Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Terörü bayrak direkleri lanetledi

 Dün bayraklarımızı yarıya indirdik. Gerçi Bayrak Kanunu’ndan habersiz birçok kurumda bayrakların yarıya indirilmediğine de tanık oldum, ama bu karara genellikle uyuldu.
Dün bir okuyucum Marmara’yı yerlebir eden ve çok daha fazla insanımızın kaybına yol açan depremden sonra bile neden bayraklarımızı yarıya indirmediğimizi sordu.

Depremin ertesinde, 18 Ağustos günü Türkiye’de ‘ulusal yas’ ilan edilmesi önerilmişti.
Depremin ilk anından itibaren dünyanın tüm ülkelerinden çığ gibi yardım yağdı, kurtarma ekipleri yardımımıza koştu. Deprem bölgesinin bir çok yerinde bugün, bizden binlerce kilometre uzakta yaşayan, bizleri hiç tanımayan insanların topladıkları sivil yardımların eserleri, evler, okullar yükseliyor.
O yardımları ve bizim için içleri parçalanan, bir şeyler yapmak için çabalayan insanları unutmamız mümkün mü?

Tepkiler aynı
Dün ajanslardan gelen fotoğrafları taradım.
Rusya’da bile bayrakların yarıya indirildiğini gösteren fotoğraflar.. Siyah matem bayrağı çekilmiş parlamento binaları.. Dünyanın neredeyse tümünde bayrak direklerine kadar yansıyan bir matem havası…
Bunun nedeni galiba ilan edilmemiş bir üçüncü dünya savaşı ile karşı karşıya olmamız.
New York ve Washington’da gerçekleştirilen saldırılar dünyanın her yerinde benzer bir tepki yarattı.
Hükümetler, bu ortak tepkiyi dillendirmek için salt demeçlerle, açıklamalarla yetinemediler. Ortak bir jestle terörü lanetlemek ihtiyacını hissettiler.
Herkes gördü ki terörün egemen olduğu bir dünyada hiçbir hükümetin iktidarından söz etmek mümkün değil.
Bayrakların tüm dünyada yarıya indirilmesinin ardındaki neden bu olmalı.
Yoksa, bizim insanlarımızın değersiz, Amerikan vatandaşlarının daha değerli olmalarından değil..

Anti terör bilinç oluşuyor
Benzeri bir durum NATO’nun aldığı ortak savaş kararının altında da yatıyor.
NATO anlaşmasının 5. maddesi, üyelerden birine yönelik bir saldırı karşısında, bunun diğer üyelere de yapılmış bir saldırı sayılacağını hüküm altına alıyor.
Nitekim, daha önce Türkiye, Suriye ve İran’dan da destek gören PKK terörününe karşı böyle bir girişim başlatmış ancak bu NATO üyeleri arasında destek görmemişti.
Hatta Almanya gibi ülkeler, NATO anlaşmaları çerçevesinde Türkiye’ye satılan silahların bile PKK’ya karşı harekatlarda kullanılmaması gerektiğini savunacak kadar ileriye gidiyorlardı.
Oysa PKK terörü de bir NATO üyesine karşı gerçekleşiyordu ve pakt üyesi olmayan bazı ülkelerce destekleniyordu.
NATO’nun son kararının Türkiye’nin tezlerindeki haklılığını ortaya koyduğunu söyleyebiliriz. Ancak, bu bilincin Amerika dışındaki ülkeler söz konusu olduğunda da geçerliliğini koruyacağına ilişkin yorumları da biraz erken buluyorum.
NATO Genel Sekreterliği’nin ve AB’nin bulunduğu Belçika’da, Fehriye Erdal’ın salt ‘suikastte kullanılan silah otomatik olmadığı için’ terörist sayılmayabileceği yolunda bir eğilimin uzun süre egemen olduğunu da unutmayalım.
Dün Belçika mahkemesi Fehriye Erdal’ın yargılanması yönünde karar verdiyse, bunda üç gün önceki büyük terör eyleminin yarattığı etkinin de rolü var.
Ortak bir anti terör bilinç, tüm dünyada yeni oluşmaya başlıyor.