BBC News’ün bilim muhabiri Victoria Gill öyle bir haber yazdı ki Bekir Bozdağ okusa yüreğine iner!
Meğerse dudak dudağa öpüşmenin geçmişi 21 milyon yıl öncesine kadar gidiyormuş!
Bilim insanları, dudak dudağa öpüşmenin 21 milyon yıldan daha uzun bir süre önce evrimleştiğini, insanların ve maymunların ortak atalarının muhtemelen hoşlandığı bir eylem olduğunu öne sürüyor.
Aynı araştırma, Neandertallerin de öpüşmüş olabileceği ve hatta insanlar ile Neandertallerin birbirlerini öpmüş olabileceği sonucuna varıyor.
“Ne var bunda şu anda da bazılarımız Neandertallerle öpüşüyor” diyenler eminim çıkacaktır ama lütfen küçük zevk anları için bilimsel gelişmenin önünü tıkamayalım!
Tabii meraklı okuyucuların kafasına takılmıştır: Bekir Bozdağ, koskoca TBMM Başkan Yardımcısı, eski Başbakan Yardımcısı, eski Adalet Bakanı niye bu haberi duyunca yüreğine insin?
Takvimler 2013 yılı Aralık ayının 13. Gününü gösterirken TBMM kürsüsünde “Geziciler camide bira içtiler” palavrasını bir kez daha tekrarladığı konuşmasını yaparken şunu söylemişti:
“Bira kutularını, sigara izmaritlerini oraya koyan, atan, orada sarhoş dolaşan, orada birbirlerini kadınlı erkekli öpen yapılarla…”
Ben de o günden beri merak ediyorum: Böyle yapılanmalar oluşturulmadan Reis’in üç, dört hatta mümkünse beş çocuk tavsiyesi nasıl tutulacak?
Bizim buralarda bu işler böyle başlıyor çünkü. Önce kadınlı erkekli yapılanmalar öpüşüyorlar, sonrasını anlatmama gerek yok sanırım.
Bilim adamlarının tespitlerine göre birbirlerini öpen yapılanmalar sadece homo sapiense ya da neandertallere özgü değil. Gorillerden tutun da kutup ayılarına kadar neredeyse bütün canlılar böyle “öpüşme yapılanmaları” kuruyormuş.
Diğer hayvanların öpüştüğüne dair kanıtlar bulan bilim insanları, öpüşmenin ne zaman evrimleşmiş olabileceğine dair bir “evrimsel soy ağacı” oluşturmayı da başarmışlar.
Evolution and Human Behaviour (Evrim ve İnsan Davranışı) isimli dergide yayımlanan akademik bir çalışmaya göre öpüşme eylemi, “agresif olmayan, ağızdan ağıza temas” olarak tanımlanıyor.
Bu karşılıklı dudak hareketinde “besin paylaşımı yapılmadığı” da özellikle vurgulanıyor.
Çalışmaya öncülük eden Oxford Üniversitesi’nden evrimsel biyolog Dr. Matilda Brindle,
“öpüşmenin muhtemelen 21,5 milyon yıl önce büyük maymunlarda evrimleştiğini düşünüyoruz” diye anlatıyor.
Çalışmada bilim insanları kurtlarda, çayır köpeklerinde, kutup ayılarında (çok özensiz olsa da) ve hatta albatroslarda bilimsel öpüşme tanımlarına uyan davranışlar buldular.
İnsan öpücüğünün kökenine dair evrimsel bir resim oluşturmak için primatlara ve özellikle de maymunlara odaklandılar.
Aynı çalışma, yaklaşık 40 bin yıl önce yok olan en yakın eski insan akrabalarımız olan Neandertallerin de öpüştüğü sonucuna vardı.
Neandertal DNA’sı üzerine daha önce yapılan bir araştırma, modern insanlar ile Neandertallerin tükürüğümüzde bulunan bir tür bakteri olan ağız mikrobunu paylaştıklarını da gösterdi.
Dr. Brindle, “bu, iki tür ayrıldıktan sonra yüz binlerce yıl boyunca tükürüklerini değiş tokuş etmiş olmaları gerektiği yani dudak dudağa öpüştükleri anlamına geliyor” dedi.
Bu çalışma öpüşmenin ne zaman evrimleştiğini saptamış olsa da neden sorusuna yanıt veremiyor.
Dr. Brindle, bu araştırmanın “neden dudak dudağa öpüşmeye başladık” sorusunu yanıtlamak için bir kapı açacağını umuyor.
Bilim insanları nasıl bir cevap bulduklarında tatmin olacaklar bilemiyorum elbette ama ben kendi adıma şunu söyleyeyim ki birbirini seven insanlar için bu sanırım dünyanın en çok hoşlanılan eylemlerinden ikincisi.
Bu çalışmadan önce dudak dudağa öpüşmenin geçmişinin 2 milyon yıl kadar olduğu ile ilgili bilimsel bulgular vardı.
Ve o bulgular öpüşmenin üreme eyleminin bir parçası değil, tedavi eyleminin sonucu olduğunu gösteriyordu.
Kopenhag Üniversitesi’nden “pre historia” uzmanı Troels Pank Arboll ve Oxford Üniversitesi’nden biyolog Sophie Lund Rasmussen, bildiğiniz dudak uçuğunun kökenini araştırırken bu gerçeği de keşfetmişler.
Bilim insanlarının açıklamasına göre; dudak uçuğunun böyle yaygın olmasının temel nedenlerinden biri bu ve başlama nedeni de “çiftleşmek üzere olduğu kişinin ağzını koklamak isteği”!
Böylece doğacak çocuğun sağlıklı olup olmayacağı konusunda bir fikir sahibi oluyorlarmış ki atalarımızın hayli garip olduğunu kabul etmeliyiz gibi geliyor bana!
Bilim insanları bu buluşun kanıtlarını Mezopotamya tabletlerinden bulmuşlar ancak bunun sadece o bölgeyle sınırlı olmadığını düşünüyorlar.
Madem yeri geldi, American Anthropologist Journal’da yayımlanan bir başka araştırmadan da söz edeyim.
Hepimiz birbirine âşık olan çiftlerin öpüştüklerini düşünürüz ama araştırmalar birçok kültürde insanların, dudak dudağa öpüşme eylemine soğuk baktıklarını da ortaya koyuyor.
Dünya çapında 168 kültürel ortamda yapılan araştırma gösteriyor ki dudak dudağa öpüşmek evrensel bir durum değil.
Kültürlerin sadece yüzde 46’sında insanlar bunu yapmaktan hoşlanıyorlar, hepsi bu kadar.
Yani diyeceğim o ki Bekir Bey’in üzerine o kadar gitmek de doğru değil.
Bazı kültürlerde “kadınlı erkekli yapılanmaların” dudak dudağa öpüşmekten hoşlanmadıklarını artık öğrenmiş olduğumuza göre Bekir Bey ve onunla aynı fikre sahip olanları ötekileştirmemeliyiz.
Öte yandan eşlerin bakteri ve mikroplarını öpüşme vesilesiyle değiş tokuş etmelerinin, bağışıklık sistemleri üzerinde olumlu bir etki yarattığı da biliniyor.
Evrim süreci içinde dudak dudağa öpüşmenin giderek insan toplulukları içinde yaygınlaşmasında bunun da rolünün olduğu düşünülüyor.
Yazının sonuna gelmişken Kazablanka filminin unutulmaz şarkısı “As Time Goes By”ı tekrar mırıldanmaya başlayabiliriz.
“You must remember this / A kiss is just a kiss / A sigh is just a sigh / The fundamental things apply / As time goes by.” (Bunu mutlaka hatırlamalısın. Bir öpücük sadece bir öpücüktür, iç çekiş, iç çekiştir. Temel şeyler sürer gider, Zaman geçip giderken.)
Yüzyılın belki de en önemli aşk filmine yakışmayan bir yanlış tespit bu.
Hayır, bir öpücük sadece bir öpücük değildir, ona yüklediğimiz anlamın da bir önemi ve değeri var.
Nitekim Frank Sinatra, şarkıyı yorumlarken sözlerde küçük bir değişiklik yapmış:
“Bunu mutlaka hatırlamalısın. Bir öpücük hâlâ bir öpücüktür.”
———————————–
