Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

FENERBAHÇE’nin Gaziantep’te ne yaptığını soracak olanlara anlatabileceğim bir pozisyon var:

Maçın 43. dakikasıydı, top İsmail Köybaşı’na doğru açıldı, o da soldan gitti, ceza sahasına kesti, Sow zıpladı, top üstünden geçti, boşa düştü ama ne gelen vardı, ne de giden. Defans topa rahatça sahip oldu, Sow eliyle arkasından gelmesini beklediği arkadaşlarına “hareketli olun” anlamında bir hareket yaptı.
Bundan üç dakika önce aynı hareket Ozan Tufan tarafından kendisine de yapılmıştı.
Fenerbahçe açısından maçın özeti buydu.
Herkes topun ayağına gelmesini bekliyor, Lens ve Alper hareketlenip, topla kat etmeyi başarabilirse bir şeyler oluyor, yapamazlarsa top geri dönüyor.
Kimse boşa çıkmıyor, kimse risk almıyor, kimse oyunun gidişini kestirip pozisyonunu değiştirmiyor.
Maç boyunca bunu bir kez yaptılar, Lens aldı, verdi, top Alper’e uzatıldı, o defansın arkasına doğru kesti, oraya koşan Lens golü attı.
Volkan’ın kaçırmasını artık normal karşıladığımız pozisyonlarının doğuşunda da aynı hareketlilik vardı.
İstatistiklere bakarsanız topun daha çok Fenerbahçe’de kaldığını görüyorsunuz ama hiç bir anlamı olmayan, çok ender olarak pozisyona dönüşebilen bir sahiplik bu.

ALEX SANDALYE ATSA
Böyle iddialı konuşmayı sevmem ama bu takımda, futbolu bırakmış Alex hala oynar ve sahanın ortasına bir sandalye atıp otursa bile fark yaratmayı başarabilir.

Normal olarak Fenerbahçe için şampiyonluk bu sezon için bir hayal bile olamaz. Ama ikinci olarak Şampiyonlar Ligi şansı yakalamak bir hedef olarak önlerinde duruyor olmalı fakat bunu başarabilecek bir reaksiyon ne takımda var, ne de teknik direktörde. 75. dakikada Alper’in çıkıp, kenarda Salih gibi çok küçük de olsa bir fark yaratma olasılığı olan oyuncu dururken De Souza’nın oyuna girmesi, Advocaat’ın da “bu lig bir an önce bitsin de evimize gidelim” diye düşündüğünü gösteriyor.

F.Bahçe bu maçta bir puan alabildiyse bir tek nedeni var: Ligin en zayıf takımıyla oynadılar.