Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Diyanet, yılbaşına neden karşı?

İSTANBUL Müftülüğü, geçtiğimiz cuma günü “Milli ve manevi değerlerimize sahip çıkalım” başlıklı bir hutbe yayımladı. Bu hutbe, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 2004 yılbaşında yayımladığı hutbenin tekrarı ve Müslümanları “yılbaşı eğlenceleri”nden uzak durmaya davet ediyor.

İnternet sitesinden hutbeyi dikkatle okudum. İçki içmenin zararlarından, kumarın yol açabileceği felaketlerden, kısacası sadece yılbaşında değil, yılın diğer günlerinde de yapılması dinin yasakladığı davranışlardan söz ediyor.

“Bugün toplumumuzda yılbaşı kutlaması adı altında düzenlenen eğlence ve toplantılar, kültürel ve geleneksel bir temele sahip değildir” denilerek, yılbaşı kutlamaları Müslümanlar için yasaklanıyor.

Bunun nasıl bir çarpıtma çabası olduğu çok açık.

Din içki içmeyi, kumar oynamayı yasaklıyor ve bu yasaklama, dinde belli ki çok açık yeri olmayan yılbaşı kutlamalarını yasaklamak için bir gerekçe haline getiriliyor.

Bu ülkede içki içmeden, kumar oynamadan da eğlenebilen milyonlarca insan var.

Eğer dinin kurallarına önem vererek yaşıyorlarsa, onlar neden yeni yıla eğlenerek giremesinler?

Yılbaşı kutlamalarının bugünkü Türk toplumunda “kültürel ve geleneksel” olmadığına kim karar veriyor?

Miladi takvime geçişin ardından gelen yıllarda başlayan bir alışkanlığın artık bir geleneğe dönüştüğü, yılbaşı öncesi sokaklardan, dükkan vitrinlerinden, dolup taşan eğlence yerlerinden, yoğunlaşan telefon ve tebrik kartı trafiğinden belli olmuyor mu?

Diyanet İşleri’nin dilinin altındaki bakla belki de bu zaten.

Eskiye dönmek, toplumsal yaşamın kendilerinin “din” diye tarif ettikleri kurallar bütününe göre şekillendirilmesini özlemek de diyebiliriz buna.

Diyanet İşleri, laik cumhuriyetin bir kurumu olduğunu unutmuş görünüyor.

Cumhurbaşkanı ile Başbakan’ın yaptığını yapma!

KAMU Görevlileri Etik Kurulu, bütün kamu kuruluşlarına bir genelge göndererek “yılbaşı nedeniyle gönderilen armağanların kabul edilmemesini” istedi.

Biliyorsunuz bu konuda bir kanun var. Kamu görevlilerinin kabul edebilecekleri armağanların değerinin üst sınırı ve bu sınırı geçen hediyelerle ilgili nasıl bir işlem yapılması gerektiği bu kanun ile düzenleniyor.

Yabancı ülke vatandaşları tarafından verilen hediyelerle ilgili işlemler de bu kanunda yazılı.

Yani aslında Kamu Etik Kurulu’nun bu konuda bir genelge yayımlaması şuna işaret ediyor: Kanun bunu düzenlese bile, hediye kabul etmek, “ahlaki” değil.

Hatırlayacaksınız, bu sütunda Suudi Arabistan Kralı’nın Ankara ziyaretinden sonra verilen hediyelerle ilgili nasıl bir işlem yapıldığını sormuştum.

Kral’ın, Almanya’da polise verdiği içi para dolu zarfların benzerleri burada da verildi mi diye sormuştum, bir yanıt gelmedi.

Kral’ın, Ekvador Devlet Başkanı’nın eşine yüz binlerce dolar değerinde mücevher hediye ettiğinin ortaya çıkmasından sonra aynı şeyi Cumhurbaşkanı ve Başbakan’a da sordum.

Onlardan da bir yanıt gelmedi.

Artık biliyor ve inanıyorum ki Kral, kendi bonkörlüğünü inkár etmeyecek böyle armağanlar verdi.

Bizimkiler de bunları güzelce kabul ettiler ve kanunun emrine rağmen bunları beyan da etmediler.

Aksi takdirde “Hediye filan almadık” derlerdi, mesele kapanırdı.

Bunu söyleyemiyorlar, çünkü Kral’ın bu durumda ne yapabileceğini kestiremiyorlar!

Etik Kurul’un genelgesini bu nedenle şöyle yorumluyorum: Cumhurbaşkanı ve Başbakan gibi yapmayın, aldığınız hediyeleri beyan edin ve hatta hiç kabul etmeyin!

İyi bir yıl geçirmişim!

BİR arkadaşım 2008 yılının gelişini kutlamak için bir şiir gönderdi.

Jacques Prevert’in bu şiirini sizlerle de paylaşmak istedim:

“Bu yıl hiç gün ışığı ile uyandınız mı? / Kaç kez güneşin doğuşunu izlediniz? / Bir neden yokken kaç kişiye hediye aldınız? / Kaç sabah yolda bir kediyi okşadınız? / Bu yıl yeni doğmuş bir bebek parmağınızı sıkıca tuttu mu hiç? / Ve siz onu hiç kokladınız mı? / Kaç kez kuşlara yem attınız? / Bu yıl kaç kez gökkuşağı gördünüz? / Bir çiçeği dalındayken kokladınız mı? / Çimlere uzandığınız oldu mu? / Yayılın çimenlerin üzerine / Acele edin / Er veya geç / Çimenler yayılacak üzerinize.”

Şiiri okuyunca şöyle düşündüm: Bunların hepsini yaptığıma göre iyi bir yıl geçirmişim.

Darısı artık 2008’in de başına.

Sizlere sevdiklerinizle birlikte mutlu, sağlıklı bir yıl diliyorum.