Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

İndirim kimseyi tatmin etmiyor

 Doğalgaz fiyatlarında beklenen indirim önceki gece gerçekleşti ve fiyatlar yüzde 10 ile yüzde 26 arasında geriledi.

Bu indirimin kamuoyunu tatmin etmesini beklemek mümkün değil.
Çünkü kamuoyu daha hala yapılacak bir indirim olduğuna inanıyor ve bekliyor.
Yeni indirim, KDV oranının yüzde 18’den geriye çekilmesi ile sağlanabilecek. Milliyet’in yaptığı hesaplamalar KDV oranının yüzde 8’e çekilmesi halinde Hazine’nin vergi kaybının 600 trilyon lira dolayında olacağını ortaya koyuyor.
Hükümetin ‘Derviş kanadı’, vergideki bu kaybın uygulanmakta olan ekonomik programı ciddi ölçüde etkileyeceğini savunuyor. Bu vergi kaybını telafi edecek yeni vergiler konmadıkça bu indirimin yapılamayacağını düşünüyor.
Bunda da haksız değil. Çünkü doğalgazdaki yüzde 18’lik KDV’nin geriye çekilmesi yolunda atılacak adım, aynı şekilde elektrik, su ve toplu taşımacılıkta uygulanan KDV’nin de geri çekilmesine yol açabilecek.
Bu da yeni bir bütçe açığı demek.

Kümes ve kazlar!
Görüyorsunuz, Türkiye’nin tüm sorunları dönüp dolaşıp doğru dürüst ve adil bir vergi sisteminin bir türlü uygulanamamasına bağlanıyor.
Devlet, kendi yarattığı vergi adaletsizliğinin neden olduğu açığı kapatabilmek için daha da adaletsiz vergilere yöneliyor.
Türkiye’nin vergi sistemi, kümese kapatılan bir grup kazın yolunması olarak işliyor.
Eğer ücretli ve maaşlıysanız vergiden kaçış imkanınız yok. Yasalara uymak zorunda olan bir işletmeyseniz de aynı şekilde bütün kaçış yollarınız kapalı. Ancak bunların dışında kalmayı başarabiliyorsanız tüm ticari yaşamınız boyunca tek kuruş bile vergi vermeden yaşayabilirsiniz.
Bu durumda devlet için iki seçenek kalıyor: Ya doğrudan vergilere yüklenerek zaten yolunmuş kazları bir kere daha yolacaksınız ya da dolaylı vergilerle hiç vergi vermeyen kesimleri de kapsam altına almaya çalışacaksınız.
Bugün birçok temel ihtiyaç maddesinin yüksek oranlarda KDV’ye tabi olmasının nedeni de bu.

Hükümet cesur mu?
Kesin çözüm bütün kesimlerin vergi şemsiyesine ve kayıt altına alınmasından geçiyor.
Bir süre önce tamamen vazgeçilen ‘mali milat’ uygulaması bu yolda atılacak önemli bir adımdı. Ancak başta vergi vermemeye alışmış kesimlerin yükselen itirazları ve ekonomik kriz korkusu bu uygulamayı da belirsiz bir tarihe erteledi.
Vergilendirilmemiş kesimleri vergi altına alacak uygulamaların çok sancılı süreçlere yol açacağına hiç kuşku yok. Ancak bu sancılı dönemden geçmeden de gerçekten adaletli ve işleyen bir vergi sistemi kurmak da olanaksız.
Hükümet şimdi ciddi bir yol ayrımında. Ya bu adaletsiz uygulamayı sürdürmeye devam edecek ya da yeni vergi kaynakları yaratmak için vergilendirilmemiş, kayıt altına alınmamış kesimleri de kapsayan bir vergi reformu yapacak.
Türkiye’de kayıt altındaki kişi ve şirketlerin çok ağır bir vergi yükünü taşımak zorunda olduklarını biliyoruz. Demek ki yeni vergi sistemi bir yandan kayıt dışındakileri kapsam altına alırken diğer yandan da yüksek oranlı vergileri indirmek zorunda.
Bu tatsız ve güç işi yapmaya bugüne kadar hiçbir hükümet cesaret edemedi. Bakalım adaletsizlik bir kez daha her vatandaşın kafasına dank etmişken bunu yapabilecek cesareti gösterebilecek bir hükümete sahip miyiz?