Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Basın özgürlüğüne kara para tehdidi

 Uluslararası Gazete Yayıncıları Federasyonu, 1995 yılında yayımladığı bir raporda basın özgürlüğünü tehdit eden unsurlar arasında kağıt fiyatlarının yükselmesini ve basılı reklamların toplam reklam içindeki payının gerilemesini de göstermişti.

Kağıt fiyatlarının yükselmesi ve reklam gelirlerinin azalması, gazete yayımcılarının daha az kar etmesi ve hatta giderek hiç kar edememesi anlamına geliyor.
Bir medya kuruluşunun yayın faaliyetlerinden kar elde edememesinin doğurabileceği sonuçları tahmin etmek zor değil: Yayın faaliyetinden kar elde etmeyen medya sahipleri bu zararı başka işlerinden karşılarlar. Bu da medya gücünün ticari ve siyasi baskı unsuru olarak kullanılması ve basın özgürlüğünün kullanılamaması sonucunu doğurur.
Son aylarda Türkiye’de medya dünyasında yaşananların tek nedeni de budur.

Medyanın gücünü istiyorlar
Türkiye’de bir defada sayamayacağımız kadar çok televizyon ve radyo yayında. Esas işi medya olmayan birçok iş adamı, sahibi olduğu medyanın büyüklüğü oranında zararı göze alarak bu faaliyeti sürdürüyor. Amaç çok açık: Medya gücünü esas işlerini yürütebilmek için gerektiğinde bir baskı unsuru olarak kullanabilmek.
Uzan Ailesi’nin medya grubunun her yıl gerçekleşen yüzlerce milyon dolarlık zarara rağmen faaliyetine devam ediyor olmasının nedeni de bu. Yalnızca Uzanlar değil; irili ufaklı birçok televizyon, radyo ve gazete sahibi kuruluş da medya işindeki zararlarına bu nedenle katlanıyor.
Doğan Grubu’nun sahibi olduğu gazete ve dergileri yayımlayan şirketler halka açık kuruluşlar. Bağımsız kuruluşlar tarafından düzenli olarak denetleniyorlar, bilançoları düzenli olarak halka açıklanıyor.
Benim ve diğer yöneticilerin temel bir hedefi var: Özgür basın faaliyetinden taviz vermemek için, bağımsızlığımızı hem siyasi çevrelere, hem de öteki güç odaklarına karşı koruyabilmek için kar etmek. Grubumuzun ana faaliyet alanı medya ve medyanın bağımsızlığını korumak için kendi gücümüzle ayakta kalmak zorundayız.
Milliyet, Hürriyet, Radikal, Posta, Fanatik, Finansal Forum ve Gözcü’nün her dönemde hem siyasetçilerin, hem de esas işi medya olmayan öteki medya kuruluşlarının boy hedefi olmasının nedeni de bu. Bağımsızlığımızdan kaynaklanan gücümüz onlar için ciddi bir tehdit. Bu tehditi bertaraf etmek için kullanılan yöntem ise belli: Doğan Grubu’nun sahip ve yöneticileri ile ilgili her türlü yalan ve iftirayı gerçekmiş gibi yaymak!

Görmezden gelenler de oldu
Uzanlar’ın haklarında ABD ve İngiltere’de açılmış davaları Türk kamuoyundan saklamak için neler yaptıklarını Türkiye ibretle izliyor. Eğer Doğan Grubu gazeteleri ve Sabah Gazetesi olmasaydı bu davadan da Uzanlar’ın öteki karışık işlerinden de Türkiye’de kimsenin haberi olmayacaktı. Nitekim Uzan medyasının baskı ve şantajından korkan birçok medya kuruluşu bu haberlere ya hiç yer vermedi ya da birer sütunluk küçük haberler halinde okuyucularından gizleme yolunu seçti.
Böyle yaptılar çünkü, onların esas işi medya değil. Başka işleri var ve sahip oldukları medya esas olarak bu başka işlerin yürütülmesi için bir araç. Uzanların baskısı öteki işlerine zarar verebileceği için haberleri görmezden gelmeyi tercih ettiler.
Uzan örneği bir demokrasinin vazgeçilmez şartı olan bağımsız medya faaliyetine yönelik tehdidin nereden kaynaklanabileceğini açıkça ortaya koyuyor.

Boy hedefiyiz çünkü…
Birçok kişiye medya kavgası gibi görünen şey de budur. Biz bağımsızlığımızı, özgür gazetecilik faaliyetimizi korumak için mücadele ediyoruz. Şantaj ve iftiralara boyun eğip, Türkiye’nin kaynaklarının yağmalanmasına izin vermediğimiz için boy hedefi haline getirildik.
Bu mücadelede “tarafsız kalabileceğini” zannedenler fena halde yanılıyorlar. Uzan örneğinden iştahı kabaracak her türden kara para sahibinin bu sektöre girme tehlikesi büyüyor. Kötü medyanın, iyi medyayı kovacağı; özgür basın faaliyetinin ticari hesaplara kurban edileceği bir dönemin tehlike çanları çalıyor.
Yaşananlara bakıp, başını “bu bir medya kavgası” kumuna gömmekte ısrar eden deve kuşlarına rağmen, sırf kendi mesleğimizi savunmak için her türlü iftira ve yalana göğüs germeye devam edeceğiz.