Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Utanç verici bir mahkeme kararı

Utanç verici bir mahkeme kararı

Sosyal medyada “Köpek Velisi” ismini kullanan Yaşama Tutunan Patiler Derneği Başkanı Buket Özgünlü, “hastalık taşıdığı iddia edilen” köpekleri Urfa’dan Ankara’ya getirdiği gerekçesiyle çıkarıldığı mahkemede tutuklandı.

Özgünlü’nün tutuklanma gerekçesi TCK’nın 195. Maddesi ile Hayvanları Koruma Kanunu’na muhalefet.

22 yıllık AKP iktidarında bozulan kurumların başında adalet kurumu geliyor.

Önce Fetullahçı çete, sonra da MHP ile el ele vererek adalet sistemimizin altından girdiler, üstünden çıktılar.

Buket Özgünlü’yü tutuklayan mahkeme, bu bozulmanın ne dereceye vardığını gösteren çarpıcı bir örnek oldu.

Tutuklanmaya gerekçe olan suç iddiası bir kere doğru dürüst araştırılmamış bile.

Hastalık taşıdığı iddia edilen köpeklerin, bulaşıcı bir hastalık taşıyıp taşımadıkları incelenmemiş.

Nitekim Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi, “Siverek Hayvan Rehabilitasyon Merkezi’nde kuduz karantinası veya karantina bölgesinden gelen herhangi bir hayvan bulunmadığını” açıkladı.

Köpekler, Buket Özgünlü ve beraberindekiler tarafından sahiplenildiği için barınaktan çıkartılabilmişti. Aksi zaten mümkün değildi. Kuduz şüphesiyle karantina altında olsalardı, bu sahiplendirme işlemi de yapılamazdı.

Mahkeme ve Ankara Valiliği, sosyal medyadaki kara vicdanlı kişiler tarafından yürütülen “bulaşıcı hastalıkları olan köpekleri Ankara’ya getirdiler” kampanyasının etkisi altında kalmış, bu çok açık.

Tutuklamayı isteyen savcı ve tutuklama kararını veren hâkim, hukukçu olduklarını unutmayıp, dosyaya biraz bakmış olsalardı, bu kararı vermezlerdi.

Çünkü TCK 195. Maddede tanımlanan suçun hiçbir unsuru bu olayda yok.

Ayrıca savcı ve hâkimde kırıntı halinde bile hukuk vicdanı olsaydı, 2 aydan 1 yıla kadar hapis cezası öngören bir kanun maddesine dayanarak sanığı tutuklamazdı. Artık sokaktaki çocuklar bile bu cezanın “yatarı olmadığını” biliyor.

Savcı ve hâkim, tutuklama tedbirini cezalandırma olarak kullanmış, burası çok açık.

Daha ağır cezalar gerektiren suçlamalarla yargılanan sanıkların bile çoğu zaman tutuksuz yargılandığı bir ülkede, yatarı olmayan bir suç için tutuklama kararı vermek, başka hiçbir anlama gelmez.

Mahkeme Ankara’daki karantina süresinin sonuna kadar adli kontrol şartıyla denetimli serbestlik kararı verebilirdi.

Buket Özgünlü’nün tutuklanmasında gerekçe yapılan bir diğer kanun Hayvanları Koruma Kanunu.

Savcı ve hâkimin belli ki bu kanundan da çok haberi yok.

Haberdar olsalardı, bu kanunun bir amacının da “sahipsiz ya da güçten düşmüş hayvanları korumak” olduğunu bilirlerdi.

Özgünlü’nün eylemi, bu kanunun 6. Maddesinde yazılı “sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanların korunması” bahsine cuk oturuyor.

Usulüne uygun olarak belediye barınağından sahiplenilmiş, bakıma muhtaç ve bulaşıcı hastalık taşımayan hayvanların bir yerden diğer bir yere taşınması, nasıl oluyor da suç oluyor?

Ve bu kanunda tanımlanan suçlarla ilgili hapis cezası da yok. Cezalar, idari para cezası olarak belirtilmiş.

Para cezası öngören bir suçlama için bir vatandaş tutuklanabilir mi?

Ve üstelik aynı kanun, Buket Özgünlü’nün eylemini de destekliyor.

Bakıma muhtaç, korunmasız hayvanları alıp bakımlarını sağlayanlara, bunlar için bakım merkezleri kuranlara devletin mali yardımda bulunması bu kanunun bir gereği. Uygulanmıyor ama kanun böyle.

Savcı ve hâkim, bir vatandaşın özgürlüğünü sınırlamak üzere tutuklama kararı verirken bu kanunu hiç okumamış mıydı?

İşte adalet sistemimizin geldiği yer burası!

Adalet sistemimiz belli ki aynaya bakınca kendinden utanma duygusunu da kaybetmiş, başka birçok şeyle birlikte!

—————————–