Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Bırakın atları, koşsunlar

 Bundan on ay kadar önceydi. Milliyet Haber Ajansı’nın Manisa’dan geçtiği haber ve fotoğraflar elimize ulaştığında ne gördüklerimize, ne de okuduklarımıza inanmak istemiştik.

Manisa’da bir tren vagonuna yasadışı bir örgüt ile ilgili sloganlar yazdıkları iddia edilen 12 lise ve orta okul öğrencisi, İzmir DGM’de yargılanacaktı.

Hepsi çocuk denecek yaştaki kız ve erkek öğrencilerin yakınlarının iddiaları tüyler ürperticiydi.

“Sanıkların” gözlem altında tutuldukları sürece inanılmaz işkencelere uğradıkları, dövüldükleri, vücutlarına elektrik verildiği, cinsel organlarına şiddet uygulandığı, taciz edildikleri söyleniyordu.

Haberi bir iki kaynaktan daha araştırdık ve Posta Gazetesi’nde manşet yaptık.

Ertesi gün tüm Türkiye bu inanılması güç olayla çalkalandı.

Gözlem altında tutulan çocuklara “fena muamele” yaptıkları saptanan bazı polisler hakkında yine İzmir DGM’de süren bir de dava açıldı.

İki gündür Radikal’de izlediğiniz gibi dava 10 aydır sürüyor. Türk yargı tarihine en küçük siyasi tutuklu olarak geçmeyi başaran M.G. artık tutuksuz yargılanıyor.

Gözaltındayken gördüğü “fena muamele”yi şöyle anlatıyor:

“Emniyetin dördüncü katındaydık. Marşlar söyleniyor, küfür ediliyordu. Hayalarımı burktular. Ayak parmaklarıma elektrik verdiler. Dizlerime vurdular. Tazyikli su sıktılar…”

MG ile birlikte tutuklanan ve son duruşmada onunla birlikte tutuksuz yargılanmasına karar verilen 16 yaşındaki A.M.B.’nin anlattıkları da farklı değildi. Düğmeleri açılmış, göğsü sıkılmıştı. Tecavüz korkusuyla kendisine yöneltilen tüm suçlamaları kabul ettiğini söylüyordu.

Bu çocuklar tam on ay boyunca işlemediklerini ısrarla söyledikleri bir suç yüzünden hapishanede kaldılar.

Çocuklara kötü muamele yaptıkları iddiasıyla 70’er yıl hapis istemiyle yargılanan 10 polis memurunun ise tutuklanmasına gerek görülmedi. Onlar mahkemeye dışardan devam ediyorlar.

Çocuklara kıymayın
Devam eden bir yargılama ile ilgili olarak elbette bir yorum yapmamıza imkan yok.

Ama yargılamaya yön veren yasalarımız için aynı şeyi yapmak zorunda değiliz.

14-15 yaşındaki çocukların, yaşlarına özel mahkemelerde yargılanmaları için bir başka ülkenin vatandaşı mı olmalıyız?

İşkence yaptığı iddia edilen polisine güvenip onu tutuksuz yargılayan devlet, küçücük çocukların tutuksuz yargılanmaları halinde Türkiye’yi ateşe vereceklerinden mi korkuyordu?

M.G.’nin dün muhabirimiz Şafak İnce’ye anlattıklarını gazetemizin birinci sayfasındaki haberde ve devamında okumuş olmalısınız.

Psikolojiden azıcık anlayan birisi bile, işkencede ve cezaevinde geçirdiği kötü anların M.G.’de yaşamı boyunca silinmeyecek izler bıraktığını görebilir.

İşkence görmüş yetişkinlerin bile ciddi bir psikolojik desteğe ihtiyaç duydukları hep bilinen bir gerçek. Peki M.G.’den ve arkadaşlarından böyle bir desteği esirgememizde ne gibi haklı bir yön bulunabilir?

Küçük M. muhabirimize en çok “atları ve kartalları”ı sevdiğini söylemiş.

Artık ülkemizin tahrip edilen doğasında kartallara rastlamak çok kolay değil. Ama, bu sözlerinin anlamını daha iyi kavrayabilmek için at yetiştirilen haralardan birine uğramak yeter.

Ayakta durmalarını zor sağlayan cılız bacaklarının üzerinde bir oraya bir buraya nasıl heyecan içinde koştuklarını, kırları ve dünyanın uçsuz bucaklığını keşfetmek için nasıl bir telaş içinde olduklarını orada kolayca görebilirsiniz.

Tansu Hanım, Necmettin Bey, Deniz Bey, Mesut Bey çocuk yetiştirmenin ne demek olduğunu, bir çocuğun bir aile için neyi ifade ettiğini gayet iyi biliyor olmalılar.

Günlük iktidar kavgalarından kafalarını birazcık kaldırmalarını ve çocuklarımızı hiç olmazsa insanca yargılayabileceğimiz bir düzeni kurmalarını istemeye hakkımız var diye düşünüyorum.