Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Saracoğlu'nda bir Maradona

Aslında çok şanslı insanlarız. Dünya gözüyle üç “Maradona” dan birisini seyredemedik, ama ikisini canlı canlı kendi gözlerimizle görme olanağı bulduk. Karpatlar’ın Maradonası Hagi artık futbolu bıraktı, ama şimdi de doya doya Arjantin’in ikinci “Maradonası”nı izleyebiliyoruz.

Kadıköy’de dün Fenerbahçe’yi ilk kez çıplak gözle izleme olanağı bulduk. Seyrettiğimin, bir taraftar olarak beni memnun ettiğini söyleyebilirim. Fenerbahçe, gerçekten göze hoş gelen, seyir zevki veren bir oyun oynadı. Maçın önemli bir bölümünü yardımlaşmalı bir takım oyunuyla oynayabildiği gibi, büyük yıldızlarının da bireysel yeteneklerini zaman zaman çimlerin üzerinde sergileyebildikleri bir oyun oldu.

Steviç’i beğendiğimi söylemeliyim. Aynı şekilde Washington da yavaş yavaş Türkiye’nin iklimine ve oyun anlayışına ısınıyor. Bence 70. dakikadan sonra Fenerbahçe’nin Hakan Bayraktar ve Cem Karaca’ya ihtiyacı vardı. Ancak Lorant, hepimizi şaşırtarak Washington’un yerine sahaya Oktay’ı aldı. Orta sahadaki değişikliği beklemek için 80 dakikanın geçmesi gerekti. Benim kişisel görüşüm; Yusuf’un ısrarla 90 dakika sahada tutulması… Ama Lorant bu görüşümüzü paylaşmıyor.

Serhat için de şunu söylemek gerek: Sevdiği ve oynaması gerektiği yerde oynamadı, ama mücadeleci kişiliğiyle sahada her an var olduğunu hepimize gösterdi. O mücadele ruhuyla Serhat hem milli takım, hem de Fenerbahçe için vazgeçilmez olduğunu ortaya koydu.

Ali Aydın; şurası bir gerçek ki, Türkiye Ligleri’nin en iyi hakemi. Elbette verdiği kararlar zaman zaman seyircinin hoşuna gitmiyor ama yine de 90 dakika oyuna hakimdi ve dürüst bir maç yönetti. Ali Aydın’ı desteklemek ve korumak gerek.