Cumhurbaşkanı’nın çocuklarının ciddi bir giysi sorunu varmış, son açıklamalarından bunu öğrenmiş olduk.
İlk açıklama Bilal Erdoğan’dan gelmişti.
Bilal Bey, “batıdan aldığımız ceket ve kravat benim kültürüm değil, şalvar giymek isterim” demişti.
Küçük kardeşi Sümeyye Erdoğan – Albayrak daha da açık konuştu:
“Benim özellikle kamusal alana çıkarken giydiklerim ne tesettür olarak ne rahatlık olarak benim isteklerime cevap vermiyor. Bir çoğumuz için de böyle olabilir. Tam olarak beni yansıtmıyor. Ama tabii özel hayatım daha farklı olabilir. Şalvarımı rahat rahat giyebilirim, ki muhteşem tasarım bana göre. Bir gün kıymeti anlaşılacak diye düşünüyorum. Ama işte nedir, toplumsal kabul görme, belli bir küresel zihniyetle yönlendirilen moda anlayışı. Bunlar bizim rahatlık ya da değerlerimizden gelen tercihlerimizin bile önüne geçebilir halde bizim hayatımızı yönlendiriyor.”
Bu sözlerden anlıyorum ki siyasal İslamcı cenahta ciddi bir giysi baskısı var.
Oysa yakın zamana kadar “isteyen istediğini giysin kardeşim” diyenler, toplumumuzun o kesiminden çıkıyordu.
Tabii isteyen istediğini giyecek demişlerdi diye mini etek, şort filan serbest zannetmeyin.
Bunları giyenlere karışmak serbest olmalı ki karışanın başına bir şey gelmiyor.
Bilal Bey kardeşimiz neden şalvar giymek istediği halde kendisini pantolon cekete mecbur hissediyor?
Bu sorunun yanıtı bende yok.
Kim onu şalvar giydi diye eleştirebilir ki?
Sadece Arapların giydiği türden savb (beyaz, entariye benzer bir erkek giysisi) giymesinde sıkıntı olabilir.
O da giymesi ayıp olduğu için değil, bizim memleket Arap yarımadasına göre daha soğuk olduğu için rahatsız olabilir.
“İnsan rahat ediyor” diye Türkiye’de İskoç kilti giymeyi de kimseye önermiyorum. Kıllı kıllı erkek bacakları pek hoş bir görüntü değil oysa İskoçya’da giymiştim, gerçekten çok ferah bir giysi!
Bana soracak olursanız bu rahatlık konusunda Adana poturunu hiçbir şeye değişmem.
Yerli ve milli olmakla kalmıyor hem ferah feza bir alanın yarattığı rahatlık var hem de alttan soğuk alıp üşütmek söz konusu olmuyor.
Lafı uzattım galiba ama diyeceğim o ki Bilal Bey gönlünce giyinebilir gibi geliyor bana.
Ayrıca yan gözle bakanı “halkın bir kesimini diğer kesimine düşman etmekten” içeri atmak da mümkün nasıl olsa.
Sümeyye Hanım’ın şalvar tercihini kullanması ise daha da kolay.
“Belli küresel zihniyetle yönetilen moda anlayışı” diye eleştiriyor ama eleştirisinin temelsiz olduğunu söylemeliyim.
Bu işlerden anlayan birkaç arkadaşımla konuştum, “harem esintili volümlü pantolonlar” ki biz bunlara Türkçede şalvar deyip geçiyoruz, New York Moda Haftası’nda podyumlarda çok görülmüş.
Yani “küresel moda anlayışı” da şalvara son derece açık!
Galataport Paket Postanesi’ndeki yerli tasarımcıların kadınlar için harika şalvarları var ve görebildiğim kadarıyla Arap turistler de tesettürlü yerli müşteriler de bunlara bayılıyor.
Zaten şalvar üretmek de giymek de artık “trend”.
Chloe, Alaia, Zimmermann, İsabel Marant, Jacquemus, Dries Van Notten gibi tasarımcıların “harem inspired” şalvarları çok moda.
Etro’nun bohem şalvarlarını, İtalya’da vitrinde gördüğümde ben de çok beğenmiştim.
Sümeyye Hanım’ın giysilerini Brunello Cuccinelli’nin “cool lüks” tarzına çok benzetiyorum ve kendi tarzı içinde de şık buluyorum.
Kim bilir belki Brunello abimiz de bu trendi kaçırmak istemez “harem look cool pants” işine girer.
Bunu bilemeyiz tabii, her markanın kendine göre bir stratejisi var.
Ancak şunu söyleyebilirim ki Cumhurbaşkanı’nın evlatları daha rahat olabilirler.
Artık insanları kılık kıyafeti nedeniyle yargılamak, toplumun büyük kesiminde yadırganan bir davranış.
Böyle insanlar kaldıysa da onların utancı deyip geçebiliriz.
Bu vesileyle okuyucularımın yeni yılını kutlamak isterim.
Yerli ve milli bir konu olan şalvar giymek – giyememek meselesi neden gayrı milli ve fıtrata aykırı bir konu olan yılbaşı kutlamaya vesile oldu diye soracak olursanız verecek yanıtım yok.
Maksat gönüller bir olsun.
Çok şeyin değişmeyeceğini bildiğimiz halde yeni yıla yeni umutlar taşıyabilelim; şimdilik bu kadarına da razıyız.
———————————
