Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Erdoğan tamam da Gül ne olacak?

BAŞBAKAN, AKP’li milletvekillerinin nabzını yoklamış.

Toplantıda söz alıp konuşan 24 millletvekilinden 20’si Recep Tayyip Erdoğan’ı, Cumhurbaşkanı olarak görmek isteğini söylemiş.
Şaşılacak bir istatistik değil.
Bu âlemde Başbakan Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olmayı çok istediğini bilmeyen kimse yok, milletvekillerinin çoğunluğunun önünde böyle bir bilgi dururken “Hayır siz olmayın” demelerini zaten kimse beklemezdi.
Başbakan’ın, Başbakan adına kamuoyu oluşturmakla görevli AKP yazarlarının son günlerdeki söylediklerine, yazdıklarına bakacak olursak, bu konuda karar çoktan verilmiş zaten.
Şimdi yanıtı aranacak bir tek soru kalıyor:
Abdullah Gül ne olacak?
Yıllardır aktif siyaset içinde bulunan bir insan bu yaşında emekli olup bir kenara çekilmeyi kabullenecek mi, yoksa AKP Genel Başkanlığı için düşünülecek mi?
Öyle görünüyor ki Başbakan’ın gönlünde yatan şey, Gül’ün emekli olup bir kenara çekilmesi.
O partinin içinden kendi sözünden çıkmayacak bir başbakan tayin etmek, partiyi de kendisine sadık bir “eşbaşkana” emanet etmek, Erdoğan’ın şu andaki hedefi. Bu çok açık görülüyor.
AKP sözcülerinin Anayasa’daki Cumhurbaşkanı’nın görevlerinin ve yetkilerinin çokluğuna dikkat çekmeleri, Başbakan’ın “terleyen, koşan Cumhurbaşkanı olma planı” bunun işaretidir.
Erdoğan, Cumhurbaşkanı seçilmeyi başarabilirse, hükümetin başına kendi sözünden çıkmayacak birisini tayin edecek.
Başbakan’ın milletvekilleri arasından seçilmesi zorunluluğu ve bundan sonraki ilk genel seçimin 2015’te olacağı da hatırlanırsa, Abdullah Gül’ü zor bir yolculuk bekliyor.
Erdoğan
’ın iradesi dışında AKP Genel Başkanlığı’na aday olabilir mi, olursa seçilebilir mi, seçilirse Erdoğan ile uyum içinde çalışacak bir başbakan olabilir mi? Bunların hepsi şu an Gül için muamma.
Ama Başbakan’ın önünde, Cumhurbaşkanı seçilirse, istediği planı uygulayabileceği uzun sayılacak bir süre olacak.
Bu süre içinde partiyi yeniden dizayn edebilir, kongrede oy kullanacak delegeleri güvendiği mutemet isimlerden oluşturabilir, partinin başına kendi istediği birisini seçtirebilir.
İlk hedefi, Anayasa’ya açıkça aykırı olsa da “partili cumhurbaşkanı” gibi davranmak, nihai hedefi ise başkanlık ya da yarı başkanlık sistemini kurabilecek çoğunluğa ulaşmak ya da bunun için ittifaklar oluşturmak olacak.
Her şey Abdullah Gül’ün bunu içine sindirip sindiremeyeceğine bağlı.
Erdoğan’ın bileğini bükebilir mi?
Bunu başaramazsa siyasal İslamcı gelenekten gelen ve belki AKP’ye göre merkeze daha yakın bir siyasi partinin kuruluşuna da tanıklık edebiliriz.

Bak şu konuşana!

RÜŞVET ve yolsuzluk soruşturmasında ortaya çıkanlar nedeniyle AB Bakanlığı görevinden alınan Egemen Bağış, bir ay ara verdiği Twitter mesajlarına geri dönmüş.
Bağış’ın attığı tweet şöyle:
Sabah gazetesinde @GumustekinTulu çok doğru yazmış; “hazmedecek ve özür dileyecek muhalefet ahlakı çoktan yok oldu.”
Bunu gazetede okuyunca kahkaha atmaktan kendimi alamadım!
Demek ki artık “internetten bir ayet bul, salla gitsin”den, “bakara-makara”dan vazgeçmiş, ahlaki meseleler ile ilgileniyor.
Bir aydır tweet atmadığı için eski alışkanlığını kaybetmiş olabilir diye, ben de bu konularda kendisine yardımcı olayım istiyorum.
Mesela şöyle bir tweet atsaydı, ilginç olmaz mıydı:
“Bakanlara çikolata tepsisi içinde 500 bin dolar gönderen işadamları, siyasi ahlaka zarar veriyor.”
Ya da şu:
“Elbise torbalarının içinde milyon dolarlar alan bir insana iyi ahlak sahibi denebilir mi?”
Şöyle bir tweet hoş olmaz mı:
“Milletin dini inançlarıyla bakara-makara diye dalga geçtikten sonra özür dileme ahlakı çoktan yok oldu.”
Hatta şöyle bir “hashtag” de açabilir:
#eleverirtalkinikendiyutarsalkimi

3 bin dolar için koltuk gitmiş

AVUSTRALYA’da Yeni Güney Galler eyaletinin Başbakanı Barry O’Farrell, kendisine hediye edilen 3 bin dolar değerindeki şarap yüzünden görevinden istifa etti.
Müstafi Başbakan, kendisine hediye edilen şarap için bir teşekkür mektubu da yazmış, bu belge ortaya çıkmış.
O’Farrell, “Teşekkür notundaki imzamı kabul ediyorum, sorumluluk ve mesuliyete inanan birisi olarak hareketlerimin sonuçlarına katlanmayı kabul ediyorum” diyor, istifasını açıklarken.
Avustralya Bağımsız Yolsuzluk Komisyonu (İlginç değil mi, böyle bir komisyon da varmış!) ortaya çıkan elyazısı teşekkür notundan sonra Başbakan O’Farrell’i daha fazla delil için yeniden ifade vermeye çağırdı.
Eski Başbakan’a hediye edilen 3 bin dolar değerindeki bir şişe şarabın 24 Mayıs 1959’da şişelendiği, bu tarihin ise O’Farrell’in doğum tarihi olduğu açıklandı.
Böyle haberleri okurken çok eğleniyorum.
Bu adamların tek şanssızlığı Türkiye’de siyaset yapmıyor olmak.
Bizim memlekette, Suudi Kralı’nın yüz binlerce dolarlık hediyelerini bile “bir teşekkür notu dahi yazmadan” kabul edip kasasına atan siyasetçiler var çünkü.
Bir de bu “Bağımsız Yolsuzluk Komisyonu” ilginç. Bunlar oturup Başbakan’ı ifade vermeye bile çağırıyorlar.
Bizde böyle komisyonlar kurulamıyor, çünkü “komisyon” denilince müteahhitlere verilen işlerden, değiştirilen imar planlarıyla yaratılan rantlardan alınan “pay” akla geliyor.
Ne diyordu @GumustekinTulu:
Bizde, hazmedecek ve özür dileyecek ahlak çoktan yok oldu!