Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Böyle anılmak herkese nasip olsa

İNSAN yaşamının bazen ne kadar büyük tesadüflere tanık olabileceğinin bir örneğini 5 Kasım günü yaşadık.

Bülent Ecevit, 14 Mayıs 1972 günü siyasi tarihimizin en önemli olaylarından birinin kahramanı olmuştu.

O gün toplanan CHP Olağanüstü Kurultayı, 8 Mayıs’ta istifa etmek zorunda kalan İsmet İnönü’nün yerine Bülent Ecevit’i genel başkanlığa getirmişti.

14 Mayıs’ın ilginçliği, İsmet İnönü’nün kaybettiği ilk genel seçimin (1950) de o güne denk gelmesinden kaynaklanıyor. Bu aynı zamanda ülkemizde iktidarın ilk kez demokratik bir seçim sonucunda el değiştirmesinin de yıldönümü.

Bülent Ecevit’e karşı giriştiği siyasi kavgayı kaybeden İsmet İnönü’nün aktif siyasetten tamamen çekilmesi, 5 Kasım 1972 tarihinde CHP üyeliğinden de istifa etmesiyle gerçekleşmişti.

Ve bir başka 5 Kasım günü, Bülent Ecevit aramızdan ayrıldı.

Tesadüfün bu kadarına ne demek gerekir, bilemiyorum.

Dün internette başta Hürriyet olmak üzere, değişik sitelerin Ecevit için açtıkları bölümlere yazılmış okuyucu yorumlarını da okudum.

O yorumları okurken de şunu düşündüm: Keşke ölümden sonra böyle anılmak herkese nasip olsa.

Vatandaşların yazdıkları o üç-beş satırlık yorumlardan taşan şey, büyük bir sevgi ve saygıdan başka bir şey değildi.

Gündemde olduğu on yıllar boyunca ismini kirletmeden muhafaza etme başarısı gösterebilmiş bir insanın anısı karşısında saygıyla eğilen binlerce vatandaşın duygularını burada aktarabilmeme olanak yok.

Bülent Ecevit ile bir gazeteci olarak 1975 senesinden beri çok sık karşılaştım.

Herkes gibi onu hayranlıkla izlediğim günler de oldu, yaptıklarına kızdığım dönemler de.

Ama şimdi şunu fark ediyorum ki, bütün bu dönemler boyunca ona karşı hislerimde değişmeyen tek şey, duyduğum saygı idi.

Türk ulusu çok değerli evladından birini kaybetti. Nur içinde yatsın, hepimizin başı sağolsun.

Şaka değil, ayniyle vaki!

BABA tarafından Türk, anne tarafından Fransız bir yazar, Ankara ve İstanbul ile ilgili olarak yazmakta olduğu bir kitap için Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin “bilgi edinme” adresine bir e-posta gönderdi.

İznini alamadığım için yazarın adını veremiyorum, ama şu kadarını söyleyebilirim: Soyadını söylesem herkes kolayca kim olduğunu çıkaracaktır.

Sözünü ettiğim yazarın TBMM’den talep ettiği “bilgi”, kurumun “açık adresi”nden başka bir şey değildi.

Yazara TBMM Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden şöyle bir e-posta ile yanıt verildi:

“TBMM Başkanlığı Bilgi Edinme Hakkı Uygulama Yönetmeliği’nin 7. maddesinin 1 ve 2. fıkralarında, ’bilgi edinme başvurusu, gerçek kişiler tarafından başvuru sahibinin adı ve soyadı, imzası, oturma yeri veya iş adresi, tüzel kişiler tarafından tüzel kişinin unvanı, adresi, yetkili kişinin imzası ve yetki belgesini içeren dilekçeyle; bizzat, faks, posta veya elektronik posta ile yapılabilir. Elektronik posta ile yapılan başvurularda tüzel kişilerde yetkili kişinin yetki belgesi ve T.C. kimlik numarası aranır’ denilmektedir. Yasal şekil şartlarını içermeyen başvurunuz, belirtilen gerekçelerle işleme konulmamıştır.”

Bu metnin altına da “yasal şekil şartlarına uyan” başvurunun hangi adrese yapılacağı belirtilmiş: “TBMM, Bakanlıklar-Ankara.”

Birisi adres soruyor ve ona isteğinin şekil eksikliği nedeniyle işleme konulmadığını bildiren yazının altına adres yazılıyor!

Bu topraklarda yaşamın içinden kaynaklanan mizahın hiçbir zaman eksik olmayacağını gösteren bu örneği okurken Aziz Nesin’i de rahmetle andım.

Kediyi merak öldürür!

İNTERNET sitelerinde “çocuk pornosu” başlığıyla arama yapma rekorunun İstanbul, Ankara, İzmir gibi Türkiye’nin büyük şehirlerine ait olduğuna ilişkin bir haber geçenlerde Hürriyet’te yayımlandı.

Türkiye’de bu kadar çok sayıda sapığın bulunabileceğine ihtimal vermiyorum.

Belli ki son günlerde artan çocuk pornosu olayları nedeniyle vatandaşlarımız bir meraka kapılmışlar.

Ve bu meraklarının sonucunda da Türkiye, çocuk pornosu sitesi aranmasında rekora koşmuş.

Ülkemiz adına gerçekten utanç verici bir durum.

Çok daha önemli bir sürü konuyu merak etmeyen insanların, böyle bir sapıklığın nasıl bir şey olduğunu merak etmeleri üzerinde durmak gerek.

Elbette sosyolog ve psikologlar, biz gazetecilerden daha kapsamlı yanıtlar getireceklerdir bu konuya.

Ben şunu söylemek ve uyarmak istiyorum: Bugün basit bir merak için girdiğiniz bir site, başınıza telafisi olanaksız dertler açabilir.

Bu siteler başta ABD olmak üzere birçok ülkede (ve ülkemizde de) polis tarafından çok sıkı izleniyor ve sitelerin ziyaretçileri hakkında soruşturmalar yürütülüyor.

Hem ülkemizin adını lekelememek, hem de başınıza dert açmamak için bu sitelerden ve bu meraktan uzak durun.