Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

AKP'nin muhafazakârlığı islamcılık mı?

 AKP’nin kendisini, Milli Nizam Partisi ile başlayıp daha sonra MSP – RP ve FP ile devam eden “İslamcı” çizgiden ayırmak için “muhafazakâr demokrat” bir ideoloji ile tanımlamaya çalıştığı biliniyor.

Bu konuda Başbakan Erdoğan’ın danışmanlarından Dr. Yalçın Akdoğan’ın yazdığı ve “muhafazakâr demokrat”lığın genel hatlarıyla tarif edildiği bir kitap da Recep Tayyip Erdoğan’ın önsözüyle AKP tarafından yayımlanmıştı.
Geçenlerde yaklaşan yerel seçimler nedeniyle AKP yönetimi teşkilatına “Muhafazakâr demokratlığın 12 altın kuralı”nı duyurdu. Bununla ilgili haber Milliyet’te 23 Aralık tarihinde yayımlandı..
“Kurallar”ın 12. maddesi şöyle diyor: Muhafazakâr demokratlık, aydınlanma felsefesinin olumsuz sonuçlarına eleştirel yaklaşır.

Akıl öne çıkınca…
Birinci maddede de “geleneksel yapının, ahlaki ve dini değerlerin totaliter devrimci müdahalelere karşı korunması”ndan söz ediliyor. Devam eden maddeler içinde de “dini duyarlılıklar”ın ön plana çıkarıldığı bir söylem hâkim..
Şimdi burada durup “aydınlanma felsefesi”nin ne olduğuna kısaca bakalım:
“Aydınlanma Felsefesi” diye tanımladığımız olgu 17 ve 18. yüzyıllarda Avrupa’da ortaya çıktı. Aydınlanma felsefesinin temelini, evrenin “akıl” aracılığıyla kavranabileceği ve bu yolla insanın bilgiye, özgürlüğe ve mutluluğa ulaşabileceğine olan düşünce oluşturuyor.
Aydınlanma felsefesinin toplumsal yaşam üzerindeki en büyük sonucu, bilimde ve siyasette dinin bir açıklayıcı olarak kullanılmamasını sağlamak oldu.
Bilimde, kilisenin etkisi azaldı. Dine dayalı baştan savma yanıtlardan ve Yunan – Roma safsatalarından kurtuluş, evrenin akıl ile açıklanabilir olduğunun görülmesi, daha sonraki bilimsel gelişmenin ve uygarlığımızın bugünkü düzeyine ulaşmanın temellerini attı.

Hedef laiklik mi?
Sanırım pozitif bilimlerde ve toplum bilimlerinde ulaşılan bugünkü düzey, AKP’nin “Aydınlanma felsefesinin olumsuz sonuçları” diye tanımladığı kapsama girmiyor olmalı..
Aydınlanma felsefesinin yaşam hakkı, bireysel özgürlükler, mülkiyet hakkı ve zaman içinde bugünkü tanımıyla “demokrasi”ye ulaşan sonuçları da var.. “12 kural”ın tümü okunduğunda AKP’nin bu sonuçlara da karşı olmadığını çıkarsamak mümkün.
Geriye “aydınlanma felsefesi”nin siyasi sonuçlarından en önemlisi kalıyor.
Bu da en bilinen tanımıyla “laiklik”ten başka bir şey değildir.
Laiklik, rönesans ve aydınlanma hareketinin, kilisenin merkezci ve baskıcı yapısına karşı duyduğu tepkiden doğdu.
Aydınlanma felsefesinin en doğal sonucuydu, çünkü dünyaya ait işlerin, dünyaya ait kurallarla, akılla yönetilmesini öngörüyordu.

AKP neyi kastediyor?
Şimdi bu çok genel tanımlardan yola çıkarak AKP’nin teşkilatına ilettiği “muhafazakâr demokratlığın kuralları”nı yeniden okuduğumuzda, ortaya sorulacak bir soru çıkıyor:
AKP, “aydınlanma felsefesinin olumsuz sonuçları” derken neyi kastediyor?
12 kuralın genel havasına baktığımda, AKP’nin, “aydınlanma felsefesinin olumsuz sonucu” olarak laikliği kastettiğini düşündürtecek bir izlenim ediniyorum..
Gerek Başbakan’ın, gerekse bazı bakanların geçmişte bu konuda neler söylediklerini biliyoruz. Önceki günkü Milliyet’te de, 7 – 8 yıl önce Başbakanlık Müsteşarı’nın laiklik karşıtı ne tür düşüncelere sahip olduğunu okuduk.
AKP yönetimi, “12. madde”nin tam olarak neyi kastettiğini açıklarsa, bu konu üzerinde daha kesin bir şeyler söylemek de mümkün olacak..