Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

 Bugün babalar günü. Biraz kişisel olacak ama bugün babamdan söz etmek istiyorum. Gazete köşe yazarlarının kendi özel hayatlarını anlattıkları yazıları her zaman fazla kişisel ve gereksiz bulmuşumdur. Ama hiç olmazsa bugün, benim için çok özel bir insan hakkında yazmak istememi hoşgörürsünüz diye düşünüyorum.

Cem Hakko’nun babası Vitali Hakko’nun anılarına yazdığı sunuş yazısında bir Fransız atasözü var: “Babanın geçtiği yollardan, çocuk daha kolay geçer.”

Hayatım boyunca hep böyle oldu.

Babamın kan çanağına dönmüş gözlerle sabaha kadar hesap makinesinin başında, akşama kadar da Antalya’nın cehennem sıcaklarında inşaat tepelerinde koşarak açtığı yoldan ilerledim.

Hep onun gibi olmak istedim. Çalışmanın en zor durumlarda bile tek kurtarıcı olduğunu, halinden şikâyet etmemeyi, en umutsuz durumlarda bile gülecek bir şeyler bularak hayatı kolaylaştırmayı, tüm çocukları sevmeyi ondan öğrendim.

Kardeşlerim ve ben babamızdan ne kötü bir söz işittik ne de yaptığımız hatalar karşısında bir tek fiske yedik. Bu yüzden babalarından dayak yemekten korkan arkadaşlarımı hiç anlayamadım.

Biz her zaman babamın en önemli işi olduk. Bizi Fenerbahçe’nin maçlarına götürmek için taa Mardin’den o zamanın şartları altında günlerce süren otomobil yolculuklarıyla gelişini hiç unutmadım.
Bugün kendi çocuğumun ihtiyaçlarını en önemli işimden daha çok önemsiyorsam, bu onun sayesindedir.

Jackson Brovvn Jr.’ın “Şu Hayatta Neler Öğrendik Neler” isimli kitabında şöyle bir söz var: “Çocuklar güvencede olduklarını, sevildiklerini ve istendiklerini hissediyorlarsa, başarılı bir anne ya da baba sayılabilirsiniz.”

Bugün belki biraz aşırı sayılabilecek olan kendine güven duygumu buna borçluyum. Hayatım boyunca attığım her yanlış adımda yanımda oldu, kendi gücüme güvenmemi sağladı.

Çok küçük olduğumu öne sürerek beni yatılı okula göndermek istemeyen annemi onun suç ortaklığı sayesinde altetmeyi başardım. Rıfat Ilgaz’ın Hababam Sınıfı’nı yeni okumuştum ve bütün yatılı okulların öyle olduğunu zannediyordum. Bugünkü başına buyruk tavırlarımın altında sanıyorum küçük yaşta gittiğim yatılı okulun büyük etkisi oldu. Arkadaşlığın önemini, zorluklar karşısında başka insanlarla dayanışmayı, ekip çalışmasının değerini bu sayede öğrendim.

Ve nihayet beni ben yapan bir dünya görüşüne sahip olmamı da ona borçluyum. Dünyanın ve ülkenin başka yerlerinde başka insanlar da olduğunu, bir kısmının çok güç şartlar altında yaşadığını ve bunu düzeltmenin mümkün olduğunu ilkokulu bitirdiğim yaz bana armağan ettiği bir sandık dolusu kitaptan öğrendim.

Biliyorum ki herkesin babası kendisi için çok değerlidir. Kendi babamı anlatırken diğer babalara haksızlık etmek istemiyorum. Ama benim babamı anlatabileceğim bir köşem var ve bugün onu sizlerle paylaşabildiğim için çok mutluyum. Babam bir melek ve ben onu çok seviyorum.