Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Devletin dili İngilizce mi oldu?

ANAYASA değişiklikleri tartışmasında DTP’nin önerdiği “Türkçe resmi dil olsun” önerisini yurtdışından dönerken uçakta okudum.

Az öncesinde de “domuz gribi” nedeniyle alınan önlemler çerçevesinde her yolcuya birer adet form dağıtılmıştı.

Dağıtılan form ile “Türkçe resmi dil olsun” önerisi yan yana gelince içimden “evet” dedim, “Türkçe resmi dil olmalı”.

Form, Sağlık Bakanlığı tarafından bastırılmış. İyi düşünülmüş bir uygulama. Böylece, bindiğiniz uçakta şüpheli bir vaka çıkarsa, bakanlığın size ulaşması mümkün olabiliyor. Nitekim bu uygulamanın örneklerini ve başarısını değişik olaylarla gördük.

Ancak bir sorun var, o da “resmi dil” konusu ile ilgili.

Normal olarak ülkelerine giriş için benzeri formları kullanan ülkeler, formu kendi dillerinde bastırıyorlar.

Bilmeyenin okumasına olanak olmayan Rusça, Yunanca, Çince gibi Latin alfabesi kullanmayan ülkeler de dahil olmak üzere!

Altında da parantez için de evrensel dillerden biri ya da ikisiyle soruların açıklamasını koyuyorlar.

Bizimkisi ise tam tersi!

Republic Of Turkey Health Declaration Card yazısı üstte, parantez içindeki Türkçe açıklaması altta: (T.C. Sağlık Deklarasyon Kartı.)

Bütün sorular İngilizce, altındaki parantez içinde verilen açıklamalar Türkçe.

Şunu söylemek istiyorum: Üzerinde fırtınalar kopardığımız bir konuyu bile en başta devletin kurumları hiç ciddiye almıyor.

Devletin bastırdığı evraklarda Türkçe’nin “ikinci bir dil olarak kullanılması” bu konunun ne kadar ciddiye alındığını gösteren örneklerden biri sadece.

Adamına göre muamele olmasın

SAĞLIK Bakanı Recep Akdağ, kahvehane, bar ve lokantalarda da 19 Temmuz itibarıyla başlayacak sigara yasağının ertelenmeyeceğini söyledi.

Ve doğru yaptı!

Yıllar önce, uçaklarda sigara içilmesi yasaklandığında “Hadi canım” demiştim, “tiryakiler nasıl dayanır ki buna?”

Herkesin uzun uçak yolculuklarında bile buna dayanabildiğini gördük. Şimdi kemerleri bağlayın ışığı sönünce bir sigara tüttürmek kimsenin aklından bile geçmiyor.

Göreceksiniz ki ilk birkaç aylık sıkıntıdan sonra bu yasağa da uymakta zorluk çekmeyeceğiz.

Zararı bu kadar açık olan bir şeyi herkesin orta yerinde tüketmenin sadece kendimiz için değil, başkaları için de uygun olmayacağını idrak edeceğiz.

Sorun yasağı uygulamak zorunda olanların disiplin altına alınmalarıdır.

Eğer, birçok işimizde olduğu gibi “adamına göre muamele” bu işte de geçerli olacaksa, buna sesimizi hep birlikte yükseltmemiz gerekir.

Sigara içilmesine göz yuman işletmelerin, yasalara saygılı işletmeler karşısında haksız bir avantaj elde etmelerini önlemek ve bunun tedbirlerini sert biçimde almak da kamu yöneticilerimizin görevidir.

Özellikle stadyumlarda, devlet erkánının gözünün önünde sigara içilmesine müdahale edilmediğini de hatırlayalım.

Böyle bir ikili uygulama, yasağın bir daha konmamak üzere kaldırılması anlamına gelir.

Bir yasağı savunacağım daha önce hiç aklıma gelmezdi.

Ama bu yasağı savunmak ve uygulanmasını denetlemek zorundayız.

İyi işleyen sisteme dokunma

SABANCI Üniversitesi’nde uygulanan sistemin YÖK tarafından kaldırılmak istendiği haberini Radikal’de okudum.

Sabancı Üniversitesi, ABD’deki birçok üniversite gibi öğrencilerine üniversiteye girdikten sonra bölüm değiştirme hakkı tanıyor.

Liseyi bitiren bir gencin, hayat hakkında her türlü fikre sahip olmasını beklemek saçmalıktan başka bir şey değil.

Bu nedenle birçok öğrenci başlangıçta kendisi için uygun zannettiği bölümde okumayı sonradan istemeyebiliyor.

Eğer bölüm değiştirmek ile ilgili kriterlere uyuyorsa (yeni geçeceği bölümün zorunlu derslerini okumak, gerekirse bunun için 1 yıl kaybetmeyi göze almak gibi) öğrencilerin elinden bu hak neden alınsın?

Gazetedeki habere göre YÖK Başkanı da bu sistemin doğru olduğunu düşünüyor ancak “diğer üniversitelerde böyle olmadığı için eşitlik bozulmasın” diyerek sistemi değiştirmek istemediklerini söylüyor.

Bu sistem Sabancı Üniversitesi’nde 10 yıldır başarıyla uygulanıyor.

Marifet, bu başarılı yöntemi kaldırmak değil, uygulayabilecek durumdaki üniversitelere de yaygınlaştırmak olmalı.

Hatta bina, öğretim üyesi gibi sorunları olmayan başka üniversitelere de kendi seçecekleri modelleri uygulama izni verilmeli.

Üniversite eğitimini tek tip hale getireceğiz diye yüksek lise eğitimine çevirdik.

Bari iyi işleyen sistemler ile oynamayalım.