Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

28 Şubat çok hafif kaldı

Memleketin siyasal İslamcılarının yıllardır sergiledikleri marifetlere bakıyorum da “28 Şubatçılar ne kadar da naiflermiş” demekten kendimi alamıyorum.
Mesela hakimlere, savcılara, yüksek yargı mensuplarına “brifing” vermeyi akıl ettiler ama aynı savcıları ve hakimleri kullanarak Ergenekon – Balyoz gibi davalar icat etmeyi akıl edemediler.
Halbuki o tarihte böyle davaları kolayca açabilirler, sevmedikleri herkesi tıpkı AKP – cemaat ortaklığının yaptığı gibi yıllarca hapiste tutabilirlerdi.
Fethullah Gülen’e “terör örgütü” davası açtılar ama tek sanık Gülen olduğu için herkes “bu nasıl örgüt, tek kişilik örgüt mü olur” dedi.
Halbuki bakın İslamcıların aynı kişiye, aynı suçlamayla açtırdığı davada kaç tane “örgüt üyesi var.
Kafaları sadece “satın alınmayacak ürünler listesi” yapmaya çalıştı, kayyum atayıp şirketlere el koymayı akıl bile edemediler.
Ellerinin altında “vergi dairesi” bulunduğunu bile bilmiyorlardı. Bakın İslamcılara, vergi dairesi meğerse ne kadar büyük bir silahmış, anlayın.
Gece yarısı televizyon basıp, yayın kesmeyi de akıl edemediler, gazetelere, televizyonlara el koyup, gazetecileri sürükleyerek dışarı atmayı da düşünemediler.
Yaptıkları tek şey beğenmedikleri haberleri, yorumları bir klasör içinde toplayıp, şikayet etmek olabildi.
Dedim ya 28 Şubatçılar, siyasal İslamcıların yanında gerçekten çok naif kaldılar.
———————————-
 
Başbakan’dan gençlere tehlikeli öğütler
 
Başbakan Ahmet Davutoğlu, gençleri statükoyu reddetmeye ve devrimci bir ruhla hareket etmeye çağırdı.
Bakın gençler, ben söylemiş olayım, Başbakan’ın ipiyle kuyuya inmeye kalkmayın. Statükoyu reddeden ve devrimci ruhla hareket edenlerin başına olmadık işler geliyor, haberiniz olsun.
Başbakan’ın gençlere tavsiyelerini birlikte okuyalım, bir kaç notum var bunlarla ilgili.
Davutoğlu diyor ki:
“Statükoların peşinde olmayın, statükoların arkasına saklanan güç zehirlenmesini hiçbir zaman hayatınızda egemen kılmayın.”
Kimi kast ediyor dersiniz? Türkiye’de bugünkü “statükoyu” kim temsil ediyor olabilir?
İstanbul sermayesi mi? Asker mi? Jüristokrasi mi? Ana akım medya mı?
Bu yanıtlardan birini işaretlediyseniz sınıfta kaldınız, haberiniz olsun.
Günümüz Türkiyesinde statükoyu temsil eden bir tek kişi ve bir tek güç var: Recep Tayyip Erdoğan.
O ne derse öyle oluyor, Anayasal yetkilerinden daha fazlasını kullanabiliyor, ona “dur arkadaş, sınırını bil” diyebilecek bir güç de yok. İhaleleri kimin alacağına da karar veren o, kupon arazilere kim alış veriş merkezi yapacak sorusunun yanıtı da onda. Mesela üçüncü köprünün güzergahını da belirleyen o, o güzergah boyunca kimlerin arsa kapatacağına karar veren de!
Yani diyeceğim şu ki aman gençler, statükodan kaynaklanan güç zehirlenmesi içinde olan birisiyle mücadele etmeye kalkarsanız, karşınızda Recep Tayyip Erdoğan’ı bulursunuz, akıllı olun!
Başbakan Davutoğlu, gençlere şu öğüdü de verdi:
“Güç, ahlakla bezendiği zaman derinlik kazanır.”
Bu konuda fazla bir şey söylememe gerek yok. Yani diyor ki ne kadar güçlü olursanız olun, eğer hırsızlıklarınıza çocuklarınızı da ortak ediyorsanız o güçte derinlik olmaz!
Başbakan devam ediyor:
“Nesne, edilgen olmayın. Birisi size bir şey empoze ettiğinde, onun, o empoze karşısında durun, özne olma iradenizi ortaya koyun.”
Toplantıya katılanlar gerçekten terbiyeli gençlermiş, Başbakan’ın bu sözlerini duyunca birbirlerine onu işaret edip kahkaha atmamış olmalarından anlıyorum bunu.
__________________________
 
Ahmet Bey, o unvanlarınızdan utanmalısınız
 
Hürriyet’e saldıran magandaların başındaki tip, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun “gençlerle buluşmasını” düzenlemiş.
Gazetede fotoğrafı vardı, görmüşsünüzdür.
Başbakan ile maganda yan yana dizilmişler, alkış kıyamet şarkı söylüyorlar.
Bu fotoğrafa bakınca Ahmet Davutoğlu’nun gençlere hangi yüzle öğüt vermeye kalkıştığını düşündüm.
Yanındaki adam gazete binası basan, gazetecileri dövmekten söz eden, böyle yaparak bizlerin “dokunulmazlığını kaldırdığını” övünerek anlatan şiddete düşkün bir maganda.
Utanmadan marifetiyle övünmeye devam ediyor, “dokunmaya devam edeceğiz” diye küçücük aklıyla bizlere gözdağı vermeye çalışıyor.
Sizse koskoca profesör olmuşsunuz, adam gibi okullarda okumuşsunuz, entelektüelim diye dolanıyorsunuz, maiyette başbakanlık makamına kadar da yükselmişsiniz ve böyle bir tiple yan yana şarkı söyleyip, el çırpıyorsunuz.
Bu size hiç utandırıcı gelmiyor mu? Gerçekten bundan utanmıyor musunuz?
Kendi çocuklarınıza nasıl bir örnek olduğunuzun farkında mısınız?
Beğenmedikleri fikirleri savunanların camını çerçevesini indirdiklerini, gidip gazeteci dövdüklerini görseniz, bununla iftihar mı edeceksiniz ki magandanın yanında pişkin pişkin sırıtabiliyorsunuz?
Sonra kalkıp İslam’dan, güzel ahlaktan filan söz ediyorsunuz.
Allah, “profesör, Başbakan” filan demez bu magandalığı onaylayarak bu sözcükleri itibarsızlaştırıyorsunuz diye taş eder, ben uyarmış olayım!
—————————————-