Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Barış sürecine sabotaj

BAŞBAKAN başta olmak üzere bazı AKP ileri gelenleri (hepsi değil, mesela Mehmet Ali Şahin, yapılan işin bir gazetecilik faaliyeti olduğunu söylüyor) Apo ile BDP milletvekillerinin görüşme tutanaklarının Milliyet’te yayınlanmasını “Barış sürecine sabotaj” olarak yorumluyor.

Neden böyle düşünüyorlar belli: “Türk halkı bu konuşmalarda dile getirilen fikirlerin çoğunluğuyla mutabık olmaz, halkın desteği olmazsa bu proje yürümez, böylece barış ümidi bir kez daha kırılmış olur”.
Bu fikre katılmıyorum. Türkiye’de insanlar 30 yıldır süren bu “savaştan” bıktılar ve artık bundan kurtulmayı istiyorlar.
Herkesin çocuğu var, ölen bir gencin acısını içinde hissedebiliyor.
“Vatanı koruyorlardı, ne yapalım böyle bir risk de var” deyip geçemiyor.
Hükümet şimdi söylemek, açıklamak istemese de bu bir pazarlık süreci.
Bu işin tamamen bitmesi, ayrılıkçı Kürt silahlı hareketinin marjinalize edilmesi için hükümetin de yapmak zorunda olacağı şeyler var.
Genel aftan tutun da, yerel yönetimlerin güçlendirilmesine, anadilde eğitime kadar bir dizi karar alınacak ve bu kararlar önünde sonunda halkın önüne gelecek.
O gün bir sürprizle karşılaşmak yerine, bugünden neler olabileceğini öngörebilmek kuşkusuz ki kanın durmasını gerçekten istiyorsak daha önemli.
Milliyet’in bu görüşme tutanaklarını ele geçirip yayınlaması bu nedenle hükümetin kızması değil, sevinmesi gereken bir şey.

Peki, niye bu kadar kızdı?

BÜTÜN göstergeler İmralı’daki görüşme tutanaklarının açıklanmasının aslında hükümetin yararına olduğunu gösteriyor ama Başbakan’ın öfkesi nedense bitmek bilmiyor.
Acaba neden diye düşünmek gerekmez mi?
Başbakan, şu anda bütün benliğiyle bir tek konuya odaklanmış durumda: Anayasa’yı değiştirip başkanlık sistemini getirmek ve 2014 Ağustos’undaki seçimi kazanıp Türkiye’nin ilk başkanı olmak.
AKP’nin yeni anayasa için kurulan komisyona başkanlık sistemi diye getirdiği önerilerin hepsi, Recep Tayyip Erdoğan’ın üzerine göre biçilmiş bir elbiseyi andırıyor.
Bakanları istediği gibi tayin edecek, Meclis’e hesap vermesi söz konusu olmayacak, istediği kanunları Meclis çıkarmazsa kendisi bir başkanlık kararnamesiyle çıkaracak, yüksek yargıçları kendisi seçecek vs. Seçilmiş bir diktatör yaratmayı hedefleyen bir sistem bu ve bunu bizzat Recep Tayyip Erdoğan’ın istediğini de biliyoruz.
Önünde de son derece kısa bir süre kaldı ve bu anayasa değişikliği önerisini en azından referanduma götürmek istiyor, referandumu kazanacağına inanıyor.
Referandum için eksik kalan milletvekillerini artık CHP ya da MHP’den bulma olanağı pek yok. Kendi partisinde de gizli oylamada mızıkçılık yapacakların çıkacağını biliyor. Bunun için BDP’ye muhtaç. BDP’ye bir havuç uzatmalı ki, anayasal düzeni değiştirmek için gerekli oy eksiğini bu hevesle kapatsın.
Havuç belli: Anadilde eğitim, güçlü yerel yönetimler, genel af vs.
Seçim sürecinde silahların susturulduğu, 30 yıllık terörün bitirildiği inancının yayılmasının kendisine sağlayacağı oy da ortada.
Bir kere Anayasa’yı değiştirip, başkan da seçildikten sonra ülkeyi canının istediği gibi yönetecek, kimseye hesap verme zorunluluğu da olmayacak.
Muhalefetin iyice sindirileceği, sesini çıkaranın içeriye tıkılacağı bir dönemde, pazarlıklar sırasında önerdiklerinin bir bölümü de rahatlıkla yerine getirebilir.
Öfkesi bu planın üzerindeki perdenin çok erken kalkmaya başlamasından kaynaklanıyor.
Bunun için sinirli, kızgın, bağırdıkça bağırıyor.

Yeni şeyler duyma ihtiyacı

HÜKÜMETİN terör nedeniyle akan kanı durdurmak için görünen, açıklanan politikası belli. Apo ile “devlet” görüşecek, bir yol haritasında anlaşılacak, PKK’lılar sınır dışına çıkacaklar. Ardından da hükümet vaat ettiği demokratik açılımları yapacak. Bunun çerçevesinin ne olduğunu bilmiyoruz.
Muhalefetteki partilerden CHP, barış sürecine, Apo ile MİT görüşmelerinin başladığının öğrenilmesinden sonra “şartlı destek” verdi ama bu şartlı destek vaadini bile unutmuş görünüyor.
Kafaları karışık bir halleri var. Sorunun çözümü için ne önerdiklerini ben bilmiyorum ama kendilerinin de bildiğini zannetmiyorum.
MHP ise eski politikaların daha sert uygulanmasından yana. MHP, PKK’nın askeri operasyonlarla bitirilebileceğini düşünüyor, Apo ile pazarlık edilmesine karşı.
Bu köşede çok sık vurguluyorum: Siyaset, sorunlara çözüm bulmak için yapılır.
Bunun için konuşmak, arayış içinde olmak, yeni fikirler geliştirmek gerekir.
Daha ortaokuldaki ilk fizik dersinde öğreniyoruz ki, aynı şartlar altında aynı işlemleri tekrarlarsanız, aynı sonuçları alırsınız.
Toplumsal olaylarda da durum farklı değil aslında.
Sorunları çözmek için daha önce denediğiniz ama başarılı olmadığınız yöntemleri kullanmak, yine aynı sonuçları verir: Başarısızlık!
Muhalefet partilerine önerim de budur: Yeni şeyler söylemeyi deneyin.
Yeni şeyler söyleyin! Yeni fikirlere toplumun da ihtiyacı var, iktidar partisinin de, sizlerin de.
Hükümetin politikasına elbette katılmak zorunda değilsiniz.
Ama unutmayın ki sizin söyleyegeldiğiniz politikalar bugüne kadar bir sonuç vermiş de değil.
Toplumun önüne yeni bir fikir ortaya koymalısınız ki hükümetin fikrini beğenmeyenler varsa onlar için bir seçenek oluşsun.
İzlediğiniz politikaları aynen izlemeye devam ederseniz gelecek seçimlerde alacağınız sonuçlar en iyi ihtimalle geçen seçimdeki sonuçlar olur. Bir kez daha yenilirsiniz.