Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Polisin silah kullanma yetkisi

Antalya’da bir suçluyu kovalayan polis memurunun açtığı ateş sonucu komşusunda oturmakta olan masum bir kadın hayatını kaybetti.
Bu olay polisin görev başındayken silah kullanması ile ilgili eski tartışmaları yeniden gündeme getiriyor.

Polis Vazife ve Selahiyetleri Yasası, emniyet görevlilerine suçluların takibi sırasında silah kullanma yetkisi veriyor.
Geçtiğimiz yıllarda verilen bir mahkeme kararı bu yetkinin kullanımını ‘önce iki kez uyarı, sonra silah kullanma’ çerçevesine almıştı.
İlk bakışta polisin kendisinden kaçmakta olan suçlulara karşı silah kullanmasının eleştirilecek bir yönü yok gibi görünüyor. Uyarılara rağmen kaçmaya devam eden suçlulara karşı silah kullanımı görevin bir parçası.
Ancak burada hassas bir çizgi var.
Bu çizgi esasen ‘meşru müdafaa’ kavramıyla örtüşüyor.
Emniyet görevlilerinin silah kullanma yetkilerini bu çerçeve içinde değerlendirmek gerek.
Yani kaçmakta olan suçlu, kendisini takip eden emniyet görevlilerine karşı silah kullanıyorsa, polis, kendisine yönelik saldırıyla orantılı ve bu saldırıyı durdurmaya yetecek şiddette bir yanıt vermek hakkına sahip.
Bir parçası olduğumuzu her fırsatta tekrarladığımız Batı dünyasında da genel kabul gören yaklaşım bu.
Polisin suçluyu durdurma amacına yönelik olarak silah kullanma yetkisi, meşru müdafaa sınırları içinde değerlendiriliyor. Bu bakımdan polisin önce havaya ateş açması, bu da yetmiyorsa kaçan suçluyu durdurmaya yetecek bir yaralamayı hedefleyerek ateş etmesi öngörülüyor. Bunun dışındaki şiddet kullanımı birçok ülkede ‘cinayete teşebbüs’ suçunun sınırları içinde değerlendiriliyor. (Örneğin kaçan suçlunun arkadan ve belden yukarıdan vurulması bu kapsama giriyor.)
Antalya’daki olayın görgü tanıkları polis memurunun, çocukların da oyun oynadığı kalabalık bir sokakta suçluyu hedef alarak yatay ateş açtığını ileri sürüyorlar. Antalya Emniyeti ise polisin havaya ateş açtığını, seken kurşunun bu talihsiz kazaya neden olduğunu savunuyor.
Emniyet müfettişlerinin yapacakları tahkikat hangi iddianın gerçek olduğunun saptanmasını sağlayacak. Bu bakımdan bu yazı şu an için kimseyi suçlama amacını taşımıyor.
Ancak olayın sonuçları, bir vatandaşımızın hayatını kaybetmesi, polisin silah kullanma yetkisinin kullanılması konusunu olduğu kadar polisin eğitim düzeyi sorununu da gündeme getirmemizi gerektiriyor.
Silah kullanma yetkisi son derece geniş olan bir kurumun mensuplarının bu yetkiye yakışır bir eğitim alıp almadıklarına bakmak gerekiyor.
Antalya’daki talihsizlik bu bakımdan birçok dersler çıkarmamızı gerektiriyor.
Emniyet’te ciddi bir reorganizasyon çabası içinde olan İçişleri Bakanlığı’nın silah kullanma yetkisinin sınırları ve personelin bu konuda eğitimi için çağdaş modelleri inceleyip yeni bir düzenleme yapmasını bekliyoruz.
Türkiye’de masum insanların maç kutlayan magandaların kurşunlarına hedef olmalarına alışmıştık. Bunlara bir de acemi polis kurşunu eklenmesin..