Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Argo konuşan bir Başbakan Yardımcısı

BAŞBAKAN Yardımcısı Bülent Arınç, geçen gün Medya Etik Konseyi ismini taşıyan bir kuruluşun ödül törenine katıldı ve orada bir konuşma yaptı.

Konuşmasını gazetelerde okuduktan sonra “etik” ile ilgili bir derneğin, bir törende konuşma yapması için en son çağırması gereken kişinin Bülent Arınç olduğunu düşündüm.
Bakın şöyle diyor:
“Son günlerde bir piyanistin başına gelen olaydan bahsediliyor. Attığı tweet’ler, yani yazdığı şeylerle kendime hakaret edildiğini görüyorum. Ben inançlı bir insansam, dindar olmaya gayret ediyorsam, benim kutsallarıma da hakaret edemezsin. Benim kutsallarıma, mukaddeslerime hakaret ettiğin zaman, nasıl Geert Wilders diye bir adam vardı Hollanda’da, adamın ismi de çok güzel. Geert Wilders diye yazılıyor. Hollandalıya sordum, ‘Nasıl okuyorsunuz bu adamın ismini?’, ‘Hırt Veldes’ dedi. Şimdi onun söylediklerini, onun yaptıklarını bir taraftan eleştireceksin, bizdeki hırtın söylediklerine ‘Ah burada ifade özgürlüğü yok mu?’ diyeceksin. Al oradaki hırtı ve buradaki hırta…”
TDK Güncel Sözlük
, “hırt” kelimesini şöyle tanımlıyor:
“Hırt: Sıfat, argo 1. Sıfat sersem, budala, ahmak. 2. Kaba, incelikten anlamayan (kimse)”.
Aynı sözlük “argo” kelimesini de şöyle açıklıyor: “Argo: isim (a’rgo) Fransızca argot 1. isim Her yerde ve her zaman kullanılmayan veya kullanılmaması gereken çoklukla eğitimsiz kişilerin söylediği söz veya deyim 2. Serserilerin, külhanbeylerinin kullandığı söz veya deyim”. Bülent Arınç, bir kelime oyununa girişip, Fazıl Say’a hakaret ediyor. Olabilir, vatandaş Fazıl, vatandaş Bülent’e bir hakaret davası açar, aralarında anlaşırlar ya da anlaşmazlar, ikisinin arasında kalmış bir meseledir.
Ama şöyle bir durum da var ki bu bey iki sıfatı haiz: “Başbakan Yardımcısı, Bursa Milletvekili”.
Hadi konuştuğu kurumun “etik” ile ilgili bir derdinin olduğunun farkında değil diyelim. Ama vatandaşların karşısına çıktığında terbiyesini takınmasını beklemek hakkımızdır.
Ona oy vermiş olsak da olmasak da, ağzını bozmamasını, terbiyeli olmasını, “serserilerin, külhanbeylerinin kullandığı sözleri” kullanmamasını talep etmek hakkına sahibiz.
Yaşı küçük olsa ağzına biber sürmeyi önerirdim ama artık yaşını başını da almış bulunuyor.
Hafızalarımızda “Çoklukla eğitimsiz kişilerin söylediği sözler söyleyen insan” olarak yer etmesi hiç iyi bir şey değil.
Biliyorum bu yaştan sonra insanın değişmesi zordur, ama şunun şurasında milletvekilliğinin bitmesine ne kaldı, az bir gayret, insanın çenesini tutması bu kadar zor olabilir mi?

Madem biliyorlardı neden yakalamadılar?

PKK’nın Karadeniz’deki adamları geri çekilmeye başlamışlar, 30 kişilik bir grup küçük ekipler halinde Erzincan üzerinden Tunceli’ye doğru hareket etmiş. “Dersim Alanı” adı verilen bir bölgede toplanacaklar, buradan da diğer gruplarla birlikte Güneydoğu Anadolu üzerinden Kuzey Irak’a geçeceklermiş. Asker, vali kendilerini çağırana kadar bu süre içinde kışlada oturacakmış.
Kim bilir belki mıntıka temizliği de yaparlar, selam verme, esas duruş gibi eğitimlerini de bu vesileyle yenilemiş olurlar.
İşin bu kısmı beni ilgilendirmez tabii. Benim dikkatimi çeken bu tür bütün ayrıntıların “yandaş medyada” her gün haber olması.
Acaba diyorum, bunlar küçük vericileri İmralı’daki görüşme odasına yerleştirdiler de, oradan öğrendiklerini mi yazıyorlar?
Geçen gün de şöyle bir haber yayımlandı Sabah’ta:
“PKK militanlarının çekilme aşamasında asker operasyon yapmayacak, İnsansız Hava Araçları (İHA) takip yapmayacak. PKK yöneticilerinin, ‘Biz Türkiye’den tamamen çekildik’ açıklaması beklenecek. Bu açıklama yapıldıktan sonra bölgede geniş çaplı bir operasyon başlatılacak. PKK’lıların barınmak için kullandığı mağaralar, depoları, konaklama yerleri taranacak. İstihbarat birimleri zaten bu yerleri bildiği için operasyonlar hızla tamamlanacak. PKK’lıların geride bıraktıkları silah ve patlayıcılar toplanacak ya da imha edilecek. Bölge silahlardan temizlenecek. Böylece geride kalan silahların daha sonra kullanılması da mümkün olmayacak”.
Belli ki Başbakan’ın sözünü ettiği “psikolojik harekât” sadece akıllı insanlar tarafından yürütülmeyecek, yandaş medya da bu iş için gönüllü.
Öyle bir hava estiriliyor ki her şey sanki tereyağından kıl çeker gibi olup bitecek.
Haber, belli ki MİT’ten ya da hükümet kanadından sızdırılmış bilgilere dayanıyor ve şu satır dikkatimi çok çekti:
“PKK’lıların barınmak için kullandığı mağaralar, depoları, konaklama yerleri taranacak. İstihbarat birimleri zaten bu yerleri bildiği için operasyonlar hızla tamamlanacak”.
Merak ettim, istihbarat birimleri bu yerlerin hepsini bu kadar iyi biliyordu da neden bugüne kadar gidip oralardaki militanları yakalamadı, silahları ele geçirmedi?
Yöneticimiz uyuyor mu?

Polisin video merakı

“AKILLI insanların” Güneydoğu Anadolu heyeti, Cizre’deki Baro lokalinde sivil toplum örgütü temsilcileri ve vatandaşlarla bir araya gelmiş.
Toplantı sürerken bir de bakmışlar ki bir sivil polis herkesi videoya kaydediyor!
Belli ki “Alışmadık bedende don durmaz” ilkesi bir kez daha hayata geçirilmek istenmiş.
Bugüne kadar her toplantıyı videoya çekmeyi ve sonra oradan adam takip etmeyi alışkanlık haline getiren bir kurumun, sırf “barış süreci” başladı diye alışkanlıklarını değiştirmesini zaten bekleyemezdik.
Nitekim de öyle olmuş, sivil polisler kamerayı aldıkları gibi akıllı insanların toplantısına koşmuşlar.
Heyet başkan yardımcısı Kezban Hatemi polisleri uyarmış ve ellerindeki bantları da teslim almış.
Ben olsam yine de o kadar güvenmezdim!
Ellerindeki kasetleri hiç cızırtı çıkarmadan teslim ettilerse, bilin ki kimsenin fark etmediği bir ikinci kamera çekime devam etmiştir.
Bizim memlekette asayiş işleri böyle yürür çünkü!