t24.com.tr

NATO gözaltıları, bir şeyin tatbikatı mı?

Başta Cumhurbaşkanı olmak üzere bütün devletimiz NATO liderleri gelecekler diye tatlı bir telaş içindeler.

Gerçi bu tatlı heyecan dalgasının önemli bölümü Trump gelecek diye ama bunu açıkça söylemek yakışık almıyor tabii.

Devlet yetkililerimizin, “Netanyahu’nun ruh ikizi geliyor” diye çok mutlu olduklarını belli etmelerini zaten biz de istemeyiz.

Aslına bakarsanız Trump gibi sosyopat eğilimler gösteren tiplere, dışardan bakıldığında “yağcılık” gibi görünen muameleler yapılmasında bir sakınca yok.

Onunla bir işinizi görmek istiyorsanız, biraz pohpohlamanız çok yararlı olur.

Ama dozunu, ayarını iyi bilmek lazım tabii.

Çok aşırıya kaçarsanız da bu kez sosyopatın egosu iyice patlar, beklenmedik rezilliklere yol açabilir, aman diyeyim!

En iyisi “deli, deliyi görünce sopasını saklar” kıvamını tutturabilmektir.

Ankara’da teftiş temizliği olanca hızıyla sürerken diğer yandan da bazı T.C. vatandaşları beşer, onar gözaltına alınıyor, tutuklanıyor.

Sabaha karşı evler basılıyor, gazeteciler, öğretim üyeleri, sendikacılar, sivil toplum kuruluşlarında faaliyet gösterenler toplanıyor.

Görüntü biraz 12 Eylül sabahını andırıyor ama sanırım şimdilik politikacılara ilişmiyorlar.

Gözaltına alınan ve tutuklanan yurttaşlarımızın nasıl seçildiğini bilemiyoruz.

“Silahlı gizli örgüt” deniliyor ama ortada ne silah var ne de örgüt.

Bu iş başladığında genel kanı bu “meydan temizliğinin” nedeninin NATO toplantısı olduğu idi.

NATO liderleri gelecek, Ankara sokaklarında protesto filan olmasın, “elin gavuruna mahcup olmayalım” diye düşünüldüğü tahmin ediliyordu.

Ama gördük ki bu iş Ankara’da durmuyor. İstanbul’da İzmir de böyle bir dizi anlamsız gibi görünen gözaltı ve tutuklamalar yapılıyor.

Bu sadece üç büyük kentle mi sınırlı kalacak yoksa başka illerde de devamı gelecek mi bilmiyoruz.

Bildiğimiz şu ki evlerinden sabahın köründe toplanıp, özgürlüklerinden edilen insanlar beş benzemez.

Ortak özellikleri muhalif görünmeleri.

Bir başka bildiğimiz de şu ki ortada fol yok yumurta yokken bu insanları polisimizin, jandarmamızın elleriyle koymuş gibi evlerinden topladığı.

Demek ki “artık fişleme yok” dedikleri iş, yeniden başlamış; kim bilir, belki de zaten hiç bitmemişti.

Buna da acaba “devlet aklından” mülhem, “devlet refleksi” mi desek?

15 Ağustos 2013 günü o tarihte Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan, “fişlendik ama fişlemedik” demişti ama önemli değil.

Neler söylenmedi ki bugüne kadar?

Bütün bu tutuklamaların, ev baskınlarının nedeni sadece “NATO liderleri gelecek, protesto filan olmasın, mahcup olmayalım” olabilir mi?

Bu bana çok naif bir yaklaşım gibi geliyor.

Ayrıca NATO liderlerinin hepsinin kendi memleketinde de böyle protestolar filan oluyor, oralarda devlet yöneticilerinin bu nedenle yüzlerinin kızardığını filan hiç duymadık.

Yani zaten onların hepsi buna alışık.

Ayrıca NATO toplantısı Ankara’da. İstanbul’da, İzmir’de aynı operasyonların anlamı ne?

Bu acaba “ileride ne olur ne olmaz” diye tasarlanmış çok daha büyük bir planın bir parçası mı?

Bir “tatbikat” mı?

Devletimizi yönetenlerin Anayasa, kanun ve hukuk tanımazlıkları o noktaya geldi ki günün birinde bunların hepsini toptan yok saymaya kalkarlarsa oluşabilecek tepkilere karşı alınacak tedbirlerle ilgili bir tatbikat yapılıyor olabilir mi?

