Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Acılardan ders çıkarmayı başarmalıyız

 Orhan Pamuk dün yayımlanan son romanı Kar’da “Kars’taki genç kız intiharları” ile ilgili araştırma yapan bir gazeteciyi anlatıyor.

Romanın kahramanı gazeteci Ka, en çok “intiharların sıradan günlük yaşamın içine habersiz, törensiz birdenbire girivermesinden” dehşete kapılıyor. Kızların aileleri çoğunlukla sessiz kalmayı tercih ediyor, konuşanlar ise kızlarının daha önce hiçbir şikayeti olmadığını söylüyorlar. Çocukların neredeyse tümü, son eylem anına kadar günlük yaşamlarını kendi olağan sıradanlığı içinde yaşıyorlar..
Pamuk’un romanında anlatılanlarla gerçek hayatta yaşadıklarımız örtüşüyor. Son yıllarda giderek artan genç ve çocuk intiharlarında ailelerin neredeyse tümü mutlak bir suskunluk içine giriyorlar. Sadece aileler değil suskun kalanlar. Aynı şekilde okul idareleri de suskun kalıyor…

Ateş bizi de yakmalı
Öykülerin neredeyse tümünde çocukların hiçbir sorunu olmadığını düşünüyor insan. İyi okullarda okuyorlar, maddi sıkıntıları yok, arkadaşlarından oluşan geniş bir çevreleri var… Büyük çoğunluğunun neden intiharı seçtiği hiçbir şekilde anlaşılamıyor
Yüzlerine haber alabilecekleri bütün kapılar kapatılan gazetecilerin kulaktan kulağa yayılan söylentilerle hazırlayabildikleri haberler de olayın özüne inemiyor. İki üç gün sonra sanki gencecik bir fidan solmamış gibi günlük yaşamlarımıza geri dönüyoruz. Ateş, sadece düştüğü yeri yakıyor. Ta ki yeni bir şok hepimizi sarsana kadar…
Oysa her intihar öyküsünden sonuçlar çıkarabilir, başka çocukların canlarına kıymalarına yol açacak nedenleri ortadan kaldırmak konusunda bilinçlenebiliriz.
Büyük bir şokla sarsılan ailelerin soğuk kanlılıkla acılar daha çok tazeyken bu konuda konuşmak istememelerini elbette anlayışla karşılıyorum.
Ama acı içselleştirilip, intihar üzerine konuşulabilir hale gelindiğinde bu ailelerin olayın neden kaynaklandığını ciddi biçimde araştırmaları ve toplumla bunu paylaşmaları gerekiyor.
Bunun elbette titiz bir profesyonel destek olmadan yapılabilmesi mümkün değil. Savcıların ve polisin araştırma olanaklarının, üniversitelerin psikolojik danışmanlığının bu ailelerin hizmetinde olması gerekiyor.

Gerçek neden aranmalı
Oysa savcıların ve polisin genel eğilimi, bir olayın intihar olduğu açıkça belliyse artık soruşturmayı derinleştirmemek. İntihar nedenlerinin ortaya çıkarılması zorunluluğu ihmal ediliyor. Acılı anne – babanın alel usul alınan ifadeleriyle dosya bir kenara konuluyor.
En kolayı bu tür olayları “satanizm” gibi fantezilerle birleştirip içimizi rahatlatmak.. Oysa o yaşta bir çocuğun intihar kararı vermesinin hiç düşünemeyeceğimiz yüzlerce nedeni olabilir. Bunlar arasındaki ilişkiyi çözmek, çocuklarla nasıl bir iletişim kurulabileceğine karar vermek sadece konunun uzmanlarının başarabileceği güç bir iş. Ve uzmanlar bütün bu süreç boyunca varlıklarını hiç hatırlamadığımız kişiler oluyorlar.

Başımızı kuma gömmeyelim
Sorumluluk bütün bir topluma düşüyor. “Benim çocuğum yapmaz” diye başımızı kuma gömmekten vazgeçmeliyiz. Ölenleri hiç tanımasak da hepsinin bizim çocuklarımız olduğunu hatırlamalıyız. Boş bir acıyla üzülmek yerine, başka çocukları bu korkunç sondan kurtarabileceğimiz dersleri çıkarmalıyız..