Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Hayat, ileriye doğru yaşanır

  Dün sabahtan beri cep telefonuma bayram kutlama mesajları geliyor. Tümü tanıdığım insanlar, çoğu yakın arkadaşlarım…

Zaten cep telefonumu biliyor olmalarının nedeni de bu… Kendime yakın görmediğim birisine cep telefonumun numarasını neden vereyim? Aslında bayram kutlamasını mesajlarıyla yapacakları yerde arasalar ve seslerini de duysam daha iyi olur diye düşünüyorum. Ama belli ki artık böyle bir âdet gelişmiş… Eskinin bayram kartlarının yerini alan yeni bir âdet…
Aynı şey gazeteye geldiğimde e – posta yoluyla da devam ediyor. Bu kez bayram kutlama mesajı yollayanlar arasında arkadaşlarımın yanı sıra hiç tanımadıklarım da var… İnternetten indirilmiş elektronik kartların üzerine yazılmış, güzel sözlerle dolu hepsi…

Hazırlop mesajlar!
Tam bu yeni bayramlaşma usulümüz hakkında bir şeyler yazmayı tasarlıyordum ki eski bir okuyucumdan bir e – posta aldım… Sanki aynı anda, aynı şeyleri düşünmüşüz gibi…
Aşağıda Yeşim Esemen’den gelen bu e – postayı bulacaksınız. “İletişim çağında bayram kutlamaya getirdiğimiz yeni usul” üzerine ilginç bir yorum. Birlikte okuyalım:
“Mehmet Bey,
Yine bir Ramazan Bayramı’nın arifesindeyiz.
Müşteri, meslektaş, tanıdık, dost, ahbap, arkadaşların bayramlarını kutlamak, “e – mail ile bayramlaşmak…” için, ekran başına oturdum.
Dakikalar geçiyor… Başlayamıyorum…
Karşımda soğuk bir ekran… Hiç kimsenin sesi yok, gülüşü yok…
Ekranın karşısında içim üşüdü…
Öylece dururken, posta kutuma gelen mesaj uyarıları yanıp yanıp sönüyor…
İçimi ısıtır mı acaba?
Bir tanesini tıklıyorum: Bin yıllardan süzülüp gelmiş bilgece sözlerle, bir bayram tebriki…
Esprili ve şiirsel sözlerle bezenmiş, ‘forwarded’ bir e – kart, bir diğeri…
Standart bir tebessüm tuşlanmış dibine, yüzlerin binbir ifadesinden soyutlanmış, sayısız nüansından uzak, iki nokta, bir parantez…
İçleri; onların yerine düşünülüp, yazılmış süslü sözcüklerle dolu, hazırlop, ‘fowarded’, ‘şablon’, e – mesajlar, e – kartlar…

Yan odadan bayram tebriki
Oysa gönderilen mesajlarda sevgi ve dostluk üzerine kesilmiş onca ahkâm, acemice de olsa, kendi sözcükleriyle anlatılmış duyguların, sıcak bir dost selamının yerini tutmuyor.
Şimdilerde, kendi sözcüklerimizin yerini, bu hazırlop ‘forwarded’ mesajlar alıyor.
Teknoloji, yaşamımızı tümüyle işgal etmiş, ruhumuzu esir almış sanki…
İşte, bir bayram tebriki daha… Yan odadan…
İnsanlar yan yana masalardan, yan yana odalardan sürekli ‘mesajlaşırken’, bir şeyler yitip gidiyormuş gibi geliyor bana.
İletişim yeni bir boyut kazanırken, var olan boyutlar birer ikişer eksiliyormuş, hayatımız yoksullaşıyormuş gibi geliyor.
Ama kimin umurunda?
Moda tabirle, herkesin ‘çok yoğun’ olduğu bir devirde, sanki bu teknolojiyi kullanmak öyle bir üstünlük getiriyor ki bize, ne yapsak mazuruz…
Belki yıllar sonra geriye dönüp baktığımızda, neleri yitirdiğimizi daha iyi anlayacağız.

Usulca esaret
Ama yitirilenleri yerine koyma şansını da, çoktan kaybetmiş olacağız.
Mutlaka yeni ‘tutsaklıklarımız’ olacak.
Yeni teknolojiler, yeni trendler.. Dayanılmaz çekicilikleriyle yaşamımıza giren, mucizeleriyle şaşırtan, sonra da usulca ruhumuzu esir alan, bize hiç düşünmediğimiz bedeller ödeten nice yenilikler…
Ve hiçbir zaman ders almayacağız galiba…
Çünkü Kirkegaard’ın dediği gibi, “Hayat sadece geriye doğru anlaşılır, ama ileriye doğru yaşanmak zorundadır…”
Bayramınız kutlu olsun!