Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Polis gözüyle polis

Elimde Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından bastırılmış bir kitap var: ‘Polis Gözüyle Polis’ adını taşıyor ve tümüyle polisler tarafından çizilmiş karikatürlerden oluşuyor.

Emniyet Müdürü Haşim Karaaslan’ın yazdığı önsözden, kitapta yer alan çizimlerin Polis Akademisi’ndeki ‘Polis-Halkla İlişkiler’ dersi bağlamında yapılan çalışmalar olduğunu anlıyoruz. Elbette bunların kitapta bir araya getirilmiş olması Emniyet Genel Müdürlüğü’nün resmi görüşünün de bu olduğuna işaret etmiyor. Ancak Karaaslan’ın da önsözde belirttiği gibi bunların ’emniyet mensuplarının duygu ve düşüncelerini yansıttığına’ da hiç kuşku yok.
Bence kitabın tümünden çıkarılması gereken sonuç şu: Türkiye’de polis kendisini güçsüz, kamuoyunun ve politikacıların baskısıyla ezilmiş, ‘çevresini aydınlatırken bir mum gibi kendisi eriyen’, geçim sıkıntılarının dar çemberine hapsolmuş hissediyor. Burada önemli olanın ‘hissetmek’ kavramı olduğunu bir daha vurgulamalıyım. Dışarıdan nasıl göründüğünden ve gerçek durumun bu olup olmadığından çok, içeriden polisin kendisini nasıl gördüğünün önemli olduğunu düşünüyorum. Sonuç olarak kitapta çizgileri yayımlanan ‘amir’ konumundaki 150 polisin ‘kurum içi kanaat önderi’ olarak ortaya koydukları tablo bu.
Karikatürlerden birinde yere düşmüş, dili dışarıda, perişan olmuş bir polis memuru var. Bu perişanlığa neden olanlar da polisin etrafına çizilmiş ve sanki yerdeki polise bir daha vuruyor gibiler: Mafya, uyuşturucu tacirleri, teröristler, enflasyon, politika, basın ve insan hakları yazıları okunuyor.
Bir başka karikatürde ceplerinden paralar taşan bir politikacı ile bir iş adamı konuşuyor. Politikacı “Bizim polisimiz de hiç çalışmıyor” derken elinde bir de kadeh olan iş adamı “Boşver, biz dalgamıza bakalım” diye yanıtlıyor. Bu ikisinin hemen arkasında üzerinde ‘hırsızlık, terör, yolsuzluk, mafya, PKK, Dev Sol, fuhuş, çete’ yazılı bir canavar var. Solda da eli ayağı zincirli, ağzı bantla kapatılmış bir polis memuru. Polis memurunun ağzındaki bantta “657 Sayılı Devlet Memurları Yasası ve Disiplin Tüzüğü” yazıları okunuyor. El ve ayakları bağlayan zircirlerin ucundaki prangalarda da “CMUK, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Gözaltı Yönetmeliği” yazıları okunuyor.
Bir başka karikatürde yerde vurulmuş yatan bir polis var. Onu vuran terörist “Yaşasın insan hakları” diye bağırıyor, ağzından salyalar saçarak..
İnsan hakları kavramının polisin düşmanı değil en büyük yardımcısı olduğuna ilişkin sadece iki karikatür var: Birinde elinde insan hakları kitabı olan bir polis yaralı teröriste kan veriyor, ötekinde de copunu çöpe atmış ve kolunun altına kanunları, insan hakları sözleşmelerini almış bir polis suçluları kolayca yakalıyor.
Bu temel temalar dışındaki en önemli vurgu polisin sosyal ve ekonomik durumundaki çıkmazlara yönelik. Uzun görev süreleri, amirlerden korku, evde bekleyen çocuk ve eşler, fedakârca görevini yapmak isteyen polisin yalnızlığı, geçim sıkıntısı, geçim sıkıntısı, geçim sıkıntısı..
Bütün bunlardan yola çıkarak polisimizin genel ruhsal tablosunu görebilmek mümkün. Ve ne yazık ki bu tablo hiç de iç açıcı değil. Emniyet teşkilatını belki de her şeyden önce bu açık sözlülükleri için kutlamalıyız.
Ortaya çıkıyor ki Emniyet teşkilatının özlük haklarının bir an önce düzeltilmesi gerekiyor. İnsanca çalışma koşulları, normal çalışma ve izin süreleri ve bu ekonomik ortamda kafalarını rahatsız etmeyecek bir gelir düzeyi.. Bunlar sonuç olarak maddi nitelikte olduğu için düzeltilmesi görece kolay gibi görünen sorunlar. Elbette Türkiye ekonomisinin genel durumundan soyutlanamayacak, sabit gelirli her Türk vatandaşının yaşadığına paralel sorunlar da aynı zamanda…
Ama polisin insan haklarını, CMUK’u, gözaltı yönetmeliklerini, basını kendisi için bir ayak bağı gibi gördüğüne ilişkin tespitlerin çözümü o kadar da kolay görünmüyor. Bunun için çok kapsamlı
bir eğitim programına ihtiyaç var ve bunu yapmak için de her şeyden önce idarenin ve siyasi otoritenin kararlılığı gerekiyor.
Ben psikolog değilim. Eminim bu çizimleri değerlendirecek bir psikologlar grubu nelerin bir an önce yapılması gerektiğini daha kolay belirleyebilecektir.