t24.com.tr

Yeni bir partide toplanmak kaçınılmaz görünüyor

Saray’ın CHP’nin başına kayyum olarak tayin ettirdiği Kemal Kılıçdaroğlu’nun “bayramlaşma” mitingi ile CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in “bayramlaşma” mitingi aynı saatlerde yapıldı.

Kılıçdaroğlu kuşkusuz ki kendi mitinginin zayıflığı ile Özel’inkine yönelik büyük ilgiye bakıp “galiba yanlış yaptık, bir an önce kurultayı toplayıp Saray’ın maşalığından kurtulayım” demeyecek.

Görevinin farkında ve Saray’ın önüne serdiği bütün imkânları sonuna kadar kullanacağını söyleyebilirim.

CHP seçmeni de tahmin edildiği gibi nasıl bir oyun oynanmak istendiğinin farkında.

İlginç olan şey demokrasinin yönünün, Rusya, Azerbaycan türü bir otokrasiye döndürülmesine CHP’ye oy verenler dışındakilerin gösterdiği tepkilerin cılızlığı.

Muhalefetteki partilerden en çok sesi çıkan İyi Parti oldu.

İktidar bloğunda da MHP lideri Devlet Bahçeli de nasıl bir oyunun içine çekildiğinin farkında olduğu için net bir tavır ortaya koydu.

Gerisi birer demeçle meseleyi geçiştirdiler.

Farkında değiller ki Saray’ın kurmak istediği yeni düzende kendilerine de asla yer olmayacak.

Normal olarak sosyal demokrat olduğunu söyleyen partiye, otokratik rejim böyle el koymaya kalktığında herkesin ayağa kalkmasını beklemek gerekir.

Mesela işçi sendikaları!

Bir genel grevden, uyarı grevlerinden filan söz edenini ben duymadım.

Bu CHP’nin ideolojik tezi ve siyasi pratiği arasındaki çelişkinin de bir sonucu.

Hem sosyal demokrat olduğunu iddia edeceksin hem de işçi sendikalarıyla kurduğun ilişki bu kadar yüzeysel bir ilişki olacak.

Bu ilişkinin bugüne kadar kurulup, derinleştirilememiş olmasının sorumlusu elbette Özgür Özel değil.

Bu, Deniz Baykal ile başlayıp Kemal Kılıçdaroğlu ile devam eden bir “politikasızlaşma” sürecinin sonucu.

Bu sonuç, partinin Baykal – Kılıçdaroğlu çizgisinde ideolojik olarak iğdiş edilmesiyle ilgili.

Özel’in partinin başına geçmesinden sonra kitleler ile mitingler üzerinden bir ilişki kurma çabası yaşandı, bunu yok saymıyorum.

Zaten partiye yönelik Saray darbesinin ardından İzmir ve Ankara’da büyük kalabalıkların Özel ve ekibinin arkasında durduğunu gösteren mitingler bunun bir sonucu.

Şimdi bu tablo bize bir dönüşümün başlatılabilmesinin işaretlerini veriyor.

Kılıçdaroğlu’nun kurultayı toplamayacağını, Özel de dahil kendisine tehdit olarak gördüğü kişileri partiden atacağını hatta bu kıyımın hapishanedeki belediye başkanlarına bile uzayacağını göreceğiz.

Kılıçdaroğlu, partinin kendisine teslim edilmesine karşı şükran borcunu Saray’a böyle ödeyecek ve seçim sürecine girene kadar da partiyi bırakmayacak.

Seçime de kendi adaylarıyla girmeyi tercih edecektir.

Bunları yapmayacak olsa böylesine hain sıfatını duymaya en başından razı olmaz, mahkeme tarafından kayyum olarak atandığı gün kurultayı hemen toplayacağını açıklardı.

Tarihteki bütün hainler gibi o da kendi hikayesini yaşayacak ancak seçimde rezil olduğunda duracak.

Bu durumda CHP’den tasfiye edilmek istenenler ne yapmalı?

Kişisel görüşüm şu ki “baba ocağını terk etmiyoruz” sözleri bir politika değil.

Evet siz terk etmek istemeyebilirsiniz ama Saray’ın maşası bunu zorla yapacak.

Seçime son derece kısa bir süre varken hızlı hareket etmek gerekiyor ve bu yeni bir parti için adımların hızla atılmasını gerektiriyor.

O süreçte Kılıçdaroğlu ve çetesini parti içinde yalnız bırakacak, belediyeleri ve örgütün bütün kademelerini de içine alacak büyük istifa dalgaları da örgütlenmeli ki muhalif seçmen, seçimde yöneleceği adresin neresi olduğunu görebilsin.

Geldiğimiz bu noktada hareketsizliği tercih etmek, partide kalacağız, kurultayı zorlayacağız hayali kurmak, peşin mağlubiyet olur.

Seçimi Saray’a bugünden teslim etmek anlamına gelir.

Bu sözleri duymaktan özellikle CHP’lilerin hoşlanmayacağını biliyorum ama önümüzdeki gerçek bu.

———————————-

Fetullahçılar darbeye kalkıştığında neredeydin?

Kemal Kılaçdaroğlu, bütün yandaş kanallardan canlı yayınlanan mitinginde “hesap sorduktan sonra kurultaya gideceğini” açıkladı ve partiden tasfiye etmek istediği insanları “FETÖ ajanı” olarak suçladı.

Öyle görünüyor ki TGRT’den sadece basın müşaviri değil, metin yazarı da transfer etmiş.

Kılıçdaroğlu’nun yerinde olsam bu FETÖ’cü meselesini hiç açmazdım.

Darbe girişiminden sonra bunun “kontrollü bir darbe” olduğunu söyleyenlerden biri de Kemal Kılıçdaroğlu idi.

Bunu hatırlarsınız.

Bir diğer gerçek ise Kılaçdaroğlu’nun, 15 Temmuz gecesi Atatürk Havalimanı’nda darbecilere ait tankların yanından geçerek Bakırköy Belediye Başkanı Bülent Kerimoğlu’nun evine gitmiş olmasıydı.

Kılıçdaroğlu bütün geceyi orada, televizyondan darbenin bastırılmasını izleyerek geçirdi.

Kılaçdaroğlu’nun televizonlardan TBMM’nin bombalanmasını izlediği saatlerde, TBMM’de CHP yöneticisi olarak Özgür Özel vardı.

Özel, 15 Temmuz 2016 gecesi, “darbeler Meclis’i kapatır” düşüncesiyle AKP’li yetkilileri arayıp, Meclis’i toplamayı ve Başkanlık Divanını hep birlikte oluşturmayı önermişti.

O gece 105 Milletvekili Meclis sığınağında olağanüstü toplandı ve Özgür Özel, bombalanan Meclis’te, görevinin başındaydı.

Kılaçdaroğlu eline tutuşturulan metni okumadan önce şöyle bir göz atmış olsaydı kendisi açısından daha iyi olurdu.

İnsanlar unutsa da arşivler darbe gecesi kimin nerede olduğunu gayet iyi hatırlıyor çünkü.

——————————-