Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Alkışlar Cumhurbaşkanı'na

Yanıldım, özür dilerim: Dün Cumhurbaşkanı’nın Af Yasası’nı TBMM’ye geri göndermeyeceğini yazmıştım. Bunu yazarken Cumhurbaşkanı’nın bir gün önce söylediği sözleriyle, hep alıştığımız ‘top çevirme’ üslubunun devam ettiğini düşünüyordum. Hükümet ile ters düşmek istemeyeceğini varsayıyordum.

Ancak benim göremediğim, Af Yasası’na toplumdan gelen tepkinin büyüklüğüne Cumhurbaşkanı’nın duyarsız kalamayacağıydı.
Deprem sonrası kriz yönetimindeki skandal boyutlarına varan aksaklıklar, başta yıllardır felaket bölgelerinde gördüğümüz ve hep aynı sözleri söylediğini işittiğimiz Cumhurbaşkanı ve Başbakan olmak üzere devletin üst yöneticilerinin toplumsal prestijlerinde önemli bir sarsıntıya yol açmıştı.
Sağlık Bakanı Osman Durmuş’un halkın büyük tepkisine rağmen koltuğunu korumaya devam etmesi de devletin üst katlarındaki bu prestij kaybını büyütmüştü.
Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, dün halkın sesine kulak verip Af Yasası’nı TBMM’ye geri göndererek asla hafife alınmaması gereken bir siyasetçi olduğunu ortaya koydu.
Bu girişimin Cumhurbaşkanı’nın halk nezdindeki siyasi prestijini yükseltecek bir etki yaratacağını düşünüyorum. Bu kararıyla Cumhurbaşkanı, Ankara’daki siyaset oyuncuları arasında yeniden başrolü ve alkışları kapmayı başarmış bulunuyor.
Öte yandan veto, halka rağmen iş yapma ısrarını sürdüren hükümetin kesin bir yenilgisi anlamına da geliyor.
Başbakan istediği kadar Af Yasası’nın içine sinmediğini söylesin, sonuç olarak bu proje onun ‘şahsi meselesi’ydi. Hükümetin üç ortağı da siyaset yapmayı Ankara’da kapalı kapılar ardında yürütülen bir oyun zannetmenin bedelini böylece ödemiş oluyorlar.
Bu üstelik hükümetin ilk ‘yenilgisi’ de değil. Hızlı çalışma sevdasının yol açtığı kararsızlıklar ve geri adımlardan sonra çok önem verdiği bir projenin veto edilmesi, hükümetin ‘geriye doğru saymaya başlamasını’ hızlandıran bir etken olacaktır.
Af Yasası’nın veto edilmesi bir yandan da Türkiye’de çok uzun süredir ihmal edilen bir başka gücün varlığının tartışılmaz bir şekilde ortaya çıkmasını da sağlıyor.
Bu halkın gücüdür.
Türkiye’de kamuoyunu dikkate almayan politikaların artık geçersizleşmeye başladığının bir göstergesidir.
Dünkü gazetelerde yayımlanan sivil toplum kuruluşlarının ortak ilanı, bu gücün artık giderek daha organize ve bilinçli hale geldiğini de ortaya koyuyor.
Türkiye’de birçok şeyin değişeceğini, hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağını söylerken, işte bu gücün uyanışına işaret etmek istiyordum.
Bu tespitimde yanılmadığımı görmek beni mutlu ediyor.
Sivil toplum kuruluşlarının örgütlenmesi yaygınlaştıkça ve benzeri başarılar arttıkça halkın kendi gücüne olan inancı daha da artacak. Halkın gücünü dikkate alan yeni bir siyasetçi tipi doğacak, eski modeller rafa kaldırılacak.
Bunun ham bir hayalden ibaret olmadığını da yaşayarak göreceğiz.