Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Asena'ya cinsel taciz

Bülent Erkmen’in tasarladığı ’32 Büst’ isimli kitapta fotoğrafıyla yer alan ‘sanat kuramcısı, reklamcı, yazar’ Aykut Köksal dünkü Radikal’de yayımlanan demecinde “32 Büst üzerine medyada yer alan değerlendirmeler bize bu kitabı değil, medyayı anlatıyor” diyordu.

Özellikle bulvar gazetelerinin bir sanatsal etkinliğe karşı yaklaşımlarının bir gazeteci olarak beni de ciddi olarak rahatsız ettiğini belirtmeliyim. Bunun zirvesi de dün yayımlanan Sabah gazetesiydi. Bu gazetede dün yayımlanan ‘haber’in başlığı şuydu: 34 yıl gecikti. ‘Haber’in fotoğrafları eski Türkiye güzeli ve şair İnci Asena’ya aitti. Asena’nın ’32 Büst’ kitabında yer alan fotoğrafı ile 1966’daki güzellik yarışması sırasında çekilen bir fotoğrafı birlikte veriliyor ve şu alt başlık yazılıyordu: Yazık, çok yazık.. ‘Haber’ de şöyle yazılmıştı: “1966 yılında Türkiye güzeli seçilen İnci Asena 34 yıl sonra Bülent Erkmen’in kitabı için soyundu. 18 yaşında Türkiye güzeli seçilen Asena o yıllarda tüm ısrarlara rağmen soyunmayı reddetmişti. Şair Asena bugün 52 yaşında.”
Bu kadar aşağılık bir yaklaşımı haber diye yazıp, gazeteye koyabilmek için insanın gözünün nasıl dönmüş olması gerekiyor, buna da siz karar verin sevgili okuyucular. Bir kere fotoğrafı yayımlanan kadın, bu fotoğrafını memelerini göstermek için çektirmemiş. Başka bir amaç var. Bir sanatsal etkinliğe katkı kaygısı var. Bu sanatsal etkinliği anlamak zorunda değiliz, beğenmek zorunda değiliz ama saygı duymak zorundayız.
İkincisi aynı kadın 34 yıl önce daha 18 yaşında bir genç kızken, daha çocukken ‘yazar olmak isteğinden’ söz ediyor. (Bu sözler gazetenin iç sayfalarında aktarılmış.) Bugün de bunu başarmış. Kitaplar yayımlamış, entelektüel bir birikim oluşturmuş, yayınevi yönetiyor. Belli ki bu kadın alıştığımız öteki ‘güzellerden’ farklı. Güzelliğini, vücudunu bir sermaye olarak görmüyor. (Bunu derken güzel oldukları için para kazananları eleştirmek, onları aşağılamak gibi bir niyetim elbette yok. Herkes kendi seçimini yaşamalı.) Vücudunu sergileyerek bir yerlere varmaya çalıştığı yok. Böyle bir kadının karşısına çıkıp “Neden göğüslerini kütür kütürken bize göstermedin” demenin bir tek izahı var: Seks açlığından insanın gözünün dönmesi!
Bu tablo Türkiye’de Sabah tipindeki gazetelerin kadına nasıl baktığının da tipik bir örneği. Kadın cinsel bir obje olmaktan daha fazlasını hak etmiyor bizim bulvar gazetelerimizin gözünde. Bundan fazlasını hak etmediği için de kişilik haklarına saygı duyulmuyor, birey olarak kendini nasıl konumladığının, nasıl ifade ettiğinin bir önemi yok.. Göğüslerini, bacaklarını açtığı oranda önemli,
o göğüslerin dikliği, bacakların uzunluğu oranında değerli.
Öyle görünüyor ki Bülent Erkmen’in eseri her geçen gün amacına biraz daha yaklaşıyor. Bize gerçekte kim olduğumuzu, nasıl yalanlarla, bayağılıklarla ve sahteliklerle çevrelendiğimizi, içimizdeki gerçek çıplağı gösteriyor.