Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Meclis'in siyasi meşruiyeti

 İtalya’da mafya soruşturmalarının en .önemli isimlerinden birisi olan savcı Scarpinato, Türkiye’ye geldiğinde bir yemekte birlikte olmuştuk.

Scarpinato o günlerde yeni ortaya çıkan Susurluk skandalının nasıl çözülebileceğine ilişkin sorularımızı yanıtlarken bir hususun altını önemle çizmişti.

Scarpinato’ya göre sadece çetelerle değil, devletteki her türlü usulsüzlük ve yolsuzlukla mücadele etmenin önündeki en önemli engelin yasama dokunulmazlıkları olduğunu söylüyordu.

Ona göre İtalya’da eski Başbakan Craxi’yi hapse yollayan soruşturmalar, kamuoyu baskısı nedeniyle Başbakan Andreotti’nin kendi dokunulmazlığının kaldırılmasını kabul etmesiyle ivme kazanmıştı. Türkiye’ye de aynı şeyi öneriyordu.

Seçimlerden önce, hem o günlerde Başbakan olan Tansu Çiller, hem de anamuhalefet lideri Mesut Yılmaz da aynı kanaatteydi. Deniz Baykal ve Bülent Ecevit de seçim öncesi açık oturumlarında devletin neredeyse her kademesine bulaşmış yolsuzluk belasından kurtulmayı, milletvekili dokunulmazlığının sınırlandırılması ile ilişkilendiriyordu.

Önceki gece geç saatlere kadar süren TBMM toplantısında da bu liderler aynı görüşlerini savunmaya devam ettiler. Ancak söylediklerinde pek samimi olmadıkları, en azından kendi parti gruplarına bu konuda hakim olamadıkları oylama sonucundan açıkça anlaşılıyor.

Refah Partisi’nin bu konudaki tutumu ise üzerinde önemle durmayı gerektiriyor.

Bilindiği gibi önceki gece tartışılan Anayasa değişikliği önerisi esas olarak yasama dokunulmazlığını muhafaza ediyor. Milletvekillerinin kürsü dokunulmazlıklarını koruyor, siyasi faaliyetleri nedeniyle belirttikleri görüşleri nedeniyle yargılanmalarını önlüyor.

Dokunulmazlığın sadece adi suçlarla ilgili olarak kaldırılmasını ve bu konuda yargı yetkisini Yargıtay’a vermeyi öngörüyor.

Refah Partisi’nin bu öneriye karşı çıkıp bununla da kalmayarak Meclis’te militanca mücadele etmesi, bu partinin yolsuzluklarla aslında ne derece iç içe olduğunu ortaya koyan iyi bir kanıt.

Bunun da ötesinde konu, Meclis’in siyasi meşruiyeti ile de yakından ilişkili.

Bir meclis, yürürlükteki yasal koşullara göre seçilmiş de olsa, toplumdaki esas etkinliğini kamuoyu nezdindeki desteğinden alıyor.

Milletvekilleri “nasıl olsa 5 yıl için seçildik” görüşünün ardına saklanıp, kulaklarını halkın isteklerine kapadıkları zaman Meclis toplumsal prestij kaybına uğruyor.

Türk halkının genel eğilimi, milletvekillerinin işledikleri suçlar nedeniyle yargı önüne çıkarılmasının önündeki engellerin kaldırılması yönünde. Çünkü halk da yolsuzluklarla mücadelede yasama dokunulmazlıklarının kötüye kullanıldığını artık görüyor.

Bu nedenle Meclis’ten çıkan karar, aslında milletvekilleri eliyle TBMM’nin toplumsal desteğinin yok edilmesi anlamını taşıyor.

Meclis, önümüzdeki hafta yapılacak yeni toplantıda bu konudaki tutumunu değiştirmediği takdirde bu kez ciddi bir siyasi meşruiyet sorunuyla karşı karşıya kalacak.