Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Dilimin ucunda kelimeler

  Feyza Hepçilingirler, “Sorulmadan” isimli kitabında Tansu Çiller’in dilimize yeni deyimler kazandırmak için gösterdiği olağanüstü performansı eleştirirken “Türkçe özellikle deyim ve atasözü bakımından yeni eklemelere ihtiyaç göstermeyecek kadar zengindir” diye yazıyor.

Hakkı Devrim de geçenlerde Hürriyet yazarı Kanat Atkaya’yı kullandığı “alt Türkçe” nedeniyle eleştirdi.
Feyza Hanım iyi bir edebiyatçı olduğu kadar bu konularda söz söylemeye yetkin bir hoca da… Dolayısıyla onunla bir fikir tartışmasını yürütecek düzeyde değilim. Ancak yine de yaşayan bir dilin zaman içinde gelişmesi, yeni deyimler kazanması kaçınılmaz olmalı. Dünya değişiyor, toplumumuz değişiyor, kullandığımız dil de buna ayak uyduruyor diye düşünüyorum..
Toplumumuzda yeni “alt kültür grupları” oluştukça, onların diliyle yazan yazarların da gazetelerde boy göstermesi aynı ölçüde kaçınılmaz bir durum.
Benim geçen hafta “magazin Türkçesi” diye eleştirdiğim “deyişler” de aslına bakarsanız bu çerçeve içinde normal karşılanması gereken bir “dil gelişimine” işaret ediyor.

Paylaşma olayına ‘kılım’
Ama yine de bazı “yeniliklere” tahammül edemiyorum. Giderek daha mı tutucu oluyorum bilmiyorum ama bazı kelimeler beni “hasta” ediyor, onlara “kıl oluyorum.”
Bunlara “dublaj Türkçesi” diyorum. Yabancı filmleri ve dizileri Türkçeleştirirken ağız hareketleri ile söylenen sözü uyumlu kılmak için yapılan zorlamadan kaynaklanan bir garip Türkçe bu.. Yurtdışında uzun yıllar kalmış, eğitim görmüşlerin de katkılarıyla çığ gibi büyüyor..
Birisi “seninle bir şey paylaşmak istiyorum” dediği zaman ilk tepkim şu oluyor: Olur, ama aslan payını ben isterim!
Bu daha çok romantik filmlerden dilimize sızmış bir deyim. Mesela kız adamla ilgili olumsuz şeyler duyuyor, psikologların eşlerarası diyalog ile ilgili söylediği sözlerin etkisi altında tepkisini açıkça ortaya koyamıyor, oğlana “bir şey paylaşmak istiyorum” diyor..
Ortada paylaşacağı bir şey yok aslında. Bir fikre sahip ve o fikri söylemek istiyor, kavga çıkmaması için bunu “paylaşma” kılıfına sokmaya çalışıyor.

Ve tabii ‘hoplayan’ yürekler
Yine filmlerden sızma bir başka deyim “hazır değilim”..
Oğlan hep olduğu gibi kızla bir an önce yatmak istiyor, kız istemiyor, bunu açıkça söyleyeceğine “hazır değilim” diyor…
Düşünmeden edemiyorum: Nasıl bir “hazırlık” bu? Bir sınav mı söz konusu? Öyleyse kaç yanlış bir doğruya bedel? Yoksa bir duş alıp, parfüm sürdükten sonra tamamlanacak bir süreç mi? Anlaşılmaz bir durum…
“Size geri dönerim” ya da “aradım bana geri dönmediler” bir başka facia..
Daha çok telefon konuşmaları, iş başvuruları gibi konularda kullanılıyor. İngilizcenin Türkçe kılığına girmiş hali diye düşünüyorum. “Tekrar arayacağım”, “ben sizi ararım”, “not bıraktım aramadılar” yerine kullanılıyor.
Bir de “n’abersin(iz)?” var? Böyle bir soruyla karşılaşınca “polis adliye haberiyim” demek geliyor içimden.. Çünkü biraz sonra boğazını sıkacağım, konuşma kaçınılmaz olarak karakolda sonuçlanacak..
Sözü uzatmayacağım. Böyle daha yüzlerce deyim – kelime var. Yazıyı yine magazinci arkadaşlara sataşarak bitireyim çünkü şakadan en çok onlar anlıyor:
Mesela bir çorap defilesi oluyor, başlık hazır: Top model Nesrin yürek hoplattı! Fotoğrafa bakıyorum, hiç bir yerim hoplamıyor. Gazetelerin magazin servislerinin iyi bir kardiyoloğa ihtiyaçları var diye düşünüyorum her seferinde. Zayıf bir kalpleri var ve ne görseler hop oturup, hop kalkıyor!