Mehmet Yakup Yılmaz Body Wrapper

Susurluk Raporu kamunun malıdır

 Başbakanlık Teftiş Kurulu’nun devlet içindeki yasadışı oluşumları inceledikten sonra hazırladığı rapor şu anda Başbakan Mesut Yılmaz’ın ve onun “uygun gördüğü” kişilerin elinde.

Bundan sonraki aşama, raporun tümüyle kamuoyuna açıklanması ve eksiksiz olarak konuyu soruşturan savcılıklara iletilmesi olmalıdır.

Raporun belli bölümlerinin “devlet sırrı” gibi muğlak, sınırları açıkça tanımlanmamış gerekçelerle kamuoyunun ve hukuk sistemimizin dışında bırakılması, Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik hukuk devleti olma yolunda bugüne kadar kaydettiği gelişmelere ters düşer.

Sorun esasen bazı kişilerin kendilerine verilen görevlerin yasal sınırlarına uymamalarından kaynaklanmaktadır.

Yetkilerin kötüye kullanılması ve yasalarımızda açıkça suç olarak tarif edilmiş eylemlerin gerçekleştirilmesidir.

Gizlilik gerektiren her eylem eninde sonunda devletin kendi çizdiği yasal sınırlar içinde olmak zorundadır.

Devletler kendi varlıklarına yönelik yasadışı hareketlere karşı mücadele ederken mafya gibi davranamazlar, kendi elemanlarını mafya tetikçisi gibi kullanamazlar. Bu her şeyden önce “devlet” olmanın bir gereğidir.

Anayasa’daki “Demokratik, laik, sosyal hukuk devleti” tanımı, her şeyden önce devletin hukuk dışı eylem ve işlemler içinde bulunamayacağının altını çiziyor.

Anayasa’ya uymak, yasadışı bazı faaliyetleri “devlet sırrı” örtüsünün ardına saklamamayı da gerektiriyor.

Susurluk Raporu, Türk kamuoyunda bu olayın yarattığı derin izler nedeniyle esasen kamunun malıdır.
Ve Başbakan, kamuya ait bu raporun bir bölümünü kendine saklamak, istediği kısmını açıklamak hakkına sahip değildir. Ettiği milletvekili yemini de bunu gerektirir.

Başbakan, raporu eksiksiz açıklamak, süren davalarda da kullanılması için tümünü savcılıklara vermek zorundadır.