Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Gözler savcılıkta

Egebank’ın Bayraktar Grubu’ndan Murat Demirel’e devri sırasında banka kaynaklarının hortumlanmasına ilişkin tespitler Hazine’den sorumlu Devlet Bakanlığı tarafından bir yazıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na iletilmişti.

Suç duyurusu niteliğindeki bu yazı daha sonra bankanın merkezinin bulunduğu Şişli İlçesi Cumhuriyet Başsavcılığı’na iletildi.
Radikal’de dün bu olayın gelişmesini okudunuz. Hatırlayacaksınız suç duyurusunun yapıldığı tarih ile bankanın Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na devredilişi arasında geçen 6 aylık sürede herhangi bir dava açılmamıştı. Konuyla ilgili davanın bankaya el konulmasından yaklaşık bir ay sonra açıldığını biliyoruz.
Hazine’nin suç duyurusunun 6 ay süreyle herhangi bir işlem görmeden nasıl olup da bekleyebildiği konusuyla ilgileniyoruz bugün de.. Ayrıntılı bir haberi bugünkü Radikal’in manşetinde bulacaksınız.
Şimdi aydınlatılması gereken başka sorularla karşı karşıyayız:
Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı neden suç duyurusu kendisine ulaşınca dava açmadı? Suç duyurusu idari soruşturmanın tamamlandığını, Bankalar Yeminli Murakıpları’nın incelemelerini yapıp, yasaya aykırılıklar saptadıklarını gösterdiğine göre başsavcılık neden harekete geçmedi?
Başsavcılık o sıralarda değişen Bankalar Kanunu’nu gerekçe göstererek davayı açmakta gecikiyor. Kanunun 24. maddesi Üst Kurul’dan izin alınmasını gerektirdiğini belirtiliyor. İlginç olan durum şu: Aynı kanun kurulun faaliyetinin 1 Eylül 2000 tarihinde başlayacağını da söylüyor. Yani savcılık kanunda adı yazılı olan ama henüz faaliyete geçmemiş, ortada binası bile olmayan bir ‘kurul’a yazı yazıp, izin istiyor.. Öte yandan ocak ayında kurulun oluşmasından 8 ay önce dava açılabiliyor.
Adalet Bakanlığı’nın ve Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın bu gecikmeyi herkesi tatmin edecek şekilde açıklamasında yarar var. Savcılık kurumu, hukuk sistemimizin en önemli kurumlarından biridir ve böyle bir olayla şaibe altında kalması affedilemez.
Bugün Radikal’de yer alan bir başka haber Egebank soyguncularına nasıl vakit kazandırıldığına ilişkin.
Bankaya el konulduğuna ilişkin kararın Resmi Gazete’de yayımlanış tarihi 22 Aralık 1999. Merkez Bankası Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun, Murat Demirel, ablaları ve sağ kolu Gökalp Baştürk’ün malvarlıklarına tedbir konulmasını istediği tarih 30 Aralık 1999.
Bu sekiz günlük ‘gecikme’nin biz vergi mükelleflerine maliyeti 5 milyon Amerikan Doları. Bugünkü kurla 3 trilyon 300 milyar liradan fazla bir para.
Bu gecikme nasıl açıklanabiliyor? Bankaya el konulduğu gün mahkemeye malvarlıklarına tedbir kararı için neden başvurulmadı? Egebank için bu kadar geciken fon yönetimi, el konulan öteki bankaların sahipleri için hangi tarihte malvarlıklarına tedbir kararı aldırdı? O bankalar için de bir gecikme var mı? Vergi mükelleflerine bu gecikmenin maliyeti nedir?
Sorular her geçen gün artıyor. Yanıtını bulduğumuz her soru yeni soruların gündeme gelmesine yol açıyor. Bütün sorular yanıtlandığı zaman Türkiye’nin gerçek bir depremle sarsılacağını göreceğiz. Gerçekleri görmemiz için üzerimizdeki çatıyı yıkacak bir deprem!