Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Cogito ergo sum! (Düşünüyorum öyleyse varım!)

GEÇEN gün bir fabrikanın temel atma törenine katılan Başbakan’a teşekkür etmek için verilen gazete ilanından söz etmiştim. (8 Mart 2013, Teşekkür ilanı deyip geçmeyin.)

Teşekkür ilanlarına karşı değilim, yeter ki buram buram yağcılık kokmasınlar.

Bu ilanlara yansıyan ruh durumu, yöneticilerimizin de ayaklarının yerden kesilmesine neden oluyor.

Yağcılığın varabileceği yer budur, pohpohladığınız insanlar sonunda “ne oldum delisi” olurlar, egoları şişer, burunları büyür, yürüyüşleri değişir.

Yazıyı buna dikkat çekmek için yazmıştım ki ilanı veren şirketin bir görevlisinden bir e–posta aldım. Hanımefendi sıfatını yazmamıştı, ama asistanım söz konusu şirkette genel müdür danışmanı olduğunu tespit etti.

E–posta şöyle:

“Mehmet Bey Merhabalar,İlanımıza karşı gösterdiğiniz ilgi için teşekkür ederiz. Güzel dilekleriniz için de ayrıca teşekkürler.

Fakat gönül arzu ederdi ki ilanımıza takılacağınıza yaptığımız yatırımın ve de almış olduğumuz teminatsız düşük faizli kredinin önemini haber yapsaydınız. Tabii siz de haklısınız bunun hiçbir haber değeri yok.

Şunu bilmenizi isterim ki Başbakan’a temel atma törenimiz boyunca eşlik eden çalışanları, korumaları, danışmanları kendisinden ‘beyefendi’ diye bahsetmişlerdir. Adını söylemek yerine, Beyefendi adeta Tayyip Bey’in takma ismi haline gelmiştir. Bir politika yazarı olarak bunu bilmemenizi de siz yorumlayınız.

Son olarak, siz Aydın Doğan ile Yılmaz Özdil’e ayni şekilde mi hitap ediyorsunuz? Düşününüz.”

Madem talimat aldım “düşün” diye, düşünüyorum!

Ucuz ve teminatsız kredi konusu benim ilgi alanıma girmiyor. Gazetelerin tümünün ekonomi sayfaları böyle başarılı işadamlarından söz edip duruyor, bir de bana gerek yok. Haber değeri var mıdır derseniz, eğer gerçekten halka açık bir şirket söz konusuysa elbette vardır.

Korumalarının ve yakın çalışma arkadaşlarının Başbakan’a “beyefendi” demesi, yukarıda işaret ettiğim sorundan kaynaklanıyor.

Başbakan’ın ayakları yağcılık ve korkutuculuk sayesinde o kadar yerden kesildi ki, elbette “bey” hitabı yetmiyor, “beyefendi” deniyor.

Çok eski olmayan bir geçmişte kendisinin sadece “Tayyip Bey” olduğunu da hatırlatayım, tıpkı ilandaki “Taner Yıldız Bey” ya da “Binali Yıldırım Bey” gibi!

Aydın Doğan’a ya resmi ortamlarda “Aydın Bey” diye hitap ederim, kendi aramızdayken de “patron” diye. Yılmaz Özdil, benden yaşça küçük, ona “Yılmaz” derim, bizim meslekte kıdemin bir anlamı çoğu zaman vardır, o da bana “ağabey” der, bu da yadırganmaz.

Madem soru–cevaba başladık, benden de bir soru olsun:

İlanınızda Erdek ve Bandırma kaymakamlarına da teşekkür ediliyor. Yerel yöneticilerden Erdek Belediye Başkanı’na da teşekkür edilmiş, Bandırma Belediye Başkanı’na edilmemiş.

Merak ettim, neden? Bandırma Belediye Başkanı muhalefet partisinden diye mi? Halkın iradesine saygı ne oldu, Erdek’deki seçmen de, Bandırma’daki değil mi?

Memleket yatırımcısına  bir faydam olsun!

BU ilanla yağcılık konusu hoşuma gitti, bu konuya yine döneceğim.

Başlangıç için bu türden teşekkür ilanı vermek isteyenlere rehber olsun diye bir maket ilan hazırladım.

Bu ilanın bir benzerini Tınaz Titiz’in internet sitesinde gördüm, ondan kopyalıyorum yani.

Tınaz Bey de benim gibi bu ilanların yağcılık ile ilişkisine takılmış.

Teşekkür

Yeni yaptıracağımız fabrikamızın temel atma törenine katıldığı için
Pek Sayın Başbakan Beyefendi’ye
Şükranlarımızı ifade etmek isteriz.
Ayrıca temel atma töreninde bizleri yalnız bırakmayan

Lüzumsuz İşler Bakanı Bey’e,
Zaten Başka İşim Yoktu Bakanı Bey’e,

Kentimizin biricik valisine,

Kentimizin belediye başkanına,

Başbakan geliyor diye kendilerini göstermek için telaşla koşarak törenimize katılan

Müdür Beylere,

Törenimizin televizyon haberlerinde kalabalık görünmesini sağlayan halkımıza,

Teşekkür ederiz.