Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Benim çocuğum yapmaz

 Amerika Teksas’ta Houston kentinin polis müdürlüğü, genç suçlular arasında bir araştırma yapmış. Araştırmanın sonuçları “Geleceğin suçlusunu yetiştirmenin en basit kuralı” başlığı altında toplanmış.

Önce hep birlikte Divan Oteli’nin bir yayınından aktardığım, bir çocuğu geleceğin suçlu adayı haline getiren kuralları okuyalım:

1 – Daha küçükken çocuğa istediği her şeyi vermeye başla! Bu şekilde o bütün dünyanın onun geçimini sağlamak zorunda olduğuna inanacaktır.
2 – Kötü sözler söylediği zaman gül. Böylece o kendisinin akıllı, başkalarının aptal olduğuna inanacaktır.
3 – Ona manevi ve ahlaki hiçbir eğitim verme. 21 yaşına gelince kendisi karar versin diye bekle.
4 – Yerde bıraktığı her şeyi kaldır: Kitapları, ayakkabıları, elbiseleri… Onun için her şeyi sen yap ki o bütün sorumluluklarını, başkalarına yüklemeye alışsın.
5 – Onun önünde sık sık kavga edin. Bu sayede bir gün aile parçalanırsa o da o kadar şaşırmayacaktır.
6 – Çocuğa istediği kadar harçlık ver. Hiçbir zaman kendi parasını kendisi kazanmasın. Hayatta karşılaştığın güçlüklerle onun da karşılaşmasının ne anlamı var ki?
7 – Yiyecek, içecek ve konforla ilgili bütün arzularını yerine getir. İstediklerini yapmamak tehlikeli soğukluklara neden olabilir.
8 – Komşulara, öğretmenlere, polislere karşı daima onun tarafını tut.

Bu maddeleri okuduktan sonra bir an için nefesimi tutmak zorunda kaldım. Sanıyorum, aynı şeyi küçük, çocuk sahibi tüm ana babalar yapmak zorunda kalacak.

İtiraf etmeliyim ki çocuğumu yetiştirirken yukarıda yazılı hatalı davranışların bir bölümünü ben de gösteriyorum. Arkadaşlarımın da benzer tavırlar içinde olduğunu izliyorum.

Bizler gerçekten çok büyük hatalar yapıyoruz. Belki kendimiz yeterince “büyümeden” çocuk sahibi olduğumuz için, belki de mensubu olduğumuz orta sınıfın bütün hastalıklarını içimizde taşıdığımız için, gözbebeklerimizin gelecekteki hayatlarını mahvedecek küçük adımları attığımızın farkına bile varmıyoruz.

Onları merkez alan bir evren kuruyoruz. Ve bu evrenin içinde onu pamuklara sararak, dış dünyanın gerçeklerinden tamamen uzakta yetiştiriyoruz. Her istediklerini emir telakki ediyor, her kusurlarında sevimli bir yön buluyoruz.

Küçük bencil canavarlar yaratarak, onları hayatın aslında zorluklarıyla birlikte yaşanması gereken bir şey olduğunu öğretmeden yetiştiriyoruz.

İleride bu kızlarla oğlanların büyüyeceklerini, birlikte yeni hayatlar kuracaklarını aklımıza bile getirmiyoruz.

Kendisini dünyanın merkezi olarak gören iki insanın nasıl olup da ortaklaşa bir hayat kurabileceklerini, hayatın güçlükleriyle birlikte nasıl savaşabileceklerini düşünemiyoruz.

Elbette böyle yetiştirilen bütün çocukların geleceğin suçlusu olacağını iddia etmiyorum. Bir insanı suçlu hale getirip toplum dışına itecek başka etkenlerin de bulunduğunu biliyorum.

Ama yine de içimden bir ses toplum olarak gelecekte hiçbir şeyden mutlu olmayacak çocuklar yetiştirmekte olduğumuzu söylüyor.

Biz esas olarak çocuk sevgisi ile çocuğa teslim olmayı birbirine karıştırıyoruz.

H. Jackson Brown Jr. ana babaların sorumluluğunun çocuklarına bir yol çizmek değil, bir yol haritası vermek olduğunu söylüyor.

Bunu söylerken de ekliyor: “Asla ‘benim çocuğum böyle bir şeyi asla yapmaz’ demeyin.”

Sanıyorum bizim problemimiz vereceğimiz haritanın en iyisini seçmeye çalışırken, çocuğumuzun neler yapabileceğini göremiyor olmamızdan ileri geliyor.