Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Halk AKP'yi AKP askeri 'seçti!'

 Türkiye açısından Irak krizinin en önemli boyutunun Kuzey Irak’taki durum olduğunu herkes biliyor.

Kuzey Irak’ta 1974 yılından beri özerk bir Kürt yönetimi var. Körfez Savaşı’nın ardından bu bölgenin Bağdat’tan iyice koptuğunu, “ilan edilmemiş bir bağımsızlık” içinde davrandığını da biliyoruz.
TBMM’nin kabul etmediği tezkere öncesinde ABD ile yürütülen mutabakat görüşmelerinin en önemli tartışmalarının Kuzey Irak ile ilgili konular üzerinde yapıldığı da bir sır değil.
Bu bölgeye kaç Türk askerinin gireceği, Kürtlere ne tür silahlar verileceği, bu silahlarnın dağıtım ve toplanma esasları, bu dağıtım ve geri toplama işine Türk subayların gözlemci olarak katılmaları, savaş sonrası kurulacak federal yapının nasıl oluşacağı, Türkmenlerin hakları, Musul ve Kerkük’ün idaresi gibi birçok önemli konu…

Elimiz kolumuz bağlı
Tezkerenin kabul edilmemesinin bir sonucu olarak ABD ile bu konuda varılan mutabakatlar, tıpkı ekonomik yardım konusunda olduğu gibi masadan kalktı.
Önceki gece yarısından itibaren ABD’nin hava indirmesine başladığı, Kuzey Irak’taki havaalanlarına ciddi miktarda mühimmat ve malzeme indirildiği de dünün önemli haberleri arasındaydı.
İlk bilgilere göre bölgeye 6 bin civarında ABD askeri indirilecek. Bu da gösteriyor ki, Kürtler de bu harekâtta ABD’ye yardım edecekler. Bu amaçla silahlandırılacaklar. Buna ilişkin operasyonun başladığı da sızan bilgiler arasında.
Demek ki, Türkiye daha üç hafta önce çok hayati bir ulusal güvenlik sorunu olarak gördüğü bir konuya müdahil olabilecek durumda değil.
Ne silahların dağıtımına karışabiliyoruz, ne nasıl geri toplanacağına, ne de hangi silahların Kuzey Irak’ta Kürtlerin elinde bırakılacağına..
Gül ve Erdoğan hükümetlerinin bunu görememiş olmaları ancak basiretsizlikle açıklanabilir diye düşünüyorum.
Basiretsizlik, sadece bu tablonun öngörülememiş olmasında değil.

Ancak Türkiye’de olur
Bizler ve tüm dünya Türkiye’nin Kuzey Irak politikasının ne olduğunu, neyi amaçladığını Genelkurmay Başkanı’nın ağzından öğrenebildik.
Genelkurmay Başkanı, son derece özenle seçilmiş cümlelerle açık ve kolay anlaşılır bir şekilde Türkiye’nin politikasını açıkladı, önceki gün..
Demokratik bir ülkede, seçimle işbaşına gelmiş bir hükümetin görev yaptığı bir ülkede, bunu yapmak Genelkurmay Başkanı’nın işi midir?
“Evet, sözü edilen demokratik ülke Türkiye ise Genelkurmay Başkanı’nın işidir” diye yanıtlamak mümkün.

Kısacası, ‘askere emanetiz’
Çünkü hükümet, bir süredir anlaşılamaz bir şekilde bu konuda hareket etme ve görüş açıklama yeteneğini yitirmiş gibi görünüyor.
Kabul edilmeyen tezkerenin Türkiye için neden önemli olduğunu da Genelkurmay Başkanı’nın ağzından öğrenmiştik, Kuzey Irak’ta, Türkiye’nin izleyeceği politikanın ne olduğunu da onun ağzından öğrendik.
Öyle görünüyor ki hükümet bu konuda düşünme, gerekli adımları atma, açıklamaları yapma işini askere bırakmış.
Belli ki başka birçok konuda olduğu gibi, bu konuda da hükümet hazırlıksız ve ne yapabileceğini bilmiyor.
Bu duruma bakarak, bu son derece hayati konunun hiç olmazsa ciddi bir kurum eliyle yürütüldüğünü düşünerek rahatlayabiliriz.