t24.com.tr

Ticarette gereken, Ağır Cezada gerekmiyor mu?

Adalet Bakanı Akın Gürlek, makamının tadını çıkarmaya başladı. Tebrikleri kabul ediyor, ziyaretçi heyetlerine nutuklar irat ediyor.

En son olarak Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı ve beraberindeki bir heyeti kabul etti ve iş insanlarını pohpohlayıp, vaatlerde bulundu.

Bakan Bey’in konuşmalarındaki genel tona bakacak olursak, bugüne kadar adalet sistemimiz yönetilmemiş, bu anlaşılıyor.

Bakan oldu ve kendisinden önce görev yapanların hiçbir iş yapmadıkları ortaya çıktı; bunu söyleyebilirim.

Akın Bey’in Türk adalet sistemine son katkısı şu: Mesleki tecrübesi 10 yılı bulmayan hâkimler artık ticaret mahkemelerine başkan olarak atanamayacaklar!

Gürlek, TİM heyetine şu sözü verdi:

“Özellikle ticari davalarda, ticaret mahkemelerinde ihtisaslaşma getirdik. 10 yılı doldurmayan bir hâkim, ticaret mahkemesi başkanı olmayacak.”

Ticaret Mahkemeleri, bir başkan ve iki üyeden oluşuyor; işiniz düşmeyecekse bunu bilmeniz gerekmez aslında ama bu mahkemeler için HSK atama yaparken zaten daha kıdemli hakimleri (5 – 10 yıl) tercih ediyordu.

Demek ki artık bu uygulamada gözetilen bir durum olmaktan çıkıyor, genel bir kurala dönüşecek.

Bu iyi bir şey tabii.

Hukuk söz konusu olduğunda tecrübe çok önemli.

Ağır Ceza Mahkemelerine başkan ve üye ataması yapılırken de HSK, bu hususu gözetmeye gayret ederdi. “Eski Türkiye’de” tabii.

“Doğal hâkim ilkesi” diye bir prensip var.

“Kişiye özel” mahkeme kurulmasını önleyen, bu yolla adil yargılamayı gerçekleştirmeye yönelik bir ilke bu.

Bir uyuşmazlık ya da bir suç iddia ediliyorsa, bu konuya bakacak mahkemenin suç ya da anlaşmazlık meydana gelmeden önce belirlenmiş olması ile hayata geçiyor.

Ekrem İmamoğlu ve 401 kişi, İstanbul’da kurulu 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanıyorlar.

40. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kuruluşu, işlendiği iddia edilen suçların gerçekleşmesinden öncesinde yapıldığı için kâğıt üzerinde doğal hâkim ilkesine uyulmuş gibi görünüyor.

HSK, bu mahkemeye, sadece bu davaya bakması için ikinci bir heyet tayin etti. Hem de iddianamenin 40. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmesinden hemen sonra.

İddianame çok yüklü, sanık sayısı çok olduğu için hızlı yargılama yapılsın diyeymiş!

Böyle diyorlar ama asıl amaç doğal hâkim ilkesinin arkasından dolaşmak.

Böylece “kişiye özel” kurulmuş bir mahkememiz oluyor ki rabbim bunu da Siyasal İslamcıların iktidarına nasip etti.

İmamoğlu’nu yargılasınlar diye bu mahkemeye tayin edilen iki üyenin mesleki kıdemi 1,5 yıl imiş.

Bu yönde yayınlanan haberler yalanlanmadı.

Haliyle insan hayret ediyor!

Bakan Bey, ticaret mahkemelerindeki davalar iyi görülsün, doğru kararlar verilsin diye ticaret mahkemelerine en az 10 yıl kıdemli hâkim tayin etmeye söz veriyor, ama memleketin en önemli siyasi davasına bakacak hakimlerin mesleki kıdemi ancak bir asteğmen kadar!

Bir asteğmeni, torpili ne kadar kuvvetli olursa olsun mesela bir tümen komutanı yapabiliyor musunuz? Tümenden vazgeçtim, tabur komutanı yapabilir misiniz?

Söz konusu tecrübesiz hakimlerin kişilikleri ile ilgili değil bu söylediklerim.

Hukuk Fakültesi’ni pekiyi derece ile bitirmiş olabilirler, kim bilir belki IQ’ları, Türkiye ortalamasının da üzerindedir, belki o kadar çalışkandırlar ki dört sene boyunca hukuk derslerinin hepsinden 10 almışlardır vs.

Bunların hiçbir önemi yok.

Üç bin küsur sayfalık bir iddianame bu.

402 sanık var.

Bu tür uzun iddianamelerin bizim memlekette nasıl yazıldığını bilecek kadar bu meslekteyim.

İddiaya girerim, 3 bin sayfa iddianameyi bir okuyuşta anlayabilmek bile mümkün değildir.

Ticaret davalarında doğru karara ulaşabilmek için 10 yıllık tecrübe gerekli görülüyorsa, memleketin bütün siyasi geleceğini derinden etkileyebilecek bir ağır ceza davasında 1,5 yıllık tecrübe yeterli olabilir mi?

Yoksa, “bu davada adil yargılama ve doğru karar beklemeyin, bir tiyatro oynanacak, bu kadar kıdem yeterlidir” mi demek istiyorsunuz?

———————————