Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Travma kurbanı çocuklara el uzatın

Travma kurbanı çocuklara el uzatın

Rahmetli Güngör Uras’ın deyişiyle “büyük Türk büyükleri” bambaşka işlerle uğraşırlar, çoğu da birbirine hakaret etmek için en uygun sözcüğü ararken, Mersin’de bir orta okulda, 12 yaşında bir kız çocuğu, 12 yaşında başka bir kız çocuğunun boğazını kesti, karnından bıçakladı ve öldürdü.

Bıçağını çekmeden önce de “konuşmak için” tuvalete çağırdığı arkadaşını hortum ile ağır şekilde dövdüğü anlaşıldı.

Olaydan sonra gözaltına alınan çocuk, diğer çocuğu öldürme gerekçesini şöyle açıkladı: “Sınavdan kötü not aldığım için benimle alay ediyordu!”

Gazetedeki haberde öldürülen kız çocuğunun fotoğrafı da vardı.

Pembe bir bluz giymiş, bluzunun üzerinde beyaz bir kalp var, bluzunun üzerinde daha koyuca pembe bir tonda “Love” yazılı. Gülümseyerek kameraya bakıyor, dudağının iki kenarında gamzeler oluşmuş.

Gazetedeki fotoğraf gördüğüm andan beri gözümün önünden gitmiyor.

Herhangi birimizin çocuğu olabilirdi.

Minik Fatma Nisa artık hiç gülümsemeyecek, okulunu bitiremeyecek, bir meslek sahibi, aile sahibi, çoluk çocuk sahibi olamayacak.

Ve biliyoruz ki olayın tek kurbanı da o değil.

Şu anda gözaltında olan E.D. de herhangi birimizin çocuğu olabilirdi.

Onun da artık normal bir hayatı hiç olmayacak.

Evet, yaşı küçük olduğu için onlarca yılını hapishanede geçirmeyecek belki ama yaşadığı bu travmayı atlatabilmesi kolay mı?

Onu böyle bir şiddete yönelten şey neydi?

Çocukken hepimiz arkadaşlarımızla dalga geçmedik mi? Arkadaşlarımız bizlerle dalga geçmedi mi? Bu tür şeyler, çocuk olmanın bir parçası değil mi zaten?

Tamamen tesadüf eseri olarak sabah bu haberi okuduktan sonra, kendisine travmalı çocuklara yardım hedefini seçmiş bir vakfın toplantısına katıldım.

Maya Vakfı, Özsüer Ailesi’nin sağladığı olanaklarla travmalı çocuklara yardım amacıyla kurulmuş.

Vakfın yöneticilerinin anlattığı bir örnek olayı dinlerken aklımda Mersin’deki olay vardı.

Urfa’daki bir okulda, bir çocuk, kendi yaşındaki bir başka çocuğa zorbalık yaparken öğretmenlerinin dikkatini çekmiş.

Vakfın da yardımıyla psikologlar çocuğa yardım etmeye çalıştıklarında ortaya çıkmış ki “zorba” diye yaftalanan çocuk da aslında aile içindeki zorbalığın kurbanı.

Kimin kurban, kimin zorba olduğunun birbirine karıştığı bir tablo.

O yaştaki çocukları arkadaşlarına karşı zorbalığa ve şiddete yönelten faktörlerden birisi o çocuğun da kendi hayatında benzeri bir zorbalığın ya da istismarın kurbanı olması.

Vakıf, sadece okul içi zorbalıkların yarattığı travmalı çocuklar ile değil her türlü travma kurbanı çocuklar ve gençler ile ilgili programlar da yürütüyor.

Doğal afetlerin yarattığı travmalardan tutun da iç savaştan kaçan Suriyeli göçmen çocuk ve gençlerin yaşadıkları travmaya kadar geniş bir yelpaze bu.

Çok yönlü ve çok kapsamlı çalışmayı gerektiren, Aile Bakanlığı ve Millî Eğitim Bakanlığı’nın gözetimi ve iş birliği ile yürütülen programlarda sizler de yer alabilirsiniz.

Deyim yerindeyse “herkese yer var”, yeter ki travma kurbanı çocuklara yardım etmek isteyin.

Herkesin kendi bilgisi, zamanı, eğitimi ve olanaklarıyla yer alabileceği programlar var ve bu programlardan kurumlar da yararlanabilirler.

Gönüllü olmak ya da faaliyetlere katkıda bulunmak istiyorsanız vakfın internet sitesinde her türlü bilgiye ulaşmanız mümkün: www.mayavakfi.org

——————————

Mübarek Cuma Soruları – 52

Doğrusunu isterseniz Fatma Nisa’nın görüntüsü gözümün önündeyken ne Süleyman Soylu ile uğraşabilirim ne de sıradan politikacıların üç kuruşluk dünya çıkarı için girdikleri iğrenç ilişkiler ile.

52 haftadır bu soruları soruyorum, yanıt vermiyorlar çünkü verebilecek bir yanıtları yok.

Sükutun ikrardan geldiğini bir kez daha test etmiş oluyoruz.

Soruların geçen haftaki versiyonuna bu linkten ulaşabilirsiniz:

https://t24.com.tr/yazarlar/mehmet-y-yilmaz/erdogan-in-bayramlik-agzi,37589

———————–