Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Ülke aynı, çocuk aynı, sonuç farklı..

 Sakarya Üniversitesi’nde yapılan bir anket ile ilgili olarak internette bir haber okudum. Ankette 1050 üniversite öğrencisine “En çok yapmak istediğiniz meslek nedir?” sorusu yöneltilmiş.

Öğrencilerin yüzde 75’inin en çok yapmak istedikleri meslek “Acun Firarda” programının sunucusu Acun Ilıcalı’nın “mesleği” çıkmış.. Dikkatinizi şuna da çekmek istiyorum: Gazetecilik ya da televizyonculuk değil, somut olarak “Acun’un yaptığı iş” çıkıyor ankette..
Geri kalan öğrencilerin büyük bölümü “popstar” olmak istiyormuş.. Onu “oyunculuk” izliyor. Az sayıda genç de doktor olmak istediklerini söylemişler ki sanırım bunlar da zaten Tıp Fakültesi öğrencileri olmalı..
Acun Ilıcalı’nın yaptığı işi elbette küçümsemiyorum: İnsanların izlerken eğlendikleri başarılı bir gezi programı yapıyor Acun.. Sabun köpüğü tadında belki ama bu kadar genci kendisine özendiren bir performans sergiliyor..
Programa bakınca “performansın”, kızlara şaka yapmak, anlamadıkları bir dille insanlarla dalga geçmekten ibaret olduğunu da görüyorsunuz.. Elbette yapan için eğlenceli bir iş ve yapanı da bu yüzden eleştirmek doğru değil ama sanırım bu, gençlerin hayallerini süsleyecek bir iş de olmamalı..
Üniversite öğrencisinin hayali biraz daha geniş olmalıydı diye düşünüyorum.
En azından bizlerin üniversitede öğrenciyken daha büyük hayalleri vardı.. Devrim yapmak, vatanı Amerikan emperyalizminden kurtarmak, ezilen kitleleri refaha çıkarmak gibi büyük hayaller… Çoğumuz bu hayallerin peşinde canını vermekten, hapislere düşmekten de kaçınmadı..

23 parlak çocuğumuz
Bu haberi internette okuduğum gün, Hürriyet’te de bir başka ilginç haber vardı.
İstanbul Robert Lisesi öğrencilerinin 23’ünün dünyanın en tanınmış üniversitelerine kabul edildiklerini duyuran bir haber.. İçlerinde dört yıl için 170 bin dolar tutarında burs kazanan öğrencilerin de olduğu 23 parlak genç..
Nuran Çakmakçı’nın haberinde 17 yaşındaki Emre Yanık’ın bir kitap yazdığını, bu kitabın altı baskı yaptığını ve bazı üniversitelerde kitabın bir referans kaynağı olduğunu da okudum.
Bu parlak öğrenciler, evlerine kapanıp sadece ders çalışan tipler de değiller.. Biri ebru sanatıyla ilgileniyor. Birisi tiyatro oyuncusu.. Birisi iyi bir basketbolcu.. Birisinin 350 böcekten oluşan bir koleksiyonu var.. Dalış, tırmanma gibi sporlarla da uğraşıyorlar. Atletizm ve kürek yapan, hafta sonlarında fakir çocuklara ders veren, piyano ve ut çalan, Ortadoğu sorunları üzerine kitaplar yutan çocuklar bunlar..
Kimisi kimyager olmak istiyor, kimisi biyolog, kimisi genetik mühendisi, kimisi doktor, kimisi de hukuk, ekonomi ve politika eğitimi almak istiyor..
Hayalleri de büyük. Önemli buluşlar yapmak, kitaplar yazmak, bir süre yurtdışında uzmanlığını geliştirdikten sonra mutlaka Türkiye’ye geri dönüp vatanlarına hizmet etmek istiyorlar.
Çocukların kişisel yeteneklerini geliştirmelerine izin veren, sosyalleşmelerinin önünü açan, disiplinli bir çalışmayla her şeyin bir arada başarılabileceğini fark eden bir eğitim sisteminin ürünleri..

Madem başarılıyor…
“Acun ya da popstar olmak” isteyenler de, Robertliler de bu toplumun çocukları.
Benzer ortamlarda büyümüş, aynı müziği dinlemiş, belki aynı kıza – oğlana âşık olmuş çocukların birbirlerinden bu kadar farklı olmalarının nedeni nedir diye düşündüğümde bulabildiğim tek yanıt “eğitim” farkı oluyor..
Bazıları Türk eğitim sisteminin ürünleri.. Kişisel yeteneklerini geliştirme olanağını fazlaca bulamamış, ezbere dayalı, her çocuğu aynı kalıba dökmek isteyen bir sistemin sonucu..
Bazıları ise şans eseri bu eğitim sisteminin eline düşmekten kurtulmuşlar. Kişiliklerinin gelişimine izin verilmiş, baskı altına alınmamışlar.. Kendilerine güvenmeyi, hayatın sadece ezberlenecek derslerden ibaret olmadığını öğrenmişler.. Hayal güçleri gelişmiş ve bu yüzden de iyi bir “öğrenci” olarak ABD’nin girmesi en zor okullarına kabul edilmişler..
İmam Hatip Lisesi mi iyi, yoksa normal lise mi; mesleki eğitim mi olsun, mesleklerini üniversitede seçsinler mi tartışmalarından çok daha önemli bir soruna işaret ediyor bu tablo..
Ve Türkiye’de bir okul bunu başarabiliyorsa, öbürlerinin neden başaramadıkları üzerine çok düşünmemiz ve çok çalışmamız gereken bir tablo..