonradan görmüşlüğüyle dalga geçen Murat Övüç bu yüzden tutuklu.
Övüç bu hareketiyle “halkı kin ve düşmanlığa tahrik etti” deniliyor ama ortada tahrik olmuş kimse de yoktu.
İnsanların lekelenmeme hakkına saygı gösterilsin diyoruz; “devletime güveniyorum” diyerek cep telefonunun şifresini savcılığa veren genç kadının en özel yazışmaları bile gazetelerde yayınlanabiliyor.
Fatih Altaylı’nın ve Enver Aysever’in hapse atılmasından tutun, Selahattin Demirtaş, Osman Kavala, Tayfun Kahraman, Can Atalay haklarındaki yüksek mahkeme kararlarının uygulanmamasına kadar varan bir dizi hukuksuzluğun nedeni de aynı şey.
Bakın Barış Terkoğlu sadece gazetecilik yaptığı için dün jandarma tarafından gözaltına alındı.
Herkesin bildiği şeyleri paylaşırsanız “halkı yanıltıcı bilgi yayıyorsun” diye hapse atılmanız da son derece kolay.
Yani diyeceğim şu ki günümüz Türkiye’sinde demokratik hakları talep etmek için elini taşın altına koymak yetmiyor, kafanı altına uzatmalısın.
——————————
Demokrasi, PKK’nın insafına mı kaldı?
MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, koalisyon ortaklarının TBMM Komisyonu’na verdikleri raporu değerlendirdikten sonra şunu söyledi:
“Hukuki – siyasal reformlar terörün tamamen bitirilmesi şartına bağlı.”
Böylece şunu öğrenmiş oluyoruz ki Türkiye Cumhuriyeti’nin kanunlara saygılı, kendisini diğer medeni devletlerin vatandaşlarından daha eksik görmeyen T.C. vatandaşlarının, medeni bir demokraside yaşayabilmesi, bir terör örgütünün kararına bağlı!
Terörist diye tarif edilenler, hukuki ve siyasi reformlar yapılmadı diye bu eylemleri yapmadılar.
Abdullah Öcalan’ın bizzat söylediği gibi, ayrılıkçı bir hareket “aşırı milliyetçi bir savruluşla” şiddete de başvurdu.
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının özgürce siyaset yapabilmelerinin önünü açmak, fikir açıklamanın suç olmaktan çıkarılmasını sağlamak bu örgütün insafına mı kalacak?
Bir ülkede hukuki ve siyasi reformlara ihtiyaç varsa o reformlar o ülkenin tüm vatandaşları için yapılır.
Bundan herkes yararlanır.
Demokratik haklar adı üzerinde haktır, terörden vazgeçmenin ödülü değil.
——————————–
Temiz eller!
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, asgari ücretin açıklanmasının ardından şunu söyledi:
“Milletin bir kör kuruşunu dahi boşa harcamadan tek bir lirasına dahi kirli ellerin uzanmasına müsaade etmeden çalışacağız.”
——————————
