Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Fatih, Cerablus’tan Suriye’ye giriyor!

Duygusuz bir insan sayılmam ama hamasetten de hiç hoşlanmam.
İnsanları etkilemek, heyecanlandırmak için kahramanlık, yiğitlik öykülerinin, abartılarak anlatılması, her zaman kafamın bir yerlerinde alarm zillerinin çalmasına neden olur.
Şimdi bazı okurlar “solcusun tabii ondan” diyebilirler ki solcu hamasetten de hazzetmem.
Che Guevara menkıbeleri, devrimci türkülerle kendinden geçmeler de bana göre değildir.
Şöyle düşünürüm: Bir yerde hamaset varsa, akıl oradan hızla uzaklaşıyordur.
Akıl olmayan yerde de insanlar, dogmaların esiri olurlar, nasıl bir dünyanın içinde yaşamakta olduklarını unuturlar, farkına varamazlar.
Mercidabık’ın yıl dönümünde Türk Ordusu’nun bir ke daha Suriye topraklarına ayak basması karşısında takınılan genel tavır da böyle bir durum benim için.
Yine alarm zilleri çalıyor, kafamın bir yerlerinde engel olamıyorum!
Cerablus’un adeta kurşun atılmadan “fethi” ve arkasından gazetelerde okuduğum demeçleri filan bir araya getirince, bu işin sonunun o kadar da iyi olmayabileceğini düşünüyorum.
Zaten malum AKP goygoycuları, bir olayı çok fazla abartıyorlarsa, bilin ki sonunda bir bela vardır.
Bir sürü örneğini sayabilirim, en tazesi de hasreti dindirmesi için kollarını açıp bekledikleri Fetullah hocaları mesela.
Yere göğe sığdıramıyorlardı, şimdi bakın neler diyorlar.
Konumuza dönelim, ABD Başkan Yardımcısı Biden diyor ki, “Türkler, IŞİD’i temizlemek için ne kadar gerekiyorsa o kadar Suriye’de kalmaya hazırlıklı.”
Biden bir askeri uzman değil, birlikleri de teftiş etmedi, bu fikre sahip olmasının nedeni konuştuğu yetkililer olmalı. Cumhurbaşkanı, Başbakan filan yani.
“Türklerin” Cerablus operasyonunda eşlik ettikleri ve adına Özgür Suriye Ordusu denilen oluşum ile ilgili fotoğraflara baktım, haber filmlerini izledim, bunların IŞİD’i silip süpürecek bir güç olmadığı da açıkça görülüyor.
Terlikle zırhlı araç tepesinde dolaşan mı ararsın, ortada kimsecikler yokken elindeki silahla gök yüzünü tarayan mı?
Çölde savaşa giden asker, (tamam parmak arası değil ama) terlik mi giyer?
Öyle görünüyor ki ABD, IŞİD’i temizleme işini YPG – PKK’nın da tam olarak yapamayacağını gördü ve bölgede ayakta kalmış iki ordudan diğerinin de işin içine girmesini istedi.
Bölgedeki ayakta kalmış ikinci ordu olan İran ordusu, aynı işi Irak tarafında yürütüyor çünkü.
Ve artık boğazımıza kadar Suriye bataklığına girmiş bulunuyoruz, ne zaman çıkarız ve bu arada kaç vatandaşımızın ocağına ateş düşer, bilemiyoruz.
Bu işi çözmek, ABD için aslında çocuk oyuncağı oldu, devlet yöneticilerimize bir “Kürt kartı” gösterip, ikna ettiler.
“Sınırınızın güneyinde boydan boya Kürt devleti olur” diye ürkütüp, Türkiye’yi de, Suriye bataklığının içine tam olarak çektiler.
PKK gibi örgütler, zaten kullanılması en kolay olan örgütlerdir.
Türkiye’de PKK’nın kaybedeceğini bildiği bir savaşı büyütmek için her gün saldırmasının başka bir izahı var mı?
Deyim yerindeyse sopa Türkiye’de gösterildi, sesi Suriye’den duyuldu.
Türkiye Cumhuriyeti’nin Kürt paranoyası, PKK’dan önce de vardı.
“Zamanın ruhunu” kavrayamayan iktidarlar sayesinde PKK bu kadar büyüyebildi, toplumsal zemin kazanabildi.
Onun için şimdi Türkiye’de devleti yönetenleri böyle bir korkuyla gaza getirmek daha kolay.
Nitekim öyle de oldu ve Mercidabık’ın yıl dönümünde mehter marşlarıyla Cerablus üzerinden Suriye’nin fethi başladı! Kaderin tesadüfü aynı gün Yavuz Selim’in köprüsü de açıldı.
Bir kez daha hamaset zirve yaparken, akıl ortadan yok oldu.
Mercidabık’tan sonra Ridaniye de tekrarlanır mı bilmiyorum ama belli olan şu ki Mısır politikası da değişiyor.
“Bütün bunları üst akıl mı planlıyor, yoksa alt aklın başının altından mı çıkıyor” diye soracak olursanız yanıtım şu:
Ülkenin iç dinamiklerini (yani alt aklı) ihmal etmeyin ama paranoyak olmanız, takip edilmediğiniz anlamına gelmez, bunu da unutmayın.
—————————–
 
Demokratlar, şiddete karşı birleşmeli
 
61 Kürt aydının, ölümlerin ve şiddet eylemlerinin durdurulması çağrısının mürekkebi kurumadan PKK bir kez daha saldırdı.
Önceki gün Kemal Kılıçdaroğlu, iyi eğitimli bir askerin dikkati sayesinde ölümden döndü, dün sabah da Cizre’den acı haber geldi.
PKK, kazanamayacağını bildiği bir savaşı tırmandırıyor.
Kandil’deki savaş ağalarının, Türkiye’de kaç Türk, kaç Kürt ölmüş, yüz binler evsiz barksız kalmış gibi bir dertleri yok.
Varlıklarını buna borçlular ve ölüp giden insanlar umurlarında değil. Türk olsa da değil, Kürt olsa da değil.
Onun için 61 Kürt aydınının çağrısı önemlidir ve artık bölgedeki Kürtlerin de PKK’nın şiddet politikalarına karşı çıkmak gibi bir görevleri vardır.
PKK şiddetine karşı çıkmalılar ki, Türkiye’de bu meselenin demokrasi içinde ve medenice çözülmesini isteyen güçler ile el ele verebilsinler ve iktidarı da buna zorlayabilsinler.
Türkiye’nin siyasal İslamcıları ile şiddet yanlısı Kürt milliyetçilerine kalırsa, bu iş asla çözülemeyecek ve genç insanlarımızı, çocuklarımızı kaybetmeye devam edeceğiz.
Karşıda şiddet sayesinde varlığını koruyabilen bir örgüt varken, böyle bir hareketi başlatmanın zorluğunu ve risklerini tartışacak değilim, bunu hepimiz biliyoruz.
Ama ister Türk, ister Kürt olsun, demokrasi güçlerinin bir arada bu gidişe açıkça karşı çıkmaları gerektiğini de bilmek zorundayız.
61 Kürt aydın, bu bildiri ile böyle bir yola çıktılar. Onlara destek olmak, kendisine demokratım diyen herkesin görevi olmalıdır.
——————————-