Olabilir de olmayabilir de tabii.

Ancak unutmayalım ki bu iş başladığından beri yaşadıklarımızın mantıklı bir tek açıklaması yok.

Türk hukukunda henüz işlenmemiş bir suçun yasaklandığı veya tehlikeli olduğu düşünülen kişileri toplumdan uzak tutmak amacıyla uygulanan bir “önleyici tutuklama” sistemi yok.

Birilerini tutuklayacaksanız bu sadece işlenmiş bir suç için ve o da yeterli delil ve tutuklamayı haklı kılacak sebep varsa mümkün olabilecek bir şey.

Buna rağmen insanlar evlerinden böyle toplanabiliyorsa, bunun daha büyük bir planın parçası olması ihtimalini göz ardı edebilir miyiz?

Konuyla alakası yok ama Cumhurbaşkanı’nın 15 Ağustos 2013 günü yaptığı konuşmayı hatırlayınca orada söylediği bir sözü aktarayım istedim.

O gün “er ya da geç kendini kudretli sanan Firavuna hesap soracak bir Musa çıkar” da demişti; çok beğenmiş, ezberlemiştim.

Meydanlarda “Eyyy Sisi” diye dört parmak havada bağırıldığı günlerdi; hey gidi hey!

————————————-

 

T24’e niye abone olmalısınız?

 

Bu sorunun aslında bir tek yanıtı var: Bağımsız gazeteciliğe destek olmak için!

Evet, abone olduğunuzda bunaltıcı reklam gösterimlerinden kurtulacaksınız.

T24 yazarlarını erken okuma hakkına ve T24 Yıllıklarının dijital arşivine ulaşabilir, her yıl düzenlenen T24 Konferanslarını online olarak canlı yayında izleyebilirsiniz.

Bunlar T24’e abone olmanın size sağlayacağı “ölçülebilir” yararlar.

Bir de hem tek tek biz bireyler açısından hem de toplumumuz açısından ölçülemeyen bir yararı var ki onu da yazının başında söyledim.

T24, 17 yıldır yayın hayatında. Bunun son 8 yılında da birlikteydik.

Okurken dikkatinizi çekmiş olabileceği gibi T24 haberlerinde sübjektif bir dil kullanmaz.

Buna karşılık yorumlar özgürdür.

Bizim işimiz gazetecilik yapmaktır.

Gazetecinin görevi bir kenarda durup, içinde yaşadığı topluma bir ayna tutmaktır. O aynadan yansıyan görüntü hoşumuza gitse de gitmese de orada durmaya, o aynayı tutmaya devam ederiz.

Görünür, görünmez, tedbir alınabilir ya da alınamaz bütün belalara rağmen gerçeklerin örtülemeyeceği konusunda ısrar etmek; biz gazeteciler için yaşam budur.

Türkiye sıkıntılı bir dönemden geçiyor.

Eskiden de demokrasimizin pek iler tutar bir tarafı yoktu ama onu bile mumla arar durumlara düştüğümüz zamanlardan geçiyoruz.

Karamsar bir insan hiç olmadım.

Başımıza gelen bütün belaları elbette atlatacağız.

Hayatta olduğumuz sürece bazı şeyleri değiştirmeye gücümüzün yeteceğini de biliyoruz.

Bir arada olduğumuz sürece, hiç tanımadığımız insanların dertlerini kendi derdimizmiş gibi hissettiğimiz sürece, kısaca insanlığımızdan ödün vermediğimiz sürece böyle olacak.

Atlatacağız.

Dünyada ve ülkemizde acılar olduğu sürece de söyleyecek sözümüz bitmeyecek.

T24 yerli ya da yabancı herhangi bir fon tarafından desteklenmiyor.

Bizim için asıl olan bağımsız gazeteciliğimizi sürdürmeye devam edebilmek.

Ancak bu artık her geçen gün daha da zorlaşan bir mücadele vermeyi de gerektiriyor.

Onun için sizlerden T24’e abone olmanızı, demokrasiye ve özgür basının önemine inanmış çevrenizdeki insanları, kurumları da buna yönlendirmenizi bekliyoruz.

Şimdi abone olmak için bu bağlantıyı tıklayabilirsiniz: https://t24.com.tr/abonelik

———————————