Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Kadınlar her yaşta çekici olabilirler

Kadınlar her yaşta çekici olabilirler

Sharon Stone’un, bir flört uygulaması olan Bumble’dan atıldığını bilmiyordum.

Stone, uygulamaya kendi gerçek kimliği ve fotoğrafıyla katılınca, platformun yöneticileri bunun bir sahte hesap olduğunu düşünmüşler ve ilk iş olarak hesabı kapatmışlar.

Aksini düşünmeleri zaten kolay değildi gibi geliyor bana. O anda bu kararı veren yönetici ben olsaydım, sanırım ben de aynı tepkiyi gösterirdim.

Düşünün Sharone Stone kimseyi bulamamış, gelmiş bizim uygulamamızda flört edecek adam arıyor!

“Hadi canım sen de” der, anında “delete” tuşuna basardım.

Nitekim böyle bir tepkiyle karşılaşınca Sharone Stone da sosyal medyada üzüntülerini dile getirmiş, uygulamanın yöneticileri yaptıkları salaklığın farkına ancak o zaman varabilmişler.

Sharone Stone benden 2 yıl 3 hafta küçük.

Kendisiyle 2002 yılında Cannes film festivalinde karşılaşmış, sanki birbirimizi tanıyormuş gibi selamlaşmıştık.

Cannes Festival Sarayı’nda neden olduğunu bilmediğim bir şekilde iki sıra önünde oturuyordum. Açılış töreninde Aki Kaurismaki’nin Geçmişi Olmayan Adam filmini izlemiştik.

Bir rüya prensesi gibiydi. O kadar şeffaf bir teni vardı ki o anda su içse, suyun boğazından akıp gittiğini görebileceğim düşüncesine kapılmış, rahmetli Yakup dedemi anmıştım.

Bana mutlaka bir Boşnak kızıyla evlenmemi öğütlemişti, “suyun boğazlarından akıp gittiğini görebilirsin” derdi. Söylememe gerek var mı bilmiyorum, dedem de Evlad – ı Fatihan’dandı, bizim eller şimdi başka ellerde yani!

Stone, o günlerde meslektaşımız Phil Bronstein ile evliydi. Gözlerimin içine bakarak zarif bir tebessümle “hi” demiş, aynı şekilde yanıtlamıştım: Hi! Mesafeyi korumuştum sizin anlayacağınız.

Her neyse, konumuz hayattaki pişmanlıklarım ile ilgili değil zaten, bu faslı geçiyorum.

Stone, daha sonra flört uygulamasıyla gerçekleştirdiği randevulardan aradığını bulamamış.

Duygusal ilişki aradığını söylüyor. Seks için uygulamalarla, randevularla uğraşmak boşuna diye anlatıyor.

“Birisiyle yatmak istiyorsan Tinder’a girmene gerek yok. Coffe Bean’e gidersin, zor değil. Erkekler zaten bir kutu ılık kuru fasulyeyle bile yatarlar” diyor.

Sharon Hanım, Batı Hollywood’da eskiden film oyuncusu Montgomery Clift’e ait olan bir malikanede oturuyor; “kahve meraklıları” için bu bilgi de benden olsun.

Stone, kalabalıklardan uzakta yaşamayı seviyor. Kalabalık davetlerden nefret ediyor, “17 kişinin aynı anda konuştuğu bir yerde duramam” diyor.

Büyük olasılıkla duygusal bağ kurabileceği birisiyle karşılaşamıyor olmasının en temel nedeni bu.

“Kız Tavlama Sanatı” kitabının birinci dersidir bu: Kız tavlayacaksan, kızların bulunduğu yerde olacaksın, kahvehanede ve maçta kız tavlayamazsın!

Stone’un durumu da böyle. Kalabalık mekanlardan, davetlerden kaçarsan, ruhuna uyan bir erkeği nasıl tavlayabilirsin?

Carl Jung, insanları bu özellikleriyle ikiye ayırdığında takvimler 1936 yılını gösteriyordu, şöyle yazmıştı:

“İnsanları iki gruba ayırabilecek denli temelden farklı iki davranış biçiminin söz konusu olduğu, zaman içinde benim için açık hale geldi. Bunlara dışa dönüklük ve içe dönüklük adını verdim.”

Sharone Hanım belli ki onca gösterişli yaşamının ve cazibesinin arkasında esasen içe dönük bir kişilik.

Dışa dönükler dış dünyaya odaklanır ve insanların arasındayken kendilerini mutlu, güçlü ve huzurlu hissederler.

İçe dönükler ise tam tersi: İçlerine odaklanırlar ve kendi başlarına takılarak yaşamın güçlükleri ile mücadele edecek gücü toplarlar.

Jung, “kendi içine çekiliş, dünyadan kesin bir el – etek çekme değildir, dinginlik arayışıdır. Sadece bu dinginlik içinde toplumsal hayata kendi katkısını sunması mümkündür” diyor.

Konu üzerine düşünmeye başladığımda karar veremedim, içe mi dönüğüm, dışa mı?

Bazen evden çıkmak fikri bile tüylerimi diken diken edebilirken, bazen de evlere, damlara sığamaz hale geliyorum.

Düşünün ki bir motosiklet çetesinin maceralarını anlatan Sons of Anarchy’nin yedi sezonunu sokağa çıkmadan izledim, bana mısın demedim.

Bazen de o kapı senin bu kapı benim sürtmekten hoşlanıyorum.

Seneca sağ olsaydı bu hareketimi hiç onaylamaz ve “eğlence mekanlarında yuvalanan kölelere layık, zayıf ve dayanıksız bir şey olan zevkin peşinde koştuğum” için beni eleştirirdi ama ne yapayım, ben böyleyim.

Niye böyleyim diye bir iki kitap karıştırdım, böyle bir diziyi deli gibi seyretmeye takılmak meğerse “yöneltme tepkisi” diye iç güdüsel bir şeymiş.

Bunu öğrenince kendimden de kuşkulandım. Dizide iyi bir tek karakter yok. En iyi kalpli kahraman bile gözünü kırpmadan birisini öldürebiliyor.

Acaba bu tür dizileri seyrederek içimde saklı kalmış “niyetleri” kime karşı yöneltiyorum diye ürktüm.

Şiddete eğilimim olmadığını biliyorum ama filmlerde kötü insanların başlarına gelen felaketlerden de gizli bir zevk alıyorum sanki.

Yine lafı uzattım, konuya dönüyorum.

Sharone Stone, yıllar önce gösteri dünyasında kadınlara karşı acımasız bir ayrımcılık yapıldığına dikkat çekip “40 yaşıma geldiğimde menajerler bir cüzzamlı gibi beni kaldırıp bir kenara attılar” demişti.

Amerikan dizilerini seyrediyorsanız, “menajerler” kelimesinden önce hangi kelimeyi kullandığını da tahmin edebilirsiniz.

Sharone Stone ile aynı yaştaki bir erkek oyuncu için “artık yaşlandı” yorumunu hiç duymuyoruz ama Sharone için “hala genç kız gibi” denmesi bir iltifat sayılabiliyor.

Onun için acaba diyorum, Stone’un içine kapanmasına, gösteri dünyasındaki bu eşitsizlik mi yol açtı?

Şimdi sırası geldi, Gerard De Nerval’in, “Doğu’ya Yolculuk” isimli gezi kitabından bir bölüm aktaracağım:

“Cenevre’de yemekler oldukça iyi ve halk çok sevimli. Kadınlar çok güzel ve hemen hemen hepsi diğerlerinden ayırt edilmesini sağlayacak farklı bir görünüşe sahip. Saçları genellikle siyah ya da kestane, ama tenlerinin parlak bir beyazlığı ve inceliği var; hatları düzgün, yanakları renkli, gözleri güzel ve sakin. Bana öyle geldi ki en güzeli geçkinlerdi ya da daha doğrusu kesinlikle yaşlı olanlar. Kolları ve omuzları hayranlık uyandırıcı ama belleri biraz kalın.”
Nerval, Ahmet Hamdi Tanpınar ve Yahya Kemal gibi yazarları etkileyen bir yazar, çok genç yaşta ölmüş.

Bu genç yazarın, en çok beğendiği kadınların “geçkinler, daha doğrusu kesinlikle yaşlı olanlar” olduğuna dikkatinizi çekeceğim.

Belki de insanların, kadınların yaşları ilerledikçe de güzel olabileceğini fark etmeleri için Gerard De Nerval inceliğinde bir ruha sahip olmaları gerekiyor.

——————————-