t24.com.tr

“Çok şey bilen adam” konuşur muydu?

Haluk Levent, savcılıktaki sorgusu sırasında söylemek istediği şeylerin tutanağa geçirilmediğini ileri sürerek “susma hakkını” kullandı.

Levent, “konuşmak istiyorum, izin vermediler. Çünkü söyleyeceklerimin resmi kayıtlara geçmesini istemiyorlar” dedi.

Avukatların tutanağında Levent’in eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’dan bahsettiği ancak bu ifadenin “soruyla uyumsuz olduğu” gerekçesiyle tutanağa geçirilmediği belirtiliyor.

Öyle görünüyor ki Levent’in “susma hakkını kullanma kararı”, biraz da savcılığın “susturma hakkını kullanmasından” kaynaklanmış.

Gerçi savcılara tanınmış böyle bir ayrıcalık yok ancak burası Türkiye; öyle de olabilir, böyle de olabilir, alıştık artık!

Elbette savcılara işlerini öğretecek değilim ama bana soracak olurlarsa savcılar iş dönüp dolaşıp Süleyman Soylu’ya geldiğinde ifade almaya son vermekte kendi gelecekleri açısından da haklılar.

Haklılar, çünkü ne olur ne olmaz, şeytan doldurur!

Soylu çok şey bilen insanlardan biri, ifade alacağız derken savcıların gereksiz siyasi tartışmalara malzeme olmasını en azından ben istemem, kendileri de istemiyordur zaten.

Bilmiyorum hatırlar mısınız: Süleyman Soylu, İçişleri Bakanı olduğu günlerde, AKP’de görevli Kürşat Ayvatoğlu’nun lüks bir otomobil içinde “pudra şekeri olduğunu söylediği beyaz bir toz” ile “arkadaşlarına şaka yapmak için” çekildiğini iddia ettiği görüntülerinin ortaya çıkması üzerine muhalif bazı milletvekillerinin eleştirilerine çok sinirlenmişti.

28 Mart 2021 günü, o sırada Sözcü’de çalışan gazeteci İsmail Saymaz’a çok ilginç açıklamalarda bulunmuştu.

Hatırlayalım:

“Anladığım kadarıyla bu mesele siyasallaştırılmak isteniyor. ‘Buradan siyasal sonuç elde edebilir miyim?’ deniliyor. Özellikle bazı milletvekilleri yapıyor. Onlara acıyorum. Ben kamuoyunda çok şey bilen bir adamım. Ama dikkat edersiniz bu tip meselelerde hiç konuşmam. Bugün sadece bir partinin çalışanı üzerinden ve hiç birimizin tahammül ve müsaade etmeyeceği, gereğini yapmaktan çekinmeyeceğimiz bir mesele ile ilgili tepiniyorlar. Ama başka bir şey daha ifade edeyim. O tweet atanları görüyorum. Bazı milletvekillerini görüyorum. Meseleyi bu noktaya taşımak son derece ayıp. Bunu parti bilse gereğini yerine getirirdi. Görevim icabıyla birçok mahrem bilgiye sahibim, doğru mu? Bu meseleyi milletvekili olup da paylaşanlarla ilgili sadece üzülüyorum. Allah muhafaza, en yakınlarında böyle bir şey çıkarsa ne diyeceğiz? O kişiyi mi sorgulayacağız?”

Altını çizdiğim sözler eminim size de çok anlamlı geliyordur.

“Çok şey bilen bir adamım”, “bazı milletvekillerini görüyorum”, “görevim icabıyla birçok mahrem bilgiye sahibim” şeklindeki ifadeler ile sadece bir durumu tespit etmiyor, aba altından sopa da gösteriyordu.

“Açtırmayın ağzımı” der gibi bir hali vardı.

Nitekim, yine hatırlarsınız, Sedat Peker ifşaat videolarını yayınlamaya başladığında da Soylu “bir mafya liderinin 10 bin dolar gönderdiği milletvekili var” demişti.

Olayın, bir mafya liderinin bir milletvekili maaşa başlaması kadar ilginç olan bir başka boyutu

İçişleri Bakanı’nın bunu bildiği halde o güne kadar saklamış olmasıydı.

Normal olarak Süleyman Soylu’nun, İçişleri Bakanı olarak böyle bir bilgiyi sahip olduğu ilk gün Cumhuriyet Başsavcısının kapısını çalması gerekirdi ama yapmadı, bilgiyi kendisine sakladı.

Ne zamana kadar? Mafya şefi videoda kendisine savaş açana kadar!

Peker, kendisine yönelik bazı suçlamalarda bulunmamış olsaydı, Süleyman Soylu bu bilgiyi kendisine saklamaya devam edecekti sonucu çıkıyor bundan.

Niye?

O günlerde T24’te şöyle yazmıştım:

“(Bilgiyi saklamasının) Değişik nedenleri olabilir ama ilk akla gelen şu: Soylu, bu bilginin ucunu göstererek, karşısına dikilebilecek diğer politikacıları uyarıyor!

Zaten kendisi söylemişti, bakan olduğu için milletvekilleri ile ilgili mahrem bilgilere sahip olduğunu.

Şimdi bu bilgi kırıntısını ortaya atarak isterse ortalığı yangın yerine çevirebileceğini ima ediyor.

“Üzerime gelmeyin” demenin bir başka yolu bu.

Kim bilir elinde, kimlerle ilgili, ne bilgiler var!

AKP’lilerin rahatsızlık duymaları gereken konu bu: Görevi suçu önlemek olan bakan, bir şekilde öğrendiği suçu bildirmiyor, saklıyor!”

Kusura bakmayın, lafı biraz uzattım, sadede geleyim:

Haluk Levent, Süleyman Soylu ile ilgili ne anlatacaktı bilemiyorum ama üzerine gidilirse Süleyman Soylu’nun da anlatacağı bazı şeyler de mutlaka olacaktı.

“Bir konuşursam yer yerinden oynar” demiyor ama isterse yeri oynatacak bilgilere sahip olduğunu en azından “ihsas ediyordu”!

Savcılar bu nedenle kendileri açısından doğru olanı yapmışlar, gereksiz yere siyasette gürültüye yol açabilirlerdi.

Hafıza tazeleme notu: “Uyuşturucu madde ticareti yapmak ve uyuşturucu madde kullanımını özendirmek” suçlamasıyla 20 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanan Kürşat Ayvatoğlu beraat etmişti.

Mahkemeye sunulan Adli Tıp raporunda Ayvatoğlu’nun kan, idrar ve saç örneklerinde uyuşturucu ve uyarıcı maddeler tespit edildiği belirtilmişti. Rapora göre Ayvatoğlu’ndan alınan örnekler üzerinde yapılan incelemede, kanında uyuşturucu ve uyarıcı maddelerden 19 ml. metamfetamin, 13 ml. morfin ve morfin metaboliti ve 46 ml. kokain metaboliti benzoilekgonin tespit edilmişti.

Ayvatoğlu’nun “kullanıcı olduğu için” aslında yargılanmaması, zorunlu tedaviye yönlendirilmesi gerekiyordu.

—————————-