t24.com.tr

Zavallı Trump!

Fetullahçılar ile AKP’nin iktidarı paylaştığı yıllarda TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı olan Prof. Dr. Burhan Kuzu, “benim Başbakanım Obama’dan 3 kat daha yetkilidir. Obama zavallı, Başbakan çok güçlü. Hakikaten zavallı, adam elinden gelse ağlayacak, gözü doluyor. Acıyorum bazen Obama’ya” demişti.

Geçen gün New York Times’da bir haber okurken bu sözler aklıma geldi, “zavallı Turmp” demekten kendimi alamadım.

Hatırlarsınız, ABD’nin Minnesota eyaletinin Minneapolis kentinde Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Teşkilatı (ICE) ajanları bir kadını otomobilinin içinde vurarak, öldürdü.

Yazar Stephen King’in “Amerika’nın Gestaposu” diye tanımladığı bu servisin ajanları, Trump yönetiminin kendilerinden beklediği “göçmenleri terörize etmek” politikasını doğrusu bihakkın uyguluyorlar.

Federal görevlilerin bir kadını öldürmesi doğal olarak o eyalette yaşayan herkesin tepkisini çekti.

Trump yönetiminin Adalet Bakanlığı yetkililerinin, kadının “aktivist gruplarla bağlantılı olduğunu” iddia ederek soruşturma başlatılması ve kadını öldüren ajan hakkında da soruşturmanın örtbas edilmesi için federal savcılara baskı yaptıkları ortaya çıktı.

Bakanlığın baskısının ortaya çıkmasını sağlayan şey 6 federal savcının, bu baskıyı gerekçe göstererek istifa etmeleriydi.

Bizim için oldukça yabancı bir durum ve memleketin Adliyesine bakınca insanın “Trump’a acımaması” mümkün değil.

Onun için Trump’ın Türkiye’den öğreneceği şeyler var.

Bakın mesela İstanbul’da görevli bir idare mahkemesi, Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptal edilmesine karşı açtığı davada, idareyi haklı buldu.

Karar geçtiğimiz hafta açıklandı ama aslına bakarsanız kararın böyle olacağı daha 20 Haziran 2025 tarihinde belli olmuştu.

O tarihte HSK ana kararnamesi ile Ekrem İmamoğlu davasına bakacak idare mahkemesi heyeti dağıtıldı.

Başkan ve üyeler başka görevlere tayin edilirken yerlerine yenileri tayin edildi.

Değişiklik HSK’nın “ana kararnamesi” ile yapıldığı için ilk bakışta “doğal hâkim ilkesi” zedelenmemiş gibi görünüyor ama gerçek böyle değil.

Görevden alınan heyetin daha önceki duruşmalarda idareden talep ettiği bazı bilgiler nedeniyle tepki çektiği kamuoyuna yansımıştı.

Onun için bu değişiklik ana kararname ile yapılmış olsa bile doğal hâkim ilkesini ve verilen kararı zedeliyor.

Daha önce de siyasi nedenlerle beğenilmeyen kararları veren hakimlerin başlarına nelerin geldiğini biliyoruz.

Geçenlerde Ekopolitik Düşünce Merkezi’nin hazırlandığı bir yargı raporu yayınlandı.

Rapor hazırlanırken “görevdeki hâkimler, savcılar, avukatlar, yardımcı adlî personel, adalet bürokrasisi mensupları, geçmiş dönemlerde üst düzey yargı görevlerinde bulunmuş isimler ile siyaset kurumu içinde sorumluluk üstlenmiş aktörlerin değerlendirmelerine” de başvurulmuş.

64 sayfalık ayrıntılı bir raporu tek bir sonuca bağlamak elbette doğru değil ancak şu sonucun altını çizmek istedim:

Katılımcılardan Türkiye’de adalet sisteminin işleyişini “genel olarak” değerlendirmeleri istenmiş.

“İyi” diyenlerin oranı sadece yüzde 11. “Çok iyi” diyenler binde 6. “Kötü” ve “çok kötü” diyenlerin oranı 56,8.

Bir adalet sisteminin “idare eder” olmaması gerektiğini varsayarak “ne iyi ne de kötü” diyen yüzde 31,5’u da bunlara katarsak tablo çok acı.

Rapor, yargıçlara siyasi ve bürokratik baskıların varlığını, “mutemet hâkim” olgusunu da gözler önüne seriyor.

Türkiye’de “istifa ederek” sorumluluğu üstlenmek gibi bir gelenek yok.

Aynı şekilde yanlış giden bir şeylere dikkat çekmek ya da protesto etmek için istifa etmek de yaygın bir davranış kalıbı değil.

Bütün bunların arkasına bir de “herkesin çoluk çocuğu var kardeşim” gerekçesi de eklediğimizde her türlü baskıyı kabul edip, sessizce olup bitenleri seyretmeyi tercih edenleri onaylıyoruz.

Onun için Trump’ın başına gelenler, bizim buralarda kimsenin başına gelmiyor.

Daha önce de gelmiyordu, bugün de gelmiyor. Çünkü bu bir toplumsal kültür meselesi.

“Yerli ve milli kültürümüz”, böyle durumlarda mesleğinin onuruna sahip çıkmama, susup oturmayı “akıllılık” olarak kabul ediyor.

Böyle yapmayıp itiraz edenler de “başlarının yanmasını hak eden akılsızlar” muamelesi görüyor.

“Hem istifa edeceksin de ne olacak” diyorlar; “dışarda ellerinde partili birisinin kartvizitiyle bekleyen on binler varken!”

Böyle bir ülkede iktidarı eline geçirenin her istediğini yapma gücünü ve hakkını kendisinde görmesi de mubah zaten.

Trump da Obama gibi çok şanssız!

—————