Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Liderliğin sekiz ilkesi

 Peter Drucker’in “Yöneticilik işleri doğru dürüst yapmaktır. Liderlik ise doğru olanı yapmaktır” sözünü geçen gün bir yazımda aktarmıştım. Bugün Türkiye’yi yönetenlerin ve yönetmeye talip olanların da bırakın lider olmayı, doğru dürüst yönetici bile sayılamayacaklarını düşündüğümü yazmıştım.

Bugün Robert H. Rosen’in ‘İnsan Yönetimi’ isimli kitabından ‘insanlara liderlik etmenin sekiz ilkesini’ aktaracağım. Bakalım bizim ‘liderlerimiz’ bu tanımlara uyuyor mu, kararı bir de siz verin.

Vizyon: Liderler bütünsel resmi görür ve bu geniş perspektifi başkalarıyla birlikte dile getirirler.
Böylelikle insanların çalışmalarını koordine eden ortak bir amaç yaratırlar.

Güven: Güven olmazsa, vizyon boş bir slogan haline gelir. Liderlerin amacı bir açık sözlülük kültürü oluşturmak olmalıdır. Güven yaratmak için, liderlerin kestirilebilir olması ve bilgi ile yetkiyi paylaşmaları gerekir.

Katılım: Bir kuruluşun enerjisi insanların katılımı ve çabasından ileri gelir. Liderin görevi bu enerjiyi serbest bırakmak, her kademedeki insanları akılları ve yürekleriyle işe sarılma konusunda esinlendirmektir.

Öğrenme: Liderler ömür boyu sürecek bir keşif süreci içinde güçlü ve zayıf yanlarını tanımak ve yeni koşullara uyum sağlamak zorundadır. Liderler çalışanları becerilerini ve ruhlarını yenilemeleri konusunda teşvik etmelidir.

Çeşitlilik: Başarılı liderler çeşitliliğin gücünü ve önyargının zehirini bilirler. Kendi eğilimlerini tanır ve insanların farklılıklarının olumlu yönlerini takdir edecek bir ortam yaratmaya çalışırlar.

Yaratıcılık: Akıllı çözümlerin aşırı çalışmanın yerine geçtiği dünyada yaratıcılık hayati önem taşır. Liderler, bağımsız, meydan okuyucu düşünmeyi teşvik ederler ve insanların çabalarını kolaylaştıracak teknolojilere yatırım yaparlar.

Dürüstlük: İyi liderler iyi ahlakın iyi iş demek olduğunu bilirler.

Topluluk: Toplumsal yaşam karşılıklı yükümlülük demektir ve bu insanları en yüksek performansa yöneltir. Olgun lider yönettiği kuruluşun topluma karşı sorumluluğuna önem verir. Aynı zamanda doğal çevreyi gözetmeyi de üstlenir.

Sizlere kısa bir özetini sunduğum bu sekiz ilke esasen herhangi bir şirketin daha iyi ve verimli yönetilmesine yönelik. Ama bundan toplumsal ve siyasal hayatımız için de bazı dersler alabileceğimizi düşünüyorum.

Bu sekiz ilke çok daha büyük ve daha karmaşık olduğu su götürmez devlet idaresi için de geçerli olabilecek ipuçlarını veriyor.

Süleyman Demirel, Mesut Yılmaz, Bülent Ecevit, Hüsamettin Cindoruk, Deniz Baykal, Recai Kutan ve Tansu Çiller bugün sahip oldukları özellikleri itibariyle bir şirketi başarıyla yönetebilir, bir topluluğun lideri olabilirler miydi?

Cevaplarınızı duyar gibiyim.