Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Artık öyle değil bugün

BORİS Vian, ben doğmadan bir yıl, kendi ölümünden dört yıl önce şöyle yazmış:

“Kur yapmak için eskiden/Aşktı konuşulan/Göstermek için arzuyu en derinden/Yürekti sunulan/Artık öyle değil bugün/Değişti, değişti”.
Bunu yazmasının nedeni elbette bir “eskiye özlem” değildi, “Ah o eski günlerde her şey daha iyiydi” gibi bir düşünceye saplanıp kalacak birisi değildi zaten.
Bir durum tespiti yapıyordu sadece.
Bugünleri görme olanağı olabilseydi, Facebook, Twitter, Foursquare, Instagram gibi “sosyal paylaşım ağlarından” haberi olsaydı acaba ne yazardı?
Geçen gün bir sohbet sırasında Facebook’ta “ağ atanlardan” söz edildi, ne anlama geldiğini anlamakla beraber bunun nasıl yapılabildiğini pek kavrayamamıştım.
Bunun üzerine bir kadın arkadaşımız, “Gel sana göstereyim” dedi ve elimizdeki tabletten Facebook sayfasına girdik.
Ben diyeyim 50, siz deyin yüze yakın “arkadaşlık teklifi” vardı, hepsi hiç tanımadığı erkeklerden gelmiş.
Kimisi kendisini çok zeki zannediyor, kimsenin gülmeyeceği espriler yapıyor, arkadaş olmak istiyor.
Kimisi son derece aptal komplimanlar yazmış, “Gözleriniz ne kadar anlamlı bakıyor”, “Böyle güzel tebessüm hayatımda hiç görmemiştim” gibi.
Belli ki nereden duyduysa, kadınların her türlü komplimana inanacaklarını zannediyor, bilmiyor ki evet inanırlar ama sadece inanmaları gerektiğini bildiklerine!
Bazıları şarkı sözü yazmış, bazıları şiirlerden alıntılar veriyor.
Hiç tanımadıkları bir kadına akıllarınca “kur” yapıyorlar ve bunun sonuç vermesini bekliyorlar.
Kadının onlar hakkında ne düşüneceği de umurlarında değil gibi.
“Ben insanlığımı yaptım bir teklifte bulundum, kabul etti etti, etmedi bana ne” gibi bir tuhaf tutum.
Yani bir grup erkek var ve bunların sayıları da hiç az değil, Facebook’a girip, önlerine gelen herkese arkadaşlık teklif ediyorlar.
O kadınlar bunu neden kabul etsin, niye hiç tanımadıkları bir salağın soğuk esprilerine gülüp etkilensin, sanıyorum bunu hiç düşünmüyorlar.
Ama elbette şu da var:
Eğer hayatları boyunca böyle bir girişimden bir tek kere bile sonuç almamış olsalardı, evet bir daha kimseye böyle bir şey yazmazlardı.
Ama belli ki bu davetlere yanıt alabiliyorlar ve onun verdiği cesaretle denemekten vazgeçmiyorlar. Bu genel bir erkek davranışıdır zaten, erkekler öğrendiklerini tekrarlarlar.
Sanıyorum “ağ atma” tabiri de buradan kaynaklanıyor ama belli ki bunu da balıkçılığı bilmeyen birisi yakıştırmış.
Bu tekniğe “parakete” demek daha uygun olurdu, yem yerine o manasız esprileri, komplimanları kullandığın, yüzlerce iğnelik bir parakete! Facebook da “parakete sepeti” oluyor bu durumda.
Gel de Boris Vian’ı yeniden anma:
“Eğer bir kadını elde etmek, bir kadeh cini ya da bir paket Gauloises sigarasını elde etmek kadar kolay olsaydı alkolizm ve nikotin zehirlenmesi çarçabuk ortadan kalkar ya da en azından makul ölçülere inerdi”.
Hiç kuşkusuz ki bu bir aşk arayışı değil, erkek ruhunun avcılık tarafına hitap eden bir eylem.
Eski savaş pilotlarının uçaklarına vurdukları uçak sayısı kadar bir işaret konulurmuş, onun gibi bunlar da tavladıkları kadınların her biri için bilgisayarlarına bir çentik mi atıyorlar? Belki de en iyisi Facebook profillerine yeni bir satır eklemek de olabilir, günün ruhuna daha uygun bir şey olur bu: Facebook’ta tavladıkları kadınların sayısını görebileceğimiz bir profil satırı! Mr. Zuckerberg bu işe ne der bilmiyorum tabii, eğer böyle bir satır profillere eklenecek olursa bir talebim yok, şimdiden söylemiş olayım.
Aşk seçimlerimizde tamamlayıcı kişiliği ararız aslına bakarsanız. İçsesimdeki melodiyi tamamlayacak, onu yeni bir şarkıya dönüştürecek kişiliği.
Seçtiğimiz kişi tarafından ideal insan olarak görülmek, öyle sevilmek isteriz. Bulduğumuz sevgilide aradığımız aslında kendi kusursuzluğumuzdur, çünkü gerçek aşk böyle bir şeydir. Birisi sana âşıksa kusurlarını görmez, kendimizle barışmamızı, “Seviliyorum o halde varım” noktasına gelmemizi sağlar.
Gerçek aşk ilişkisi içindeki kadınların ve erkeklerin kendilerine aşırı güveninin altında bu yatar.
Oysa “Facebook aşkları” diye tanımlayabileceğimiz bu yeni ilişki türünde böyle bir yön yok, en azından başlangıcında yok.
Aradıkları esasen aşk değil, “ilişki” sadece çünkü.
Elbette, sonunda bir aşk ilişkisine dönüşen tanışıklıklar, ilişkiler başlıyor olabilir ama bunun çok yaygın bir durum olduğuna ihtimal vermek de kolay değil.
Çünkü Vian’ın taa 1955’te tespit ettiği gibi “Artık öyle değil bugün”.