Irak – Türkiye “korsan” ham petrol boru hattına ilişkin uluslararası tahkim kararının iptali için Paris İstinaf Mahkemesi’nde açılan davayı Türkiye kaybetti.
Çok bir şey değil, Irak hükümetine 1 milyar 471 milyon ABD Doları ödeyeceğiz.
Kutusunu açmayı bile aklımızdan geçiremeyeceğimiz S 400’lerden almak için harcadığımız paranın aşağı yukarı yarısından azıcık fazla yani.
Türk Lirası karşılığını merak ediyorsanız, dünkü kur bu yazıyı yazdığım saatte, Garanti Bankası cep şubesinde 47.7460 idi; bu iki sayıyı çarpmanız gerekiyor. Tabii faiz hariç! Onu hesaplayabilecek bilgim yok.
Bu ceza, 21 Mayıs 2014 – 30 Eylül 2018 tarihleri arasında, Irak – Türkiye “korsan” ham petrol boru hattından; Irak Merkezi Hükümeti’nin izni olmadan Irak petrolünün taşınarak, satılması ve bu nedenle Irak devletinin zarara uğratılmasının tazminatı!
Hemen ucuz kurtulduk diye sevinmeyin, hepsi bu kadar da değil.
2018’den 2023’e kadar 5 yıllık süre için açılmış bir ikinci dava da devam ediyor.
Yüce rabbim, verdikçe veriyor yani!
Ama bize değil; başkalarına veriyor, cezasını biz ödüyoruz.
Eski Türkiye’de herkesin çok hassas olduğu ancak AKP iktidarı döneminde tamamen zihinlerden silinen “tüyü bitmemiş yetimin hakkı” da bu rakamların içinde!
Bu cezayı ödemek zorunda kalmamıza yol açan olaylar şöyle gelişmişti; hafıza – i beşer unutur, benim işim de hatırlatmak diye yazayım dedim.
Irak merkezi hükümetinin bilgisi olmadan, Kuzey Irak Kürt Bölgesi’nden kamyonlar ya da boru hattıyla Yumurtalık’a oradan da gemilerle dünya piyasalarına yapılan “petrol ihracatının” mucidi kimdir, bilmiyorum.
Kimsenin günahını almak istemem, bunu bulmak bu konularda çok hassas olduklarını bildiğimiz başta Adalet Bakanı Akın Gürlek olmak üzere saygıdeğer savcılarımızın işi.
CHP’li Deniz Yavuzyılmaz da dün sosyal medya hesabından bu davanın sonucunu açıkladı.
Yavuzyılmaz, şu ifadeleri kullandı:
“Peki süreç nasıl gelişti? 13 Şubat 2023’te Uluslararası Tahkim Mahkemesi aldığı kararla; AKP’nin, 21 Mayıs 2014 – 30 Eylül 2018 tarihleri arasında, Irak-Türkiye ham petrol boru hattında; Irak Merkezi Hükümetinin izni olmaksızın Irak’a ait petrolü usulsüz olarak taşıdığı, Ceyhan Limanı’nda yüklemesini yaptığı, Irak devletinin satış fiyatının altında bu petrolün satılmasına neden olduğu gerekçesiyle Türkiye’nin Irak’a net 1 Milyar 471 Milyon Dolar tazminat ödemesine hükmetmişti. 277 sayfalık Nihai Tahkim Kararını ilk kez kamuoyuna belgeleriyle biz açıklamıştık. AKP ise verdiği yanıtta; bu cezayı içeren tahkim kararının iptali için Paris’te dava açtıklarını açıklamıştı. Yaptığımız araştırma neticesinde; AKP’nin, uluslararası tahkim kararına karşı Paris İstinaf Mahkemesinde açtığı ‘Kararın İptali Davasını’ kaybettiğini tespit ettik.”
Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nden Türkiye’ye petrol taşıma işini 2011’den itibaren Powertrans adlı şirket üstlenmişti.
Bu konudaki T. C. Bakanlar Kurulu Kararı 18 Temmuz 2011 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlandı.
O tarihte Enerji Bakanı olan Taner Yıldız, bu iznin nasıl ve neden verildiğini açıklarsa, memnuniyetle yayınlarım.
Gazeteci Tolga Tanış’ın “Potus ve Beyefendi” (Potus; President of The United States’in
kısaltması. ABD Başkanı demek) kitabında ve 2016 yılında yayınlanan Wikileaks belgelerinde bu şirketin ortaklarının kim olduğu konusunda çeşitli iddialar var.
Daha önce erişim engeli ve tazminat davası konusu olan bu bilgileri açık açık tekrar etmenin anlamı yok.
İsmi geçen kişilerce yalanlanan iddialardan biri, şirketin ortaklarının hep aynı holding bünyesinden çıktığı yönünde. Ancak bildiğimiz şu ki, bu şirket merkezi Singapur’da olan Grand Fortune Ventures Rtc. Ltd. isimli “fon” ile İstanbul’da mukim, bir dönem yine aynı holdingin Türkmenistan CEO’luğunu da yapan isim tarafından kuruldu. Sahipleri de koordinatörü de iddiaya göre yine isimleri bilinen, tanıdık akrabalar, ama insanlar CHP’li değillerse akrabalarının yaptıkları işten sorumlu tutulmazlar, bunu da biliyor olmalısınız.
Adı geçen şirket kurulduktan sonra eski CEO, hisselerini yine Singapur’da kurulu Lucky Ventures isimli fona devretmişti. Bu “Lucky” fonu, gerçekten şanslı bir fonmuş, bu anlaşılıyor.
Powertrans, 25 Mart 2011 günü kurulmuş ve 18 Temmuz 2011 tarihinde yayınlanan Bakanlar Kurulu kararıyla Kuzey Irak’tan petrol taşıma işinde “tekel” haline getirilmişti.
Belli ki kurucu ve sonradan ortak olan “Singapurlu” fonları yönetenler yetenekli ve iş bilir çocuklar yani.
Şirketi kurup, 3,5 ay sonra Irak petrolünü taşıma tekeli olabilmek her babayiğidin başarabileceği bir iş değil, tebriklerimi kabul etsinler lütfen.
Davadaki iddiaya göre, Irak Kürdistanı Bölgesel Yönetimi’nin, Irak Merkezî Hükümeti’nin onayı olmadan ham petrol ihraç etmek için Norveçli DNO adlı şirkete inşa ettirdiği 120 kilometrelik boru hattı Erbil’den Yumurtalık’a petrol taşıyor.
Bu borudan geçen ham petrol, Irak’tan çıkışta Fişhabur’da ölçüm istasyonuna geliyor. Bir ölçüm istasyonu da bizim sınırımızın içinde var.
Merkezi hükümet görevlilerinin bulunmadığı bu ölçüm istasyonu Kuzey Irak Kürt petrolünde boru hattıyla ilgili iddiaların başlangıç noktası.
İddialara göre hattan geçen petrol miktarı düşük gösteriliyor ve Türkiye’deki son durakta da aynı işlem yapılıyor.
Elde edilen kazanç da hem “Singapur’daki” hem de Kuzey Irak Kürt bölgesindeki iş ortakları arasında pay ediliyor.
Havadan para kazananların çok sevdiği bir tabirle “win – win” durumu var yani.
Bal tutan herkesin parmağını yaladığı bir düzene işaret ediyor ancak buna “yalamak” demek yetersiz kalır, deveyi havuduyla yutmaktan söz etmek daha doğru olur.
Irak’tan petrol kaçıran Kürt yönetimi kazanmış, Barzani familyasının cepleri dolmuş.
Onların iş yaptığı “Singapurlular” kazanmış.
Bu bahiste kaybetmek ise bizim “güzel ve yalnız ülkemizin” payına düşüyor.
Ödemek zorunda kaldığımız cezayla olası İstanbul depreminde yıkılacağı tahmin edilen 90 bin binayı ellerimizle yıkıp yeniden yapabilir, 200 binden fazla binayı depreme dayanıklı hale getirebilirdik.
Millî Eğitim Bakanlığı’nın “Okul ve kurumların tahmini yapım maliyetleri” çizelgesine göre 6 bine yakın 40 derslikli okul yapabilirdik.
Vurgunun yapıldığı günlerde Sağlık Bakanlığı’nın yaptırdığı 10 şehir hastanesinin maliyetinin 17 milyar lira olacağı açıklanmıştı. Bu ceza tutarıyla kaç hastane yapılırdı bunu da siz hesaplayın.
Sonuç bu: Herkes kazandı, Türk milleti kaybetti.
Adalet Bakanı Akın Gürlek başta olmak üzere, onun aydınlattığı yolda milletin bir kör kuruşunun peşine düşen savcılarımız elbette bu zarara kimlerin yol açtığını araştırıp, bulacaklardır.
Gerçi bu işlerin yapıldığı dönemde “tüyü bitmemiş yetim” olanların şimdi sakalı bile çıktı ama olsun, durmak yok, yola devam!
