Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Katil kim? Vuran mı, tutan mı?

 Antalya’da önceki gece saat 21.00’deki “Sürekli aydınlık için bir dakika karanlık” eyleminin ardından bir vatandaşımızın öldürülmesinden kimi sorumlu tutmalıyız?

İlk bakışta katilin kim olduğu çok açık gibi görünüyor.

Kendisini konuşulabilecek bir insan zannedip sadece bir tek soru sormak için yaklaşan bir vatandaşın kafasına elindeki telsizle vuran hayvanı bu cinayet nedeniyle suçlayabiliriz.

Onun hasta ruhunun hangi etkiler altında kalıp bu cinayete yol açtığını araştırıp, bunlardan önemli sosyal ve psikolojik sonuçlar çıkarabiliriz.

Belindeki silahına güvenip suçlu ya da suçsuz ne olursa olsun bir vatandaşa saldırmasının altında yatan ‘iktidarsız insan portresini’ ortaya koyabiliriz.

Hatta, hayat karşısında, amirleri karşısında ve doğru dürüst bakamadığı eşi ve ailesi karşısında ezilmişliğinin acısını bu yoldan çıkarmaya çalıştığını söyler, işlediği suça sosyolojik bir gerekçe de yaratabiliriz.

Ama böyle yaparsak işin çok kolayına kaçmış oluruz. Gariban ve eğitimsiz bir insana yok yere boyundan büyük suçlar yükler, asıl sorumluların gözlerden saklanmasına ve kendi karanlık köşelerinde yeni suçlar tasarlamalarına da olanak vermiş oluruz.

Bir vatandaşın kafasını telsizle kırıp öldüren ele yön veren ses, çok değil bir hafta önce tüm bir ülkenin vatandaşlarını suçlayan Başbakan’ın sesiydi.

Hükümetin koskoca Başbakanı’nın suçlu gördüğü, eleştirdiği bir eylemciye hükümetin polisinin başka türlü davranması mümkün müydü?

Hukuksuzluk ve yolsuzluklara karşı en demokratik vatandaş tepkisini “Mum söndü oynuyorlar” diye aşağılamaya çalışan, bunu yaparken de diğer yandan milyonlarca vatandaşımızın duygularını rencide eden Adalet Bakanı da suçun ortağı olmalıydı. Durduk yerde ortaya atılıp, üstelik kendisine karşı da yöneltilmemiş bir eyleme böylesine akıl almaz yakıştırmalar yapmasının devletin güvenlik güçleri üzerinde bir etki yapmaması düşünülebilir mi?

Bugün Radikal’de, İçişleri Bakanlığı’nın valiliklere yolladığı bir genelge var. İçişleri Bakanlığı nedense, “sürekli aydınlık için bir dakika karanlık” eylemini yasadışı örgütlerin ve bazı legal sol partilerin etkileyebileceklerini, polisin buna karşı tedbir almasını isteyen bir genelge yayımlamak ihtiyacını hissetmiş.

Vatandaşın kafasına telsizle vuran polisin bu genelgeden etkilenmemiş olması mümkün mü?

Büyük bir ihtimalle tıpkı Metin Göktepe olayında olduğu gibi bu olayda da katil ya da katiller bizzat devletin savcıları, emniyet müdürleri ve bakanları tarafından korunup kollanacaklar.

Büyük bir ihtimalle katil ya da katiller cezasız kalacak.

Ama Türk toplumunun vicdanı, bu katilleri de, onları koruyanları da, onları yönlendirenleri de asla affetmeyecek.