Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

GSM yer istasyonları

Cep telefonu yer istasyonlarının kent içi yerleşim alanlarına konulması bazı bakanlıkları karşı karşıya getirdi. Bunda yadırganacak bir yön yok. Türkiye böyle bir sorunun varlığını yeni öğreniyor ve el yordamıyla da olsa doğruyu bulmaya çalışıyor.
Yadırganması gereken yön bu konudaki tartışmaya egemen olan üslup.

Hükümetin ortak sorumluluk yüklenen bakanları, bir mahalle kahvesinde konu hangi düzeyde tartışılıyorsa, o düzeyde tartışıyorlar. Bunun değişmesi gerek.
Bu konudaki yetki kargaşasını ortadan kaldırmak için önce şu sorunun yanıtını bulmalıyız:
Konu, telekomünikasyon sistemlerinin kurulması ve çalıştırılması ile mi ilgilidir yoksa genel olarak halk ve çevre sağlığıyla mı?
Bütün dünyada genel kabul gören yaklaşım, konunun esas olarak halk ve çevre sağlığıyla ilgili olduğu. Bu durumda Ulaştırma Bakanlığı’nın kendisini ‘tek yetkili’ gibi görmesinin yanlış olduğu açık.
Yer istasyonlarının kent içi yerleşim alanlarına kurulması, doğuracağı sağlık ve çevre sorunları nedeniyle esas olarak Sağlık Bakanlığı’nı ve Çevre Bakanlığı’nı ilgilendiriyor.
Nitekim her iki bakanlık da görevlerinin gerektirdiği hassasiyet içinde davranıyor. Yayımladıkları genelgeler ve talimatlarla yer istasyonlarının yaratabileceği tehlikeleri daha da yaygınlaşmadan önlemeye çalışıyor.
Ulaştırma Bakanlığı’nın konuya yaklaşımı ise ‘kaz gelecek yerden tavuk esirgenmemesi’ atasözünü çağrıştırıyor ve burada tavuklar da bizler oluyoruz..
Vakit geçirilmeden yapılması gereken iş bu üç bakanlığın bir ortak çalışma grubu oluşturması ve yer istasyonlarının halk sağlığını tehlikeye düşürmeyecek şekilde nasıl kurulabileceğine ilişkin standartların saptanması.
Bunun bir an önce yapılması gerekiyor, çünkü çok geçmeden üçüncü ve dördüncü GSM operatörleri de yer istasyonları kurmak için harekete geçecekler.
İkinci aşamada yapılması gereken şey, halen kurulu bulunan yer istasyonlarının, haberleşmeyi de aksatmayacak şekilde makul bir süre içinde bu standartlara uygun hale getirilmesini sağlamak olmalı.
Sorumlu politikacılık böylesine önemli bir konuyu ‘sen-ben kavgasına’ dönüştürmeden çözmeyi başarmayı gerektiriyor